Yazılar

AKDENİZ’İN EGZOTİK MİRASI
SARDİNYA ADASI

Sardinya, Akdeniz’de, İtalya’ya ait bir ada. Akdeniz’in Sicilya’dan sonra ikinci en büyük adasıdır. Yüzölçümü 24.090 km² olup, ada nüfusu 1,656,960 ‘dur. İtalya’nın batısında, Korsika’nın güneyindedir. Diyor Vikipediciğim…
Akdeniz’in bebek yüzü desem, abartmış olmam herhalde… Dayanılmaz güzelliği ile benim için cennet köşesi sayılacak apayrı bir yer. Uçaktan indiğiniz an bile başka bir yere geldiğinizi hissediyorsunuz. Her neyse hava atılacak bilgilerle doldurayım kafanızı biraz… İtalya Sardegna, adını mitolojik kahraman Sardus’tan aldığı söyleniyor… Ayrıca Akdeniz’in Sicilya’dan sonraki en büyük adası. Nüfusu 1.5 milyon civarında diyor kaynaklar.

Adadaki yerleşim M.Ö. 250 yıllarına dek dayanıyor. Sardinya özerk bölgesi kabul edilen ada 8 şehre bölünmüş. Tropikal bir tatili uzakta aramak istemeyenler için, Akdeniz’in kucağında okyanus gibi turkuaz sulara sahip adanın plajlarında muhteşem bir tatil yapabilirsiniz. Bu egzotik ve tertemiz koylarla, adanın tarihi güzellikleri de birleşince haliyle ideal tatil ortaya çıkıyor. Tabii ki fiyatlar o kadar ideal değil. Tabii her keseye uygun tatil yapma limitleri zorlandığından belki evet bir şekilde burayı görmeden ölmezsiniz ama yolunuz buraya düşmeden önce biraz birikim yapın derim. Son yıllarda Porto Cervo kenti dünya jet sosyetesinin sayesinde popülerliğin zirvesinde. Porto Cervo’nun plajlarında öyle Çeşme-Bodrum gibi rahatlık yok şezlong kirası 300€. Ada Porto Cervo ve Costa Smeralda sahilleriyle biliniyor. Oysa üç bin yıllık tarihi, zengin mutfağı, cennet doğası ve kendine has yaşam kültürüyle Akdeniz’in gerçek incisi olarak biliniyor.

Bu arada araştırmacı kişilikler için bir kısa bilgi daha…
Biliyorsunuz Atlantis, tüm zamanların en büyüleyici efsanelerden biri. Binlerce kitap ve bilimsel çalışma, bir gecede okyanusa batan bu kayıp şehre adandı. Peki ya dünün Atlantis’i, bugünün Sardinya adasıysa? Herakles Sütunlarının gerçek yeri tespit edilirse bu sorunun yanıtına ulaşmak da mümkün.

Platon, konuşmalarında, Atlantis’in yerini şöyle anlatıyor: “Okyanus için gemilerin geçebileceği bir zaman vardı; ağzın ya da siz Yunanların söylediği gibi ‘Herakles’in Sütunları’ karşısında, Libya ve Asya’nın birleşiminden daha büyük bir ada bulunmaktadır, buradan diğer adalar üzerinden karşı kıtaya rahatça ulaşılabilirdi.” Peki ya Herakles’in Sütunları aslında Cebelitarık’ta değil de Tunus Boğazı’nda (Canale di Sicilia) yer almışsa? Olamaz mı olabilir…


Sardinya Adasında tekne turlarına katılarak, en güzel koylardan biri olan Alghero’da muhteşem bir gezi yaşayabilirsiniz. Çocuklu aileler için de ideal olan turlar da ziyaretçilerim güvenlikleri için her şey düşünülmüş. Cagliari de çocukları olan aileler için uygun olan plajlardan bir diğeri. Sardunya Adasının tarihi atmosferini yaşamak isteyenlerin durağı Barumini kenti olacaktır. Bu kentte çeşitli arkeolojik kalıntıları gezebilir, bronz çağından günümüze dek taşınmış tarihi taşları gözlemleyebilir. Unesco Dünya Mirası listesine girmeye hak kazanmış tarihi surları ve ilginç kule yapısı ile Nuraghe Su Nuraxi kesinlikle görülmelidir.

Akdeniz’in sahilleri ve denizlerinin güzelliği zaten dünyaca ünlü, Avrupa’nın ve dünyanın her yanından gezmeye, tatil yapmaya gelenler için bir tutku halini almış durumda.

Sizde bu eşsiz güzellikteki turkuazın benzersiz tonlarındaki denizi görmek için Sardinya (Sardinia) Adasını ziyaret etmelisiniz. En ünlü ve en güzel kabul edilen Akdeniz sahili Cala Luna’nın benzersiz manzarası ve La Pelosa’nın tropik denizleri aratmayacak sularını görmeden ve yüzmeden kesinlikle dönmeyin.

Bir diğer gezilecek tarihi şehir ise Castello. İtalya’nın tarihi yapıları oldukça güzel mimarilere sahip ve kentin taş duvarları sizi ortaçağa geri götürecek, Bastione Sam Remy Katedralini de gezebilirsiniz. Nuoro şehir merkezine yolunuz düşerse buradaki Mavi Mağarayı ve İspinigoli Mağarasını mutlaka görmelisiniz. Büyüleyici güzelliklerdeki otantik doğal yapılar bunlar.

En önemli Sardinya Adası şehirlerinden biri olan Cagliari’nın gece hayatı eğlenceli ve hareketli. Eğlence severlerin merkezi burası. Özellikle akşam 22.00’den sonra gece başlıyor ve soluksuz eğlence tüm yoğunluğuyla sabahın ilk ışıklarına dek devam ediyor. Eğlence yerleri marina pubları ve renkli kulüpleri olunca bu daha da güzel bir hal alıyor. Tropik bir yerde eğlendiğinizi size hissettiriyor.

İtalya da el işçiliği ile yapılmış hediyelik eşyalar hep ayrı bir yere ve öneme sahip olmuştur. Burada da kendiniz ve sevdikleriniz için el emeği yapılmış birbirinden güzel eşyalar bulabilirsiniz. Üzüm ve zeytin bağları ile dünyaca ünlü İtalya dan dönerken alınacak en güzel şeylerden biri de has zeytinyağı ve tabii ki ünlü şaraplarından olabilir. Cannonau şarabını kesinlikle tercih edebilirsiniz.

Plaj Ve Kulüpler

Nikki Beach: Hakkında bir şeyler yazacağımı düşünenlere bir daha düşünün derim 🙂 burası öyle hesaplı tatil yapmaya gelenler için uygun bir yer değil. Hem kesenin ağzını açmanız şart hem de konforunuza düşkünseniz ayakta durmak istemeyebilirsiniz.

Baia Granu:Daha çok otel tabii ki ama dışarıdan plaj ve gece kulübü hizmeti de veriyor. Burasıda ölçüsü uçuk bir yer.

Phi Beach Bar: Muhteşem bir manzaraya sahip olan bu mekanda da durum gene aynı içecekler korkunç pahalı.

 

Nerede kalınır?

Hotel Balocco: Harika manazarası ile bu güzel cennete ev sahipliği yapan kalınası otellerden biridir. Hem ucuz değil hem de yer bulmak her zaman zor. Size kalmış. İtalya’nın ve bir çok ülkenin zengin kesiminin lüks yatlarının bulunduğu bu bölge Porto Cervo oldukça sosyetik ve lüks.


Adres:07020 Porto Cervo, Arzachena, Sardinya, İtalya

Hotel Italia bir başka orta bütçeli seçenek 3 yıldızlı bir otel burası.


Adres: Via Sardegna 31, 09124 Cagliari, Sardunya Adası, İtalya

Hotel Angedras : Burası da 3 yıldızlı orta bütçeye hitap eden bir konaklama seçeneği.


Adres: Hotel Angedras Adres: Via Frank 2, 07041 Alghero, Sardunya Adası, İtalya

Jazz Hotel: 4 yıldızlı ve orta bütçeden çıkıp artık yüksek bütçeye geçiş yapılan bir kalite sunuyor size. Ben burada kalmıştım ve çok beğenmiştim. Odamdan direk havuza açılan bir kapı vardı. Ama öylesine bir sinek soktu ki beni daha ömrümde öyle gözümün şiştiğini bilmem 🙂 neyse burada kalmamak için bir sebep değil. Hem buradan araba kiralayarak istediğiniz gibi de dolaşabilirsiniz, isterseniz de taksi ile çok yakında olan marinaya geçiş sağlayıp oradan istediğiniz gibi turlayabilirsiniz.


Adres: Via Degli Astronauti 2, 07026 Olbia, Sardunya Adası, İtalya

 

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

Kaynak
http://www.seninle.com.tr/yasam-tarzi/gezi/1082-akdenizin-egzotik-guzeli-sardunya.htm

DANİMARKA HEEYY GİDEN VAR MI?

Kısa kısa…
Bilmiyorsanız eğer; Danimarka Kuzey Avrupa’nın İskandinav yarım adasında ki en minnoş Ülke :).
Öyle minnoş dediğime bakmayın 443 adaya sahip bir ülke Danimarka. 5 idari bölge ve bu bölgeler 98 farklı belediyeye bağlı. Başkent Kopenhag’dır.

Yılbaşı arifesinde gidilebilecek yerler listemde de vardı hatta okuyanlar bilir. Jutland, Arhus, Billund ve Charlottenlund başlıca şehirleri. Avrupa’nın en modern ve insan haklarına duyarlı ülkelerinden biri ayrıca. Sanki masallardan kafanızda kalan rengârenk evleri, kalabalık sokakları, lezzetli yemekleri, tarihi eserleri ve göz alıcı mağazalarıyla İskandinavya’nın en akılda kalan yerlerinden. Deniz ve okyanus karışımı iklimi de ayrı bir hava yaratıyor diyebiliriz. Fazla yağmurlu olan bir lokasyon olduğu için şemsiyesiz ya da yağmura dayanaklı giysileriniz olmadan gitmeyin derim. Bu ülkede ki en ilginç özelliklerden biri de 300’den fazla kuş türü bulunuyormuş hani doğa falan seviyor ve fotoğraflarla dönmek istiyorsanız diye dedim ancak ben deneyimleyemedim o ayrı…

Neyse hani Danimarka demişken Vikinglerden bahsetmemek olur mu hiç… Olmaz elbet.! Aslında yazımı yazma kastım Vikingler desem daha doğru sanki. Vikinglere ayıp ettik ediyorum ve konuya giriyorum.

Bildiğimiz standart yazılı bilgilere göre; Vikingler,8. yüzyıl ile 11. yüzyıl arasında, İskandinavya kıyılarında, Britanya adalarında ve Avrupa’nın kuzey kesimlerinde hüküm sürmüş olan savaşçı bir halktır. Viking kelimesi, İskandinav dillerinde, bu kuzeyli savaşçılara verilen isimdir. Aslında bir halktan ziyade bir kültürü temsilen kullanılır. O devirdeki Viking halkına, İskandinavca da kuzeyli anlamına gelen Nors denir.

Peki, biz ne biliyoruz?
1-Kafasında boynuzlu miğferleri olan şişman ve göbekli adamlar.
2-Saldırgan hatta bir o kadar da vahşi olan bir halk üstelik kadınlı erkekli…
3-Masumları öldüren, işkenceler yapan üstelik ölülere bile tecavüz eden bir halk…

E normal bizim küçüklük yıllarında ki edindiğimiz dünya tarihi bilgisine bakarsak bunları bilmiyoruz tabii ki. Ama suçu şu an müfredata atarsak işin içinden çıkamayız. Konu tabii ki sadece eğitim sisteminde ki sağlam edinilmemiş boşlukları dolduran bilgiler değil. Tarihte bakmayın aslında biraz kaleme alındığında zevk işidir. Normal yani kıyafet gibi altını üstüne mutlaka kombin etmen gerek ki sevdiresin, baktırasın. Hal böyleyken gelelim bugüne şimdilerde seri olarak dizisi bile çekiliyor hatta izleyenler bilirler. Hadi diyelim orada görsel kurguların da yer alması lazım ki izlensin, beğeni toplasın ama tarihe de haksızlık etmemek gerek diye düşünüyorum. Ve eğer yazımı okuyup ta bu cümleleri ukala bulacak benden çok daha bilgili insanlar varsa da onlardan da sürçü lisan ediyorsam baştan özür dilerim…
En azından ben şunu söyleyebilirim ki bir gün bile şöylesine bir ev ödevi aldığımı hiç hatırlamıyorum. Kızım sen git haftaya bana Vikingler kimmiş git araştır öğren gel diye hiçbir zaman ödev almadım ne yalan söyleyeyim. Üstelik bizim zamanımızda google falan yok ansiklopedi var böyle mis gibi ağır ağır alfabe alfabe… şanslıydık bakmayın şu an her şey çok kolay çocuklarımız imkanlar dahilinde harika bir kolay düzene doğuyor büyüyor tabii bu ilerisi için nasıl bir kültürel farklılık yaratır onu da artık anne babalar düşünmeli.

Neyse ben Vikinglerime döneyim…
Aslında bu Vikingler sizin bildiğiniz haydut, kavgacı falan değil aralarında taa o zamanlar bile vejeteryan olanlar varmış. El sanatları konusunda ciddi usta olan bu halk öğretmeye ve eğitime çok önem verirmiş…



Hatta Üniversite bile kurmuşlar… Aslında o boynuzlu koca koca miğferleri bile hiç takmadan ölüp gittiler. Sadece neden olduğu bilinmez ama sanırım sanatsal ve kültürlerine ait bir ikon olarak kalsın diye düşünüyorum bu miğferlere ciddi sempati duymuşlar o kadar.
Vikinglerin sadece yağma ile geçinen sıradan barbarlar olmadığı, keşfettikleri topraklar üzerinde yeni koloniler kurup çiftçilik yaptıkları ve ganimeti sadece sınırlı olarak gelir kapısı olarak kullandıkları da diğer bilgiler arasında.

Bir diğer sevdiğim Viking bilinmeyeni…
Kuzey halklarının tanrılarından olan Skaði ile Ullr çoğunlukla kışla ve dağcılıkla ilişkilendirilmektedir. Skaði’nin Batılarının “skiing” dediği karda kayma sporunu insanlara armağan ettiği düşünülmektedir. Vikinglerin altı bin yıl kadar önce bu sporu, bugün Rusya olarak bilinen topraklardaki kolonilerinde icat edildiği düşünülmektedir.

Sarı saçlarımdan Vikingler suçluymuş meğersem…
Vikinglerin hijyeninden bahsetmiştik. Siyasal konum ve askeri yetenek göstergesi olan saç bakımı Vikingler için çok önemliydi. Özellikle Vikingler için sarışın olmak bir güç göstergesiydi. Bu yüzden esmerlerin saçlarını boyamak ya da çeşitli etmenler kullanarak açmak yoluna başvurmuşlardır. Bu anlamda da saç rengini açmak konusunda da Vikinglerin tarihi öncülükleri teslim edilmelidir.
Yani öyle filmin sonunda ki kocaman devasa ahtapota yem edilen bir kurbanları oldu mu ya da öyle bir ahtapotu hiç oldu mu bunları bilemeyiz elbet bunlar sadece kurgudur…

Bence Vikinglere biraz ayıp ediyoruz.. Hatta ettik bile. Tamam adamlar bundan yüz yıllarca önce yaşamışlar ama onlarında bir google babası vardı elbet haa o da el yalatıyor muydu inanın bilmiyorum 🙂 Ama bugün hala bu işlerle uğraşan insanlarında var olduğunu düşününce aslında Tarih Tekerrürden ibarettir lafı da hiç yanlış gelmiyor.

Sadece Danimarka’ya gidecek ya da hala kültürel olarak bu gibi şeylerin düşünen insanlar varsa sanırım bu yazı size iyi gelecektir.

Sevgilerimle,
Merve♥

 

 

Buraya bir göz atın derim 🙂
http://arkeofili.com/ingilterede-viking-ordusuna-ait-devasa-kamp-ortaya-cikarildi/

Bugün özellikle artık herkesin mutlaka gittiği adadır. Gitmeyen de evlenmeyi bekler gider gene gider. Balayı der, yıl dönümü der, düğün der gene gider.

Peki, bu Maldivler nerededir, nasıl gidilir, neler yapılır?

Canım Vikipedim diyor ki; Maldivler, resmî adıyla Maldiv Cumhuriyeti, Hint Okyanusu’nda 1.200 adadan oluşan bir devlettir. Hindistan’ın güneyinde ve Sri Lanka’nın yaklaşık 750 kilometre (435 mil) güneybatısında yer alır. … Yerleşim bulunan 281 adadan 195’inde Maldivliler, 86 ada ise “otel ada” şeklinde kullanılmaktadır.
Maldiv halkının % 97’si Müslüman olup devlet “başkanlık” tipi cumhuriyet ile yönetilmektedir.

Adalarda ki yerleşim binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Daha önce Budist olan ada halkı, Arap tüccar Abul Barakhat Al-Bar Bari’nin tebliğiyle Müslümanlığı seçmiştir. Sırasıyla, Portekiz ve Hollandalıların saldırılarıyla ve kısa süreli hakimiyetleriyle boğuşan Maldivliler, 75 sene İngilizler’in hakimiyetine boyun eğmek zorunda kalmış, 26 Temmuz 1965 yılında İngiltere’den bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Daha sonra 3 sene Kral Muhammad Fareed saltanatı devam etmiştir. 11 Kasım 1968’de Monarşi kaldırılmış ve İbrahim Nasir başkanlığı idaresinde Cumhuriyete geçilmiştir. Cumhuriyet idaresine geçiş sembolik olmaktan öteye gitmemiş olsa da, 1970’lerin başlarından itibaren turizm adalarda gelişmeye başlamıştır.

Turizm ve balıkçılık, Maldiv ekonomisinin iki temel bileşenidir. Gemicilik, bankacılık ve taşımacılık da hatırı sayılır bir hızla büyümektedir. Dünyanın tüm büyük kara parçalarına uzak bu adalar ülkesinde hemen her şey İthalat yoluyla sağlandığından, yerel halk büyük bir sıkıntı çekmektedir.

Maldivlerin kültürü komşu olan yakın Srilanka ve Hindistan kültürleri benzer. Bunun nedeni zamanında adalara göç eden insanlar Srilanka’dan gelmektedir. Genel tropik ülkeler gibi çok eğlenceli bir kültür yoktur. Fakat genel halk daha sakin ve yavaş bir hayat düzeni sever.

Turizmin gelişmesi, ülkenin ekonomisinin de büyümesini sağlamıştır. Doğrudan ve dolaylı olarak istihdam ve gelir artışı sağlamıştır. Günümüzde turizm ülkenin en büyük döviz kaynağı haline gelmiştir ve ülke ekonomisinin %20’sini oluşturmaktadır. Maldivler’de oteller adalar üzerine kurulmuştur ve her otel genelde adanın adıyla anılmaktadır.

    

Düşünün 1200 adet ada ama tabii bunların bazıları sadece kara parçası ve küçük adacıklar. Bu kadar küçük kara parçalarına otel tesisi kurmak mümkün olmadığından gene de jeolojik olarak adadan sayılıyor. Başkent Male adası. Resmi dilleri Maldivce ve İngilizcedir. Ada tamamı Müslümandır. Male adasında her hangi bir etkinlik ve sosyal alan olmadığından gelenler sadece otel turizmi yaparlar ve bu geriye kalan 86 adadan birine giderler. Oteller de konaklama standarttır yani 2 tür oda seçebilirsiniz. Birazdan onları da ayrıntılı olarak yazacağım.

Eğer su sporlarına, su altı dünyasına meraklı iseniz aranılan kan bulunmuştur diyebiliriz. Gerçi ben Kızıl Deniz için daha iyi diye düşünüyorum ama burası doğa ve ada özelliği açısından durumu en başından farklı kılıyor. Mesela Başkent Male yakınlarında muhteşem sörf alanları var. Ben uğramadım çünkü Maleyi sevmemiştim etrafına da bakma istemedim. Ama burada bütün adalar ve etrafında her türlü su sporu yapılabiliyor. Özellikle Diving & Snorkelling dalmayı sevenler için mercanların okyanus derinliklerine girdiğiniz zaman belki de yeryüzünde başka hiçbir yerde daha bir arada bulamayacağınız kadar çok canlı türünü ve renk karmasını bir arada görebilirsiniz.

Dalgaların yumuşak dansı, beyaz kumlar ve palmiyelerin altında yüzmek eşsiz. Ananas, nar, hindistancevizini unutmayalım adanın başlıca yetiştirdiği ürünler bunlar. Çok iyi restoranlar da var oralarda ki yabancı şefler bu ürünlerle harika sunumlar yapıyorlar. Sadece bir kere akşam yemeğine kalmış biri olarak sanırım çok fazla şey yazmam doğru olmayabilir.

Niye yemedim konusunu şöyle açıklığa kavuşturayım gün boyunca bu muhteşem manzaraya nazır güneşin altında korkunç bir mutsuzlukla kalmak akşama enerji bırakmıyordu ondan  Damak Zevkime her zaman güvenebilirsiniz tabii ama burada da gündüz ve öğlenleri ağırlıklı yemek yediğim için mutfak deniz mahsulleri üzerine kurulu bir düzen var diyebilirim.

Suyun Üstünde Uyanmak derseniz evet orası Maldivler. Rüyamı bu Tanrım dedirtiyor gerçekten ve huzur depolayacağınız bir manzara sürekli önünüzde. Ama bu balayı seferileri durumu inanılmaz abarttıkları için artık orada da uyumak gelmiyor insanın içinden 🙂 şaka tabii şu an Maldivlerde olsam ilk yapacağım şey suyun üzerine bütün düzeneğimle kurulmak olurdu.


Balayı çiftlerine alerjim var dermişim bunlar sadece şaka sakın ciddiye almayın böylesine güzel bir iklimi yazarken ambiyansı nasıl bozarım olmaz ki öyle şey… 😛

Her neyse yazıma geri dönüyorum… Daha önce hiç duydunuz mu bilmiyorum Deniz Kulağı yani diğer adıyla Lagun. Bunlar dalgalar tarafından oluşturulan kıyı birikim şekillerindedir alçak kıyılardaki koy ve deltalardan oluşurlar. Adadaki bir diğer özellikte her adanın kendine özgü bir lagün tarafından korunuyor olması… Buna örnek olarak Büyükçekmece Gölü ve Küçükçekmece Gölü verilebilir. Tabii ben Maldivleri yazarken neden bunu örnek verdim bilemedim. Odağımızı Maldivlerden almayalım lütfen :-P.

Neyse göller, akarsular konularından uzaklaşıp bazı önemli deneyimlerimi yazmak istiyorum. Daha üst satırlarda yazdığım gibi Halk Müslüman olduğu için alkol kullanımı sadece turistlere aittir. Ülkeye girerken havaalanında ciddi bir alkol kontrolü yapılıyor ve dışarıdan yanınızda getirdiğiniz içkilere dönüşünüzde geri verilmek üzere el konuluyor. Welcome to Maldives. 🙄

Otel konusu çok önemli çünkü burada çok fazla bir aktivite olmadığı için otellerin size sunduğu her neyse ondan faydalanacaksınız bu sebepten Maldivler diğer ada turizmi olan adalar gibi seçenek sunuyor ama fiyat olarak çok ucuza kaçmak gibi bir lüks vermiyor neredeyse oteller ortalama fiyatta aynılar. Sadece otel içi seçeneklerinizde fiyat artışına gidebilirsiniz bu da istediğiniz lüks seçime bağlı olarak değişiklik gösterir. Sadece lüks oteller için değil, Maldivler’in geneli için ekstraların oldukça pahalı olabileceğini söylemek mümkün. Yiyecek ve içecekler öncelikle dışarıdan, başkent Male’ye ithal edilir, sonrasında da otellere dağıtım yapılır. Otel fiyatlarının yanında 2 çeşit vergi uygulanmaktadır. % 10 servis bedeli ve – % 8 ürün ve hizmet bedeli (bu vergi sürekli olarak yükselmektedir.) Bazı otellerde ise bu bedeller menülerinde ve fiyat listelerinde size sunulan fiyatlar içine önceden dahil edilmiş olarak bulunur.

      

Eğer uçağınız saat 16.00’dan sonra Maldivler’e ulaşırsa otelinizin konumu ve politikası gereği ilk gecenizi Male’de ya da havaalanı adasında geçirmek durumunda kalabilirsiniz. Ertesi gün otelinize transferinizi gerçekleştirebilirsiniz. Dönüşte uçuşunuz gece geç vakitte dahi olsa otelinizi erken terk etmek durumunda olacaksınız, bu durumda da havaalanında fazladan bir kaç saat geçirmek zorunda kalabilirsiniz. Otelinizin konumuna göre tekneler ve deniz uçakları güvenlik nedeniyle son seferlerini en geç 17.00-17.30 saatlerinde gerçekleştirirler. Deniz uçakları gün doğumundan önce ve gün batımından sonra uçamazlar. Gün doğumu ile çalışmaya başlayıp gün batımı ile birlikte seferlerini durdururlar. Sadece ‘Fly Me’ ve ‘ Maldivian’ değişik tip uçaklarıyla gece uçuşu yapabilirler. Bu iki şirket hem Maldivlerin güney ve kuzey bölümlerine hem de takımadaların değişik havaalanlarına uçarlar.

Kuzey Male Atol’ ündeki en iyi ada ” Paradise Island” dır. Paradise Island haritada bulabileceğiniz adı ise “Lankanfinolhu” dur. Burada Sheraton Otel var iyi tercihlerden bir tanesi. Velassaru Maldives Otel var ben burada kalmayı çok istemiştim tabii hayaller son dakika gerçekleşemedi. Jumeirah Vittaveli var ki hani hayal bile etmiyorum inşallah canım demekle kalıyorum o derece yani. Gene onu takip eden Baros Maldives var herkes bir gün Baros lu olacak bu gidişle var da var kısaca… Gitmeden bütçe belirlemek en doğrusu olur sizin için… Eğer burada yer bulamaz iseniz ” Kurumba Village ” ikinci tercihiniz olabilir. Ama mutlaka Kuzey Male tercih edilmelidir. Ben Kurumba Viilage ı çok beğenmiştim. Turkuaz rengi deniz ve beyaz kumlar… Plajda sürekli önünüze çıkan minik beyaz yengeçler inanılmaz gerçekten… Hatta bir gün balıklardan bir tanesi ile çok içli dışlı olmuşum ekmek falan atıyorum suya bir tanesi sudan zıplıyor elimden ekmeği kapıyor falan bildiğin under water life sona erdi orada. Ne zaman ki otel görevlileri beni uyarana kadar. Hayaller denizkızı gerçekler Merve ne de olsa. Her neyse kendisi hakkında bir öğrendim ki adı Mr.Trigger Fish “more dangerous than sharks, can attack divers for no reason” dişleri var, denizdeki pislikleri temizliyor, diğer balıklar ona gayet rütbeli davranmaktaymış çünkü köpek balığından bile tehlikeli diyorlar. Düşünsenize ben bununla 1 saat falan oynadım suda sanıyorum ki evcil bir şey. Hala hatırladıkça buz gibi oluyorum. Onu evcil zannetmem ayrı bir konu zaten hiç oraya girmiyorum sadece havanın sıcaklığına veriyorum ruhsal durumumu ahahahah.

     
Bir sürü minik köpek balıkları var onlarla ilgili her hangi bir sorun yokmuş, hatta ada yerlileri “shark attack” köpek balığı saldırısı hakkında çok önemli bir şey olmadığını söyleseler de shark is shark arkadaş değişir mi huyu ısıran hep ısırır. Desem de bakmayın yüzün, açılın, dalışa gidin ben yüzdüm ne düşünürsen o olur sadece ben suyun üstündekilerden korkmayı o zamanlar öğrenmiştim mesela Senenin 365 günü sıcaklık 29 – 31 derecedir; ama muson yağmurlarını unutmamak gerekir: aslında çok hoş oluyor, yağmur altında yıkanmak, yüzmek vs.. vs.. Seycheller de en uzun gecenin sabahında yüzmüştüm hala o gün ki enerjiyi hissederim… Bu arada next topic will be Seychells olamaz mı olabilir…


Maldivlerin ne günahı var sanki burada en uzun gece oldu da ben mi uyanıp yüzmedim sanki zaten en uzun gecelerimin şahididir sanırım Maldives ve Taj Exotica Resort & Spa.

          Otellerden en ünlüleri:

  • One and Only Reethi Rah Resort – Makunudhoo
  • Huvafen Fushi Resort – North Male Atoll
  • Naladhu Resort – Gulhi
  • W Retreat Resort – Himandhoo
  • Jumeirah Vittaveli – Gaafu Alifu Atoll
  • Banyan Tree Resort – Vabbinfaru Island
  • The Beach House at Manafaru Resort
  • Ayada Resort – Gadhdhoo
  • Sheraton Resort – Furanafushi Island
  • Anantara Kihavah Maldives Villas – Kudarikulu Island
  • Baros Maldives – North Male Atoll
  • Conrad Maldives Rangali Island – Mandhoo
  • Taj Exotica Resort & Spa – South Male Atoll
  • Hurawalhi Island Resort – Kuredu Island

Hurawalhi Island Resort – Kuredu Island

⇐ Burası herkesin resimlerden bildiği su altında odaları ve müthiş restoranı bulunan Otel oluyor.

Otellerde iki ayrı oda kategorisi bulunmaktadır.
⇒Beach Bungalow (Sahil Villa)
⇒Water Bungalow(Su üstü Villa)

Water Bungalowlar, denizin üstüne çakılan kazıklar üzerine inşa edilmiştir. Birçok otelde “no news-no shoes” uygulaması vardır. (haber okumak yok, ayakkabı yok !) 😛
Tesislerin çoğunda “buttler” (bir çeşit uşak, sadece size hizmet eden görevli) bulunur. Ayrıca, birçok otelde 12 yaş altı çocuk kabul edilmemektedir.
(The Beach House, W Retreat, Baros Island Resort gibi).
Bazı oteller de sadece çiftler içindir zaten rezervasyon kanalınız nereyse oradan bu bilgilere rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Water Bungalowlar 12 yaş altı çocuklar için güvenlik gerekçesiyle yine yasaktır.

◊ Maldiv parası birimi Rufiyaa’dır. (1 Rufiyaa = 12 kuruş)

Bir de güzel harita linkimiz var bol bol bakabilirsiniz.↓
http://www.mal-dives.com/maldives/maldives_google_map.html

 

HUZURLU İNSANLARIN ADASI
BALİ

Ezan sesleri arasında Hinduizm rüzgârı kesinlikle kolay bir eşleşme değil ve her haliyle o puslu havayla uyum içinde olması kendine hayran bırakıyor. Evet, vardığımız ilk nokta Cakarta.

İstanbul Atatürk Havalimanından Endonezya’nın Başkenti olan Cakarta’ya 14 saat uçtuktan sonra varıyorsunuz. Cakarta-Bali arası iç hat uçuş süresi ise 1.20 dakika sürüyor. Normal şartlarda varış saatini takiben Endonezya’nın yerel havayolu olan Garuda Indonesia ile Bali Denpasar Havalimanına gitmek en çok tercih edilenlerden.

Ben Jakarta’da 1 gece konakladıktan sonra gitmeyi tercih ediyorum. Çünkü İstanbul-Cakarta arası zaten yeterince uzun bir uçuş olduğu için öncelikle üst üste uçmamayı istemediğimden kalmayı tercih ediyorum bir ikinci sebebi de Jakarta zaten kendine has, güzel ve hoş bir şehir.

Geçtiğimiz yıllarda da birçok kez mesleğim sebebi ile Cakarta’ya gitme şansım olmuştu, o zamanlarda da fazlasıyla gezmiştim.

Gerçekten Cakarta’nın gezmek ve görmek için çok çok güzel yerleri var. Mutlaka Bali programı yaptığınızda burası için 1 ya da 2 gün ayırın derim. Öncelikle Güneydoğu Asya’nın en kalabalık şehri olmakla birlikte dünyanın da 12.büyük şehridir.

Cakarta ismi Sanskritçe bir kelimedir ve “zafer” anlamına gelir.

Sanskritçe öğrenmek tabii ki hayalimiz orası işin ütopik kısmı, oraya sonra bir bakarız derin konu ne de olsaJ ve bu dili ilk konuşanlar da Hintliler olduğu için konuyu oraya bağlamadan take-off diyorum J zaten Hinduizm olacak içimiz dışımız…

MERHABA TANRILARIN BÜYÜLÜ ADASI

Avusturalya’nın kuzeyinde ve Malay takımadalarının güneyinde kalan Küçük Sunda Adaları’nın batısında yer alan Endonezya’ya bağlı bir ada olan büyülü, güzel ve inanılmaz huzurlu Bali’ye hoş geldiniz.
Başkenti Denpasar olan Bali’nin batısında Java, doğusunda Lombok Adası yer alır.
İyi ki varsın en derin ve uzun uzadıya bilgi bankam
#vikipedi…
Ne kadar uzun bir coğrafi cümle oldu.
Meditasyon sever insanların fazlasıyla seyahat ettiği bir lokasyon olduğundan ben biraz dışında yazmaya çalışacağım ama şehrin kendisi zaten medite.

Bali’yi bölge bölge düşündüğünüzde tek bir lokasyonda kalmak içinizi sızlatacağından, ister sahil şeridinden ister en orta noktasından konaklamaya başlayabilirsiniz.
Tabii ki birden fazla konaklama seçeneği mümkün ve burası hem fiyat hem kalite olarak diğer adalara göre oldukça uygun ve mutlu ayrılabileceğiniz standartları size sunabiliyor.

Tabii bir de daha lokal yaşamayı deneyimlemek adına da tapınak ev tiplerini de kiralamak mümkün. Zaten Bali Adası ve Balililer size her şekilde hayatta daha az şey yaparak daha sıradan ve mutlu yaşamanın aynası oluyor.
Metropol yaşam tarzını hayatımızın bir parçası yapmış olsak bile ister istemez buradan etkileniyor insan.

Seminyak – Jimbaran – Uluwatu – Ubud burada ki diğer lokasyonlara nazaran daha pahalı ve turistik bölgeler. Marka otellerin hüküm sürdüğü ve daha tatil köyü havasında geçirmek isteyenler için çok fazla çeşitli seçenek bulunmakta tabii ki buralarda da uygun yerler var ama zevk ve tercihler doğrultusunda karar vermek mümkün.


Nusa Dua daha uygun fiyatlı otellerin yer aldığı bir bölge olarak bilinir. Ekonomik oteller Kuta bölgesinde de bulunabiliyor ve daha genç jenerasyonun tercih ettiği bölgeler olarak geçer.

Bu sebepten herkes kendi lüks ve konfor tercih sıralamasına göre konaklama yapabilir. Ben kendi tatilimi ilk gidişimde 4 farklı otel ve bölgede yaptım.

Seminyak Beach bölgesiyle başlamak iyi bir tercih diye düşündük ve adapte olmak adına da 3 gece orada geçirdik. Seminyak daha turistik ve kalabalık bir bölge.

Giyim için muhteşem dükkânlar var ve her biri tasarım markalar. Fiyatlar çok uygun hatta uygundan da öte ucuz. Alışveriş ve eğlence daha yaygın bu bölgede ve bana Bodrum merkezi anımsatmıştı ilk gidişimde çok bayılmamıştım çünkü hem çok sıcak hem de çok kalabalıktı nefes alamadığımı hatırlıyorum. Ama tabii ki Spa’ların müthiş etkisini de unutmamak lazım çünkü hemen hemen her gün masaj yaptırmak mümkün ve çok ucuz. Bu yüzden insan hemen rahatlama moduna geçiş yapıyor.

Kısa süreli masajlar gezerken verdiğimiz molalar da vazgeçilmezim. Yeme-içme sanıldığı gibi bela bir durum değil. Çünkü herkes Uzakdoğu denince korkunç fikirler üretiyor aslında orada birçok yere göre daha seçenek olduğunu söylesem hiç te haksızlık etmiş olmam. Fişi çekip 30 senedir Bali’ye yerleşen de var, kendi vatandaşının açtığı İtalyan Lokantası da var. Ne aradığını ne yemek istediğini bilmek en önemlisi çünkü ne istersen o çıkabilir cinsten karşına. Bu sene kebapçı bile gördüm

Kısaca inanılmaz keyifli ön yargılı olmamak lazım.

UBUD…
İkinci bölgemiz vazgeçilmez Ubud tabii ki. Benim için çok ama çok özel bir yer hem kendimi iyi hissettiğim, kafamı boşaltabildiğim hem muhteşem fotoğraflar yakalayabilme şansınız çok yüksek hem de insanlar çok mutlular.

Gülümsemeyen bir tane insan yok. Yüzlerine bakıyorsun telaş yok acele yok sonra kendime soruyorum neden biz bu seviye de olamıyoruz cevabı da net aslında. Neyse memleket sorunlarını Bali Adası güzelliğine karıştırmayayım…
Özetle İnsanların mutlu ve huzurlu olduğu yerde kavga, kargaşa olmuyor. Korna sesi bile duymuyorsun ki gerçekten berbat bir trafik ve sürücü potansiyeli var. Buna rağmen korna sesi gürültü kirliliği yok. Arınmaya gideceksen biraz uzak ama Bali kesinlikle mutlu, huzurlu, sağlıklı bir kaçış noktası.
#şiddetletavsiye
#visittobali

Sürekli tapınan, adanan insanlar etrafta her sokak başında ya da bir evin önünde o tütsü kokusu. Sessizlik ve sakinlik, adım başı masaj salonları, hediyelik eşyacılar, motoruyla şoförlük yapanlar ya da taksi olmak isteyen şirin güler yüzlü Balililer.

Bali her açıdan, her türlü tatil planına hizmet ediyor etmesine ama Balayı için en çok tercih edilen yerlerin başında olmasını anlayabiliyorum çok ta mantıklı zaten. Ama gezmek derseniz, keşfetmek, havayı koklamak, kendinden bir şeyler bulmak evet orası yine Bali.






Dediğim gibi burada gezmek görmek adına yapılacak çok şey var. Bunların en başında günlük turlar geliyor. İsteğinize göre rafting, atv, doğa yürüyüşleri, dalış, tapınak gezileri gibi dilediğiniz aktiviteye katılabiliyorsunuz.

Son gidişimde rafting yapmıştık ve inanılmaz eğlenceli idi, kamera taşımadığım için pişman oldum. Ayung River – Ubud rafting için muhteşem bir havaya sahip bütün nehir duvarları el oymalarıyla dolu inanılmaz bir görsel şölen sunuyor. O kadar basamak aşağı indikten sonra nehir boyunca sağ ve sol duvarlarda gördüğüm bu el oymalarıyla yapılan heykeller beni inanılmaz etkiledi. Gerçekten bu yüzden Ubud bambaşka bir yer evet Bali’nin her yeri özel, her yerinin kendine has bir duruşu var ama Ubud gerçekten mistik bir yer.

 




Pirinç tarlalarında bitmeyen yürüyüşler, tarlalarda çalışan insanları izlemek onların harika karelerini çekebilmek ayrıca güzel ve #mutlaka yapılması gerekenlerden.

Yine günlük aktivitelerden biri kuş parkları bazıları hayvanat bahçelerinin içinde de var ama sadece kendine has kuş parkları var mutlaka oraları da görmek gerek.

Luwak Kahvesi için Luwak çiftliği var, Luwak kedilerinin kendilerini görebiliyor ve kahve tadımı yapabiliyorsunuz bence en özel yerlerden biride Luwak Coffee Farm.

Bu kediler buraya tedavi amaçlı getiriliyormuş aslında resimdeki kediler oldukça hasta onlara bir şekilde kahvenin oluştuğu bitki yedirilip dışkılarından da Luwak Kahvesi yapılıyor. Kulağa ne kadar antipatik gelse de koyu ve esanslı kahve severler için gerçekten lezzetli. Ayrıca da çok pahalı hani dışkıdan yapılıyor hadi be canım deyip geçmeyin sakın inanılmaz pahalı bir kahve. Zaten bu hayvancık doğada gerçekten çok zor yakalanan bir cins hem çok hızlı koşuyor hem de vahşi. Luwak kedileri en çok karayılan sokmasında ölüyor ya da zehirleniyorlarmış. Çiftlikteki kadınla bıktırana kadar sorduğum için ne de olsa ben bir hayvan sever gene dokunmak istedim kucağıma almak falan tabii ki mümkün değil zaten çok hasta zavallıcıklar… Hastalıkları kahvenin içinde her hangi bir mikrop üretmiyor bu arada çünkü tedavi de ediliyorlar bu arada aynı yarasa gibi gündüzleri kör olurlarmış sadece gece görürlermiş.



Veeeeeee Maymun Ormanları 😛 en çok eğlendiğim ve her gün ziyaret etsem sıkılmayacağım en güzel yer. Tabii ki ben koyu bir hayvan sever olarak ayrıca seviyorum ama o kadar tatlılar ki moralin bozuksa git onları izle gülme krizine girmemek içten değil.  Bir de fotoğraf merakım var ki zaten onları çekmeden dönemezdim çokta güzel kareler yakaladım.


En önemli uyarım öyle leyla leyla akıllı telefonlarınızla maymunları görünce heyecanlanıp resimlerini çekmek isterseniz sonuç olarak telefonunuz muz zannedilip ormanın uçsuz bucaksız yerlerine gidebilir.

Bu yüzden lütfen dikkat elektronik ve değerli eşyalarınız elinizden kolayca alamayacakları şekilde muhafaza edin. Her şeyi yiyecek sandıklarından merak edip el atıyorlar J yani maymunlar asla hırsız değil…

Ancak yeme-içme konusunda şiddetle tavsiye edeceğim yerler olacak Ubud için bunları yazmazsam kendimi çok suçlu hissederim J
1.sırayı oldukça şık olan Mozaic alıyor tabii ki. Mozaic hakkında kısaca şunu söylesem “asla pişman olmayacaksınız” . Gurme, Şık, Fransız, Bali Füzyon Mutfağı Deneyimi için kesinlikle uğramanız gerekiyor buraya. Günlük sürpriz menüler var eğer bugün farklı olsun derseniz de damak tadınız şefin seçimlerine bırakabilirsiniz. Rezervasyon yaptırmadan gitmeyin yeter J

http://www.mozaic-bali.com adresinden inceleyebilirsiniz.

2. Locavore burasıda gurme Bali mutfağı olarak geçiyor.
http://www.locavore.co.id


3. Rouge Sushi Lounge

Burası tipik Japon menüsü havasında düşünülmüş ama 1-10 arasında derseniz 7 alır. Menüde çok lezzetli seçenekler var ama ben sushisini beğenmemiştim. Burayı önermemin sebebi tam yanında bir hamburgerci var ve aynı kişi sahibi bu iki mekânın. Fransız olan patron 30 kusur senedir hem otel hem restoran olarak işlettiği bu mekâna harika hamburger yapan küçücük bir yer eklemiş kesinlikle denemeden dönmeyin derim. Oranın adı da Trio Mini Burger 🙂

Mekan sahibi beyefendi çok şeker bir adam müşteri memnuniyetine ciddiyetle önem veriyor. Ayrıca burada haftanın belli günleri harika Jazz geceleri düzenleniyor.

Ayrıca Ubud alışveriş, sanat galerisi ve müzeler olarak oldukça zengin. Akşamları tapınaklarda dans gösterilerini izlemek harika. Geleneksel müzik ve dans, Bali kültüründe çok önemli bir yere sahip ve neredeyse her hafta, Hindu tapınaklarında gerçekleşen dinsel seramonilerden yükselen benim en çok sevdiğim hipnotik ve rahatlacı etkisi olan Gamelan müziğini duymak mümkün.

Ramayana epik Hindu destanlarından biri ve bu Balililerin en çok canlandırdığı gösteri.

Bali’de Kecak, Barong, Baris, Topeng, Sanghyang, Kebyar, Pendet gibi birçok farklı dans türü var ve bu türlerin her biri ayrı bir koreografiye sahip ve dansçılar genelde bir usta ile zorlu bir eğitim sürecinden geçiyorlar.

Eğer bir gün Bali’yi ziyaret ederseniz muhtemelen bu gösterileri izlemek için en iyi yer kültür merkezi olan Ubud olacaktır sizin içinde. Hemen her gece tapınak ve salonlarda farklı dans stillerinin sergilendiği en az bir kaç gösteri oluyor.

Birde Konaklama konusu var ki uzun uzadıya bilgi içermemekle birlikte kısadan direk Goya Boutique Hotel diyorum. Her anlamda mutlu ayrılacağınız bir Otel.
http://goyaboutiqueresort.com/

Maymun Ormanlarının tam arkası yürüme mesafesi 5-7 dk. Ana caddeye 4 dk. da ulaşabiliyorsunuz hem lokasyon olarak hem mekan olarak 10 numara. Üstelik diğer otellere kıyasla pahalıda sayılmaz.
Ubud hakkında sayfalarca yazabilirim tabii ki yazımı oldukça bilgilendirme amaçlı tutacağımdan sadece bu kadarıyla es geçmek zorunda kalıyorum.

ULUWATU…

Gelelim bu sene de son kaldığımız ve son durağımız olan Uluwatu bölgesine…

Uluwatu daha çok lüksün ve konforun hüküm sürdüğü otellerin konumlandığı bir bölge ve Bali adasının bir ucunda 🙂 muhteşem günbatımları ile ünlü, hint okyanusunun önüne uçsuz bucaksız kurulmuş harika manzarasıyla Bukit yarımadasında yer almaktadır. Dünya çapında sörfçülerin tercih ettiği bir sahil var burada, malum dalgadan sakin sakin yüzmek mümkün olmadığından plajda hoş fotoğraflar çekebilir ve huzurlu yürüyüşlere çıkabilirsiniz.

Bulgari Hotel son konakladığımız yerdi. Ama baktığınızda son derece pahalı ve karşılığında yenilenmemiş odalar çıkıyor karşınıza bir de otelin ortak havuzunda yemyeşil olan saçlarımı da katarsak ben hiç memnun kalmadım en azından o markaya yakışır hizmet maalesef kalite standartlarında yoktu. Ama otel için körü körüne kötü demekle geçmek istemem harika bir Spa merkezi var belki de şu ana kadar olduğum en güzel masajı yaptırdım orada. Masaj ücretleri otel içinde olunca tabii biraz daha pahalı olmaya başlıyor ama kendimi ödüllendirmek istiyorum ya da otelden çıkmamak üzere geldim diyorsanız denemeden geçmeyin derim. Otele ait olan restoranlar çok değil 3 tane çok ayrıcalıklı değil maalesef ayrıca kahvaltı büfesi de normal 3 yıldızlı bir otelin sunduğu kadar sadece manzara ve konumu harika onun içinde zaten Uluwatu bölgesi yeteri kadar kefil oluyor.

Burada ki en iyi tavsiyem Otel- Ayana Resort and Spa Bali
http://www.ayana.com burası hem otel hem villa odalarıyla inanılmaz lüks ve güzel asla pişman olmuyor, buradan çıkmak istemiyorsunuz.

Bir de meşhur Rock Bar var tabii ki.





Ayana Otelin vazgeçilmez yeri… Günbatımı için buraya dışarıdan yüzlerce insan geliyor ve bar kapısında ciddi bir sıra var. Erken giden en güzel yeri kapar. Burada atıştırmalık yiyecekler yiyerek sonrasında Otelin harika birkaç farklı seçeneği olan restoranlarından birinde akşam yemeğinize devam edebilirsiniz. İçeride ki Japon benim favorilerimden biri. Ayrıca otelin sabah kahvaltısı enfes… Açık büfe hizmeti veren Ayana herhâlde gördüğüm en zengin ve en lezzetli açık büfe servisine sahip.

Uluwatu bölgesinde kalırken mutlaka Jimbaran Sahilindeki deniz ürünleri servisi yapan salaş lokantalara uğrayın. Bata çıka yemek yiyeceğiniz için gayet kirlenebilir giysilerle gidin derim J Yengeç ya da Istakoz yemekten bayılan kişilerseniz burası tam da doğru adres derim. Tabii ki öyle bir saray edasında yemek yemeyeceğinizi tekrar tekrar hatırlatmak istiyorum sadece eller J eller çok önemli. Blue Marlin de bu lokantalardan en iyisi olan diyebilirim. Rezervasyonsuz da gidebilmeniz mümkün dediğim gibi fazlasıyla salaş ama burada da gün batımı oldukça güzel.

 


 

Uluwatu Tapınağı diyorum ve yazımı noktalıyorum…
Bali size tatiliniz boyunca mistik havası ile eşlik edecek, negatif enerjiniz varsa onu sessizce pozitife döndürecek ve evinize doğru yola çıktığınız da sizi fark etmeden iyileştirip döndürmüş olduğunu anlayacaksınız.

Umarım en kısa sürede Bali’yi ziyaret etme fırsatınız olur. Hepimizin bir parça ihtiyacı olan huzurun derinliklerine burada yaklaşmak çok daha kolay. Meditasyon yapmadan da yağmur sesine bile bütün ağırlıkları bırakabiliyorsunuz en azından ben faydasını gördüm darısı sizeJ

Not: Fotoğraflar bana aittir.