İNSAN AYIKLAMAK

Hayatınızdan bazı insanları çıkarmanız, onlardan nefret ediyorsunuz anlamına gelmez. Kendinize saygı duyuyorsunuz anlamına gelir.
Yasemin Öztürk

Gereksiz ağırlıkların hayatlarımızda bize ne çok şey öğrettiğinden dem vurmayacağım. Zaten hayat okulunda öğrenmek sonsuz…
Sadece hayatınızdaki gereksiz kalabalığın bazen çok gürültü çıkardığını inzivaya geçtiğinizde daha net görebildiğimiz için, insan ayıklamakta mahsur yok.
Zamanında sevdiğim biri çevremdeki kalabalığın bir süre sonra azalacağını ve bunu ister istemez benim yapacağımı söylediğinde, dehşete düşmüştüm. Ama haklıymış “biri”. Ancak kelin ilacı olsa başına sürer misali kendi için yapamadıktan sonra insan bunu başkalarına kolaylıkla akıl verebiliyor.

Neyse ki sayesinde birçok sahne ve görüntüye şahitlik ettiğim çoktur. Ama konu biri ile arayı soğutmaya geldiğinde biz kadınlar bunu kolayca yapamıyoruz. Duygusal yaratılışımız bize ters gelen her duyguya karşı duruyor. Ama ne zaman ki karşınızdakiler bunun gerçekleşebilmesi için bizlere altın tepsi de fırsat sunuyor, o zaman işler yolunda gidiyor.

Bazen insan çocuk olmayı da özlüyor. Ne de olsa çocukken kalbinin saçma sapan bir şeye kırılması buna aynı oranla, saf sevgiyle gidip arkadaşına tekrar sarılmak. Bunların hepsi de saf. Ama yetişkinlikte bunları yavaş yavaş kaybetmeye başlıyoruz. Böyle yapsak yaşımızın insanı olmuyoruz. Eleştiri okları direk üstünde. Ama ben gene de iyi niyetle düşünerek hep aynı şeyi söylerim. Küsmek çocukluktan gelen bir eylemdir, iyi tarafından bakınca aslında karşınızda ki insanın içinde halen büyümemiş bir çocuk olduğunu da görürsünüz. Ama iş ve aşkta bu her zaman yapıcı olamıyor. Beklentiler ve menfaatleri karşılayamadığınız da saha dışı kalıyorsunuz.

İşte tam da bu noktada resme tersinden bakın. Başrol siz değilsiniz başkaları ve bu insanların hayatınıza katamadıklarını düşününce insan ister istemez artık iyi hatıraları hatırlamak istiyor. Aslında bu hala karşınızda ki kişiye verdiğiniz değerden kaynaklı.

Ama bununla yetinmeyip size verdikleri yükler bir yana aynı zamanda da zarar vermeye başlıyorlarsa lütfen kendinize duyduğunuz saygı adına onlardan kurtulun. Sonuçta kimse kavga ederek birbirini hayatından çıkarmak zorunda değil. Bunun her koşulda olumlu yolları var. Belki bugün yaptığınız şey için size ileride minnettar kalacak. Tabii ki “ben merkez” ‘den çıkabilirse.

İnsan biriktirmek kadar insan ayıklamakta var hayatta. Ve bunun kimseye bir zararı yok hatta faydaları var. Bunu önce kendinize saygı duyduğunuz için yapın. İnsanların kendilerine verdiği değer eşittir karşısındakine de verdiğidir.

 

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

2000’lerden sonra toplumsal erozyon ve kronikleşmiş toplumsal hastalıklar iyice su yüzüne çıktı ve sosyolojik bozukluklar oluştu ülkede.

Ülkenin en büyük sorunu ekonomi, eğitim değil.

Önce insanlığımızı ve vicdanımızı kazanmamız gerekir.

Beyinlerin açılması lazım.

Kendi kusurlarını örtmek için sizin kusurlarınızı önünüze seren, karşınızda ki “ben merkezci” kişiyle vedalaşma vakti….

Çocukluktan maalesef bu şekilde yetiştiriliyor insanımız ve yetişkinliğinde etrafındakileri sahte kişilikleriyle zehirlemeye başlıyor.

Hadi yerleri değiştirelim ve bir de işin bakış açısında ki yönü, kim bilir “o” senin yerinde olmak için neler vermezdi.

O yüzden unutmayın ilişkilerde ki temel duygu yoğunluğu güvenmekten geçer, güven tek kullanımlıktır ama yenilenebilir karşılıklı olarak.

Hayatınızda ki başrolleri eleştirerek değil de aynı tuzlu suya biraz daha su katıp tadını açtığınız gibi olumlu hali ile karşınıza alın, inanın iyi gelecektir.

 

 

 

SEVGİLERİMLE,

MERVE♥

 

#listentoyoursoul
#blog
#bloggers
#instablogger
#lifestyleblogger
#wonderwoman
#worldismine
#worldisyours
#dontforgettohappy
#keepwriting
#writers
#writergram
#writersmind
#writergirl

Mistakes are a part of being human.
Appreciate your mistakes for what they are: precious life lessons that can only be learned the hard way.
Al Franken
💄
Hatalarımız biz olmanın bir parçası ve ruh ile bileşen en değerli noktaya hükmeden hislerin öğretmeni…
Hataya sığınmak değil onu bütünüyle kabullenmektir gerçek özgürlük. Her insan hata yapabilir ve neredeyse hepimiz aynı defolara sahibiz. Sarsıntı anında hayatımıza en doğru şekilde yön verebilmek mümkün olmadığı zamanlar da hatalarımız en güzel rehberimiz olacaklar…

VE DE;
Bırakmayı öğren!
Hayatında ki her şey seninle kalmak zorunda değil!

Merve
♥️

#listentoyoursoul
#blog
#bloggers
#instablogger
#lifestyleblogger
#fashionblogger
#makeupblogger
#wonderwoman
#worldismine
#worldisyours
#dontforgettohappy
#keepwriting
#writers
#writergram
#writersmind
#writergirl
#aboutmyblog

Unutulan her şeyin bir anlamı vardır. Kimse “bilerek” unutmaz. Kızmayı bırak, anlamaya çalış.
💗
Sonuçta unuttuğun şeylerde aynı kalmaz. Kalsalardı bu seçimi yapar mıydın?
Aynı kibrit misali görünüşüne aldanma bir alev parlamasına bakar kül olması… Neye niyet edersen ona kısmet olsun hayatında ki her yeni sayfan. Alevlenip kül olmaya değil yüreğinde seni acıtmadan, ateşiyle sevebilen bir kalbe emanet et kendini…

Bugün kendine bir iyilik yap ve kuruttuğun gülleri de çöpe at.
Bekleyen her şey zamanla solar…

Zamanında çalmadığın her kapı bir gün önünde beklediğin kapın olur.
Yarın için geç kalma desem de bunu okuyan herkesin bir geç kalmışlığı muhakkak vardır. Her kim samimiyetin bir merhabadan ileri gitmeyeceğine inansa da bir gün o merhabanın yerini çok başka duygular alır.

Zamana bıraktığın her güzel şey o süreçte solar ve çürür. Yarın belki çok geç olmuş olabilir. Bunlar mümkün. Kendine inan önce. İç sesini dinle her zaman sana doğruyu o söyler.
Yanlış yaptığın şeyleri bile yapmanın bir sebebi olması bundandır. İç sesine güven. Bunun dışında ki bütün dış sesleri kapat. Onlar senin hayatını bilemezler.

Şunu da aklından çıkarma, bazen istemediğin bir şeye son vermek için, istemediğin bir şey yapman gerekir. Ve bütün dış sesler bunun doğruluğuna sana bir özür borçlu olduklarında inanırlar.
Sen önemlisin.

Diğerleri sadece diğerleri…

Sevgilerimle,
MERVE♥

 

#ANGEL
#ARETHAFRANKLIN

#listentoyoursoul
#blog
#bloggers
#instablogger
#lifestyleblogger
#fashionblogger
#makeupblogger
#wonderwoman
#worldismine
#worldisyours
#dontforgettohappy
#keepwriting
#writers
#writergram
#writersmind
#writergirl
#aboutmyblog

Don’t try to be different. Just be good. To be good is different enough.
Arthur Freed

#arthurfreed
#arthurfreed✏️
#brainyquotes

Farklı olmaya çalışayım derken, kötü özelliklerini ortaya çıkarmıştı kişi… Hâlbuki sadece iyi olsaydı yeterince farklı olacaktı zaten. Bir tek bunu anlamamıştı… Sorun değildi eninde sonunda anlayacaktı ve şükür ki hayat böyle bir şeydi işte.
Yaşasın kendin olmak!

MERVE♥

 

#blog
#bloggers
#instablogger
#lifestyleblogger
#fashionblogger
#makeupblogger
#wonderwoman
#worldismine
#worldisyours
#dontforgettohappy
#keepwriting
#writers
#writergram
#writersmind
#writergirl
#aboutmyblog

Life always gives us a unique opportunity when we step outside our known zones.
#ExperienceOfLife

At every age and stage of life we should be ready to enhance our intellectual skills.
#experienceoflifetime❤️

These experiences can sometimes give once in a life-time opportunity to move ahead in life.
#experienceoflife🛫

Experiences also make you tough and aware of the various happenings around you.
#experienceoflife♥

So always try to be a learner and experience life with a positive and an enthusiastic attitude.
🖤👍🏻

MERVE♥

 

#sundayvibes
#blog
#bloggers
#instablogger
#lifestyleblogger
#fashionblogger
#makeupblogger
#wonderwoman
#worldismine
#worldisyours
#dontforgettohappy
#keepwriting
#writers
#writergram
#writersmind
#writergirl
#aboutmyblog

 

 

Life Lessons

 

“Don’t be afraid of your fears. They’re not there to scare you. They’re there to let you know that something is worth it.”
C.JoyBell C.

Life teaches us that at some point we will be faced with things that absolutely terrify us. Losing someone we loved, losing our job, moving away from home, … etc.
We can’t escape fear so we have to learn how to face it and walk with it.

Kısa Kısa…

Uzun zamandır yazılarımı İngilizce edit edip etmeme hakkında karar veremiyordum. Belli bir kitleye hitap etmektense ortak dilde hitap etmek daha doğrusu tabii. Ancak Türkçenin ne kadar zengin ve birden fazla anlamı taşıyan deyimsel cümlelerini düşününce yazıları tam olarak çeviri yapmak yerine günlük yazılar yazalım dedim…

Instagram ve Facebook üzerinden kısa ve alıntılara ilave ettiğim kendi cümlelerimle oluşan günlük yayınlar yapıyorum uzunca bir süredir.
Hadi dedim artık bunu da burada paylaşma zamanı geldi…♥

SEVİLERİMLE,

MERVE♥

 

 

#gotit
#fallandupthenlearned
#bebravebeyou
#bravesoul
#listentoyoursoul
#blog
#bloggers
#instablogger
#lifestyleblogger
#fashionblogger
#makeupblogger
#wonderwoman
#worldismine
#worldisyours
#dontforgettohappy
#keepwriting
#writers
#writergram
#writersmind
#writergirl
#aboutmyblog

 

3 MAYMUN

Geçenler de bir mağazanın ev bölümündeydim ve dikkatimi küçükten büyüğe 3 adet heykel çekti. En küçüğü “duymadım, ortancası “bilmiyorum”, büyük olanı da “görmedim” diye duruyordu karşımda. Hemen alıyorsun dedim ve aldım. Çünkü bu aralar kendimi en çok bu üç cümleyi ezberler halde buluyorum. Tamam dedim Merve bu bir işaret hemen al.!
Alındı!

Şu an karşımda duruyorlar! Eğer bir Lea onları kırmazsa kendimi yaşlanınca taşıyacağım eve de benimle gelecekler…

Merak ediyorum nedir bu 3 Maymun hikâyesi? Neden 3 ve neden Maymun?

E tabii soruyoruz bir bilene…
Hepimiz, birisi elleri ile gözünü, birisi kulaklarını diğeri de ağzını kapatmış olan üç maymun figürlerini biliriz. Olaylara karışmak istemeyen anlamına gelen bu üç maymun, üç maymunu oynuyor gibi deyimleşmiştir.
Japon halk kültürüne ait olan bu üç maymun, Mizaru, Kikazaru ve Iwazaru isimlidir.

Çok eski zamanlarda, bir dağda yaşayan iyi bir maymun kral varmış. Diğer dağda şeytan yaşarmış. Maymun kralın, çok yaşlı ve akıllı üç tane danışmanı varmış.

Diğer dağda bulunan şeytanı gören ve işitenler taş kesilir, sonsuza kadar lanetlenirmiş. Üstelik maymun krallığı, bir sürü felaketler yaşayarak yıkılacakmış.

Bu danışman yaşlı maymunlar, bir gün ormanda gezinirken şeytanla yüz yüze gelmişler. Biri görmemek için gözlerini, diğeri işitmemek için kulaklarını tıkamış. Üçüncü ise, şeytanı hem görmüş, hem duymuş bu sırdan bahsetmemek için ağzını kapamış. Taşlaşacaklarını düşünerek, bir ağacın altında beklemeye başlamışlar. İlerleyen saatlerde kralı ve halkı tehlikeye atmamak için, ellerini oradan hiç çekmemeye karar vermişler. O zamandan bu güne insanlar, gözlerini, kulaklarını ve ağızlarını kapatmışlar, insanların çıkarı için gördüklerini ve duyduklarını bir sır olarak saklamışlar.

Üç maymun on yedinci yüzyılda Japonya’da, ülkedeki iç savaşı bitiren komutan Tokugawa’nın anısına 1636 yılında yapılan anıtın önünde ağaçtan oyulmuş şeklinde yapılmıştır.

Kutsal ahırlara bekçilik yapsın diye konulmuş oldukları düşünülmektedir. Maymunların Japon kültüründe özel yerleri vardır. Hatta maymunlar günü dedikleri belirli günlerde, onlara dualar okunur ve ayinler düzenlenir.

Vadjra Düşüncesi

Üç maymun figürüyle ilgili bilgiler bununla bitmiyor. İlk olarak Japonya’da ortaya çıkan üç maymun figürünün felsefesinin 8. yüzyılda Hindistan’da ortaya çıktığı ve Budist rahipler tarafından Çin’e, daha sonra da Japonya’ya geçtiği düşünülmektedir. Hindistan’da ise üç maymun felsefesi Vadjra düşüncesine dayanıyor: Görmezsek, işitmezsek, konuşmazsak şeytan da bize dokunmaz, işimize karışmaz. Vadjra üç gözü ve birçok eli olan mavi yüzlü korkunç bir Tanrı’dır. Tahmin edeceğiniz üzere elleri ile sürekli ağzını, gözlerini ve kulaklarını kapatır. Bu şekilde insanlara şu mesajı verir: Kötülüklere bulaşmayın. Belki de bu mesaj sözle bu kadar dikkat çekici olmazdı. Göze hitap eden ve akılda kalan üç maymun figürü bu mesajın insanlar üzerinde etkileyici olması için iyi bir yöntem.

Ancak görülüyor ki bu deyim günümüze kadar çok farklı şekilde ulaşmış çünkü şu anda kötülüklere bulaşmama anlamında değil de kötülükleri görmezden gelme ve söylememek anlamına geliyor. Kim bilir, belki Vadjra da kötülüklere bulaşmayın derken bunu söylemek istememiştir.

Gelelim 3 Maymun Rolüne…
Bildiğiniz senaryolardan değil ve bu rolü kapmak için sırada bekleyen yüzlercesi yok… Aslında hayatın temel kurallarından biri. Huzurlu ve kendi içinde yaşamak isteyenlerin tercih ettiği davranış şekli. Tabii bazen görmedim-duymadım-bilmiyorum kısmını gördüm ama boş ver, duydum ama hoşuna gitmez, bilmiyorum ama ile başlayan cümleler ile tamamlayanları da sıklıkla hayatlarımızda ağırlıyoruz. Yani bu davranış şekli karşımızdakinin zaman zaman oynadığı rolden çok kendini ne kadar maymun ettiği ile de alakalı. Bunlardan o kadar çok var ki yüzüne değil de arkadan oldukça konuşmayı seven insancıklar olarak tanımlasam yeridir.

Sorsanız felsefe ile uzaktan yakından bağı yok, bir tane kitap almışlığı yok hatta ama kendisi baya felsefi bu anlamda. Yani hep söylenen şey felsefesini öğren ve taklit etme demek buradan geliyor bir nevi. Bizler neyi nasıl gördüğümüzü kendimize göre yorumlayabilen ve inanan varlıklarız burada sıkıntı yok. Ama eğer anlattığımın aksine bir tavır içindeyseniz ne görmediğinizi, duymadığınızı ne de bilmediğinizi konuşmamak durumundasınız.

Aksi takdirde görmezlikten geldiğiniz olayları bir yerde konuştuğunuz zaman siz 3 değil maymun olmuş oluyorsunuz. Asla kendinize bu kötülüğü yapmayın. Ya bilin ya da hiç bilmeyin. Bunun arası asla yoktur. Olan arası da halk dilinde ve kültürel olarak kötü algılanır.
Rahmetli Uğur Mumcu ne güzel yazmış,

“Gözlerin açıksa göreceksin. Kulağın sağır değilse duyacaksın. Ellerin kesik değilse uzanacaksın!”
(yeni ortam, 20 ocak 1975) / çağın suçu)

See no evil
Hear no evil
Speak no evil

 

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

Kaynaklar
www.mailce.com/uc-maymun-hikayesi.html

Eylül
Ve
Rosh Hashanah

Eylül, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 9. ayı olup 30 gün
çeker. Arapça eylûl, Süryanice “üzüm” anlamındaki aylûl’den gelmektedir. Hristiyanlar bu aya “istavroz ayı”, “haç ayı” ya da Karadeniz’de değiştirilerek “istavrit ayı” derler.

#vikipedi
Vikipedi, hayatımın en özgür ansiklopedisi…

Gregoryen takvim Jülyen takviminin yerine Papa XIII. Gregory tarafından yaptırılan takvim. Milad’ı tarih başlangıcı ve Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüş süresi olan 365 gün 6 saatlik zamanı “1 yıl” olarak kabul eder. Dünyada en yaygın olarak kullanılan takvimdir.
#vikipedi

Elül ( İbranice : אֱלוּל , Standart Elül Tiberian ʾĔlûl ), Yahudi uyruk yılının on ikinci ayı ve İbrani takviminde dini yılın altıncı ayıdır. 29 günlük bir yaz ayı. Elul genellikle Ağustos-Eylül aylarında Gregoryen takvimde gerçekleşir.
Elul ayı boyunca, Yüksek Kutsal Günlere giden bir dizi özel ritüel vardır. Rosh Hashanah’dan önceki güne kadar ( sabahın ilk günü) Rosh Hodesh Elul’dan her sabah Şabat’ı ( Şabat hariç) üflemek gelenekseldir.

Patlamalar, kişinin ruhlarını uyandırmak ve onu Yüksek Kutsal Günler için hazırlayacak olan ruhsal arayışa başlamak için ilham vermek içindir. Bu hazırlığın bir parçası olarak Elul, bazen zor olan bağışlama ve bağışlama sürecine başlamanın zamanıdır. Ayrıca her gün Mezmur 27’yi, Rosh Hodesh Elul’dan Sukkot’ta ( Tishrei’de) Hoshanah Rabbah’dan ezberlemek de alışıldık.

Shofar’ın üflenmesinden başka Elul sırasında yapılan diğer önemli ritüel uygulama, ya her sabah Pazar gününden önce Rosh Hashanah’tan hemen önce başlayan selichot (özel tövbeli dualar ) ya da Pazar gününün başlaması dört gün selichot alamazsa Daha sonra bir hafta önce Pazar ( Ashkenazi geleneği) veya Elul’un ( Sefarad geleneği) tüm ayı boyunca her sabah. Ashkenazi Yahudileri, Selichot’un ilk gününde gece yarısı (gece 12:00) ve sabah ışığı arasında cumartesi gecesi özel bir hizmetle selichot’ın okunmasına başlıyor.
Birçok Yahudi, geçmişte bizi daha tam yaşamak için bize ilham veren geçmişi hatırlamak ve onurlandırmak için ay boyunca sevdiklerinin mezarlarını da ziyaret eder.

Bir başka toplumsal gelenek ise, Elul’un ayı boyunca yazılan tüm mektupların, alıcının iyi bir yıl geçirmesi dileğiyle başlamak ya da bitirmektir. Standart kutsama, ” K’tiva VaHatima Tova ” (“iyi bir yazım ve kararın mühürlenmesi”) anlamına gelir; bu da kişinin iyi bir yıl için Hayat Kitabına yazılması ve mühürlenmesi anlamına gelir. Gelenek, Rosh Hashanah’a göre, her insanın önceki ya da önceki yıllardaki eylemlerine dayanarak iyi ya da fakir bir yıl için yazıldığını ve hatalar ya da zarar için kefaret etmedeki samimi çabalarını öğretir. Yom Kippur’da, bu kader “mühürlendi”.

Yahudi yeni yılı, Rosh Hashanah ( İbranice : רֹאשׁ הַשָּׁנָה ), kelimenin tam anlamıyla “yılın başlangıcı (aynı zamanda kafa)” anlamına gelen Yahudi Yeni Yılıdır . Bu tatil için İncil adı Yom Teruah ( יוֹם תְּרוּעָה ), kelimenin tam anlamıyla “bağırarak veya patlatma günü” dir. Kuzey Yarımküre’nin ilk sonbaharında meydana gelen Levililer 23: 23-32 tarafından belirlenen Yahudi Yüksek Kutsal Günlerin ( יָמִים נוֹרָאִים Yamim Nora’im . “Günler Awe”) ilkidir.

Rosh Hashanah, Yahudi medeni yılının ilk ayı olan Tishrei’nin ilk gününde, ancak dini yılın yedinci ayında başlayan iki günlük bir kutlamadır. Bu, Yahudiliğin öğretilerine göre yılın başlangıcına işaret ediyor, çünkü İbranice İncil’e göre ilk insan ve kadın olan Âdem ve Havva’nın yaratılışının geleneksel yıldönümünü ve Tanrı’nın dünyasındaki insanlığın rolünü başlatıyor. Tek bir laik düşünceye göre tatil, Güneydoğu Asya ve Kuzeydoğu Afrika’da ekonomik dönemin başlangıcına kadar zamanını tarım döngüsünün başlangıcına işaret ediyor.
Rosh Hashanah gelenekleri, İbranice Kutsal Kitabın Yom Teruah’ta “gürültüyü yükseltmek” için reçetesini takiben, Tevrat’ta öngörüldüğü gibi, shofar’ı ( çukurlu bir koçboynuzu) seslendirmeyi içerir. Onun rabbinikal gelenekleri sinagog hizmetlerine katılmak ve teshuva ile ilgili özel ayini okumak ve şenlikli yemeklerin tadını çıkarmaktır. Simgesel gıdalar yemek artık tatlı bir yeni yıl uyandırmak umuduyla bal içine daldırılmış elma gibi bir gelenek.

O zaman
SHANA TOVA!

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

Kaynaklar
Yazının tamamı Vikipedia’dan alıntıdır.

Uzun Uzun…

“Rosh”, “kafa” için İbranice bir kelimedir, “ha”, kesin makaledir ve “shanah”, yıl anlamına gelir.
Böylece “Rosh HaShanah”, yeni yılın Yahudi gününe atfen “yılın başı” anlamına gelir.

“Rosh Hashanah” terimi şu andaki anlamıyla Tevrat’ta görünmemektedir. Leviticus 23:24 yedinci ayın ilk gününün festivaline ” Zikhron Teru’ah ” (“boynuzları üfleme” ile [a] hatıra “); Leviticus’un “ שַׁבַּת שַׁבָּתוֹן ” ( shabbat shabbaton ) ya da sondan bir önceki Sabbath ya da meditatif dinlenme günü ve “Tanrı’ya kutsal bir gün” olarak da değinilmektedir. Bu sözler, Mezmurlar’da anma günlerine atıfta bulunmak için yaygın olarak kullanılır.

Sayılar 29: 1, Yom Teru’ah festivalini çağırıyor , (” Günah [üfleme]”) ve İshak’ın Bağlanması gibi bir dizi konuyu sembolize ediyor, böylece İshak’ın yerine bir koç kurban ediliyordu. Ramses dâhil olmak üzere hayvan kurbanları, yapılacaktı.

Hashanah terimi Hezekiel 40: 1’de İncil’de bir kez görülür, burada genellikle “yılın başlangıcı” anlamına gelir veya muhtemelen Yom Kippur’a bir atıftır.

Ayrıca Nisan ayında İbranice ayına değinebilir, özellikle Exodus 12: 2, Exodus 13: 3-4 ışığında, daha sonra Nisan ayında yeniden isimlendirilen Aviv’in bahar ayının “yılın ilk ayı” olduğu belirtilir. “ve Hezekiel 45:18 ” ilk ay “, kesin olarak Nisan’a, Hezekiel tarafından düzlüğe getirilen, Fısıh Bayramı’na Siddur ve Machzor’daki Yahudi dua kitaplarında Rosh Hashanah da “Yom Hazikaron” (anma günü) olarak anılır, ilkbaharda aynı adı taşıyan modern İsrail bayramı ile karıştırılmamalıdır.
İbranice Rosh HaShanah, Müslümanların İslami Yeni Yıl için verdikleri isim olan Arap Ras as- Sanah’la etimolojik olarak ilişkilidir.
Gıdalar
Rosh Hashanah yemekleri genellikle tatlı bir yıl sembolize etmek için bal içine daldırılmış elma içerir. Sembolik bir anlamı olan diğer yiyecekler, bir balığın başı gibi yerel minhag (“özel”) ‘e bağlı olarak sunulabilir (namazı sembolize etmek için ” başımız olsun, kuyruk olmasın”).

Umutlar olmasa yarının ne anlamı olur ki?
Ne kadar karanlık olursa olsun mutlaka ışığın önüne çıkacaktır. En zor gecelerin sabahları olduğu gibi.
İnsan bedenine hâkim olamadığı zamanlar da bile uyku en güzel sığınaktır.
Ben hep hayal kurarım uyumadan önce. Çünkü bir türlü sonunu bitiremeden uyuya kalırım. Bu benim uzun zamandır bulduğum en iyi uyku modu.

Ayrıca bir kaçıştan çok yeni bir güne aydınlık günaydın demek anlamına geliyor benim için. Her gün, her sayı, her mevsim başka… Ben hepsinde başkayım. Asla aynı kalmıyor ve değişime kapılarımı artık zor da olsa açık bırakmayı öğrendim.

Değişim demişken;
Umut etmezsen kapkaranlık bir sabaha daha uyanırsın. Gözlerini her geceye kapadığında yarının olmayacağı ihtimalini de bilip, ışığı dilemek en güzeli. İşte değişim böyle başlar insanın içinde.

Bir şeyler artık seni tatmin etmediğinde arayışa girer ruhun. Karanlık bile olsa orası asla arayış bitmez. Taa ki onu bulana kadar.
Ne olursa olsun hayat bildiği gibi gelecek ve yarın yeni bir gün olacak… Nefes alırken, bu bedenin içinde kıpırdayan her bir hücrenin sağladığı yaşamsal güç bizlere, her niteliği verse de bazen elimizden bir şey gelmiyor. Öylece orada oturup beklemekten başka bir seçenek yok…

Ama aslında var!
Ruhun kendini beslediği bütün duygular kendini suya bıraktığında istese de istemese de katiyet ile yolunu bulacaktır. Buna her durum örnek olabilir.

İçinde geçen zamanın bile tutamadığı o karmaşık düzen bir şekilde bildiği gibi ilerliyor… Ne sözler, ne kelimeler yetmiyor bir şeyleri değiştirmeye…

Zaman ilerliyor… Ve aslında zaman kısıtlı…

Tam da bu noktada gidiş-dönüş bileti yakmadan oturacağın bazen de değiştireceğin koltuğunu iyi seçmen gerek. Korkularından ve endişelerinden arınarak kendini teslim etmen gerek. Mucizelere inanmak bizim doğamızda var. Bir yandan da mucizelerin bizim ışığımızla geldiğini de unutmamak gerek.

Kelebeğin ömrü bilinen 24 saat ama bazen ne o kadar kısa, ne de o kadar uzun. Saniyelerle yarışıyoruz farkında olmadan. Umut olmazsa ne baharın ne de kışın tadı var… En ağır çaresizliklerin bile ruhani yükselişi yarına edilen umut duygusu ile yol alır.

“Kimi zaman, toprağa gömmekten başka bir şey kalmamışçasına üzgün bir tavırla konuşuruz.”
Madame de Sévigné

İşte böyle umutsuzluk içimize işler ve en sinsi hastalık gibi kendini uyumlar bedene.

Neden başka çareler olmasın ki?

^^EĞER HAYATTAYSAN ^^

Mantık o zaman bunun neresinden geçiyor dersin? Kıyısından mı köşesinden mi?
İnsan aynı bir açılmamış kitap gibi, içini açınca görüyorsun neler olduğunu ve sayfaları çevirdikçe tamam diyorsun evet bu yüzden.
İşte tam bu yüzden hiçbir şey kalmamışçasına toprağı eşeliyorsun.
Eşeledikçe de mutsuz oluyorsun çünkü aradığın toprağın altında değil, senin kendi içinde.

 

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

 

 

Kısa Kısa…

Madame de Sévigné
Marie de Rabutin-Chantal, marquise de Sévigné ya da kısaca Madame de Sévigné, yazdığı mektuplar ile tanınan Fransız aristokratı.
Madame de Sévigné, incelikli espriler ve neşenin hâkim olduğu mektuplarının çoğunu kızına yazmıştı.