Umarım, bilmediğimi yazarım…
Robert Creeley

Ne güzel demiş Mr.Creeley!

Biraz Mevlana tarzı gelir bana hep onun kaleminin bir ucu… Geleceğe dair çok emin ve keskin beklentileri vardır ama aynı anda da umutsuzlukları. Garip bir yapısı vardır kaleminin benimde en çok hoşuma giden tarafı aslında.

Neden bu kadar çok insan ve bilgi taşıdığımı bazen ben de soruyorum kendime çünkü en iyi bildiğim şeyleri unutur hale geliyorum bunları harmanlarken.

Gerçekten beynimin işleyişini aynı eve hırsız girince avazı çıktığı kadar çığlık atan alarm sesine benzetiyorum. Komik gelebilir ama bir şarkının melodisi bile bana tanıdık geliyor sanki uyurken ( yarım-komada ) bana dinletilen ses gibi diyorum. Tabii ki imkânsız bu ama işte siz öyle kabul edin. Çok fazla fizik ve realite için eleştiri oku almayayım durduk yere. İnanmıyorsanız bir nöroloğa danışabilirsiniz diyebilirim ancak.

Yazı yazarken mükemmel görünen bir cümleyi çıkarmak gerçekten zordur. Ve bir türlü önüme verilen bir taslağı zorunlu olarak yazmayı yetenek olarak görmemem bundandır. İyi yazarlar asla emir alarak kariyer yapmamalı hatta maddi beklentileri olmamalı desem yeridir. Ben genellikle yazılarımı kelimelerle birleştirip resmin bütününü ortaya koyup, böyle yazmaya çalışıyorum.

Mr.Creeley’den bir düz yazı tadında bir şiir size, belki beni daha iyi anlarsınız.

“Bir tılsımın ve mucizenin erdemlerini unutursak ölmüş demektir içimizdeki aşk.”

Yani geç kalırsan ile başlayan her türlü tehlikeye açık olan aşk bu işte…
Yani bunları yazdıktan sonra altına satırlarca yazı yazabilirim ama dediğim gibi kelimeler bende puzzle etkisi yaratır doğal hali ile. Bir kelimenin bin dilde karşılığı bir milyon tane bile olsa sadece bir tanesi bile yeter beni alıp götürmeye. Bütünü oluşturan hazzı verdikten sonra gerisi gayet kolay…

Buna bir yen-geç olmamın etkisi tabii ki muazzam. Ama kelimeler birbirine bazen öyle yakışıyor ki, aynı iki aşığın kavgasında en son söylenecek şeylerin ilk cümleler olması gibi kolay dökülüyor. En son da söylenecek kelimeler değil, âşıklar yakışıyor yanlış anlaşılmasın!
Ne örnek ama!

Bilmediğin şeyler dediğin zaman, bana nedense “insan” dedirtiyor bu soru kalıbı.
İnsan!
Biliyor muyum?
Asla bilmeyeceğim.
Her yeni insan, yeni bir lisan olacak…
O zaman bilmediğim bir şeyi nasıl yazacağım…

Mutlak suretle ne kadar kaderci olmasam da bir tarafımın kadere verdiği itimat ile şu andan bile belli tanışacağım yeni kimlikler.
Öyle ki bunlar için sadece yer-zaman iklimini “an” içinde ki müdahaleler değiştiriyor. Gayet iyi biliyorum bir yerde olacakları ve her nedense gene de bilmezlikten gelme hakkını kullanmak daha çekici kılıyor yaşanacakları.

Tahminlere de çok fazla yer yok artık olması gerektiği hali ile karşılanacak olan yaşanacak…

İşte böyle akıyor gidiyor her kelime hayat akışına uyumlu olarak… Bir yerde birileri doğuyor ve aynı anda ölüyor. İstemesek de doğaya uyumlu büyüyoruz bazen sert, bazen de yumuşak adımlarla.

Okuduğunuz her yazı mutlaka bir yaşanmışlığı temsil ediyor. Ve her kelimenin kalpte manası büyük desem haksızlık etmiş olmam kendime. İyi analiz ettiğime inandığım bütün eksi ve artıları kâğıda dökebiliyor olmama şükürler olsun.

O zaman sıkı durun yakında umuyorum ki sizi ağlatmayacağım bir kitap geliyor. Aynı bebek gibi…
Beni okuyan herkese teşekkür ederim.
İnanın ki bütün eleştiriler benim için bu platformda çok değerli…
Hepsini inanılmaz dikkate alıyor ve biriktiriyorum.

Kendinize güzel bakın…

Ne alaka olur bilemiyorum ama ekleyeceğim şarkıyı iyi dinleyin…

Bugünde böyle!

 

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir