Yazılar

HEY TEMMUZ AYI

İYİ Kİ GELDİN!

Sanırım daha fazla söylememe gerek yok 🙂 ben bir Yengeç Kadınıyım.
Ve halimden çok mutluyum.

Hakkımızda yapılan saçma esprileri çok doğru buluyorum.
Hayat gerçekten burçmuş, ten rengiymiş, din, ırk demeden hepimizin aynı gökyüzü altında bulunduğumuz muhteşem bir dönüşüm yuvası.

AMA

KONUMUZ

YEN-GEÇ!

Size baştan söyleyeyim asla kendimi överek falan yazmıyorum ne yazıyorsam bildiğimden… İyi okuyun ama hele hele hayatınızda bir Yengeç varsa gerçekten bilmeniz gereken çok önemli şeyler var.

Ayrıca bu yazıyı bu kadar geç yayınlamış olduğum için de kendimden utanıyorum! Çünkü bu ay doğduğumu bile unuttum. Toplam 33 sene bunun 4 yaştan sonrası farkındalık diyelim ve ben ilk kez bu ay doğduğumu bile unuttum!

Sebepleri sadece gökyüzünü ilgilendirir:)…

Yengeç burcu insanları olumlu ya da olumuz durumlara ani tepkiler verebilirler, anlayamazsınız. Zaten anlamaya da çalışmayın fazladan size hızla geri dönecek olan tepkiler silsilesi ile karşılaşırsınız. Hani onu bilinde. Yok, o iyi niyetli anlamaya çalışan tavırlı insanları bazı olay ve anlar da bizler oldukça yanlış anlarız. Sonra pişman oluruz eğer iş işten geçmemişse gönül almayı da çok iyi biliriz. Tabi terslenirsek o zaman pek hoş olmayan durumlar söz konusu olabilir.

Şaka gibi kendimi yazıyorum öz güven patlaması yaşıyorum sanki…
Ben gidip birinden özür dileyeceğim ve o da beni kabul etmeyecek, düşünemiyorum bile! Neyse bunu yapan çok sayıda insan olmadığından edinilmiş fena deneyimler yok. İçiniz rahat olsun.

Dışarıdan kolay kolay kimsenin fark edemediği, kendini korumak adına ördüğümüz duvarlar sayesinde en güçlü depremlere bile dayanacak sinir ve sabır vardır bizlerde. Ama abartmayın yıkılmayız dediysek, savaş çıkaramayız demek değil bu. Hani ben düşerken yükseklerden diye tuttura tuttura gidersiniz…

Sevdiğimiz insanları korkunç anlamda (korkun ama) koruruz. Sahiplenme duygusu yüzünden çoğu zaman da kaybettiğimizi anlamamız biraz uzun sürebiliyor. Yani bunu da çok anlamaya çalışmayın çünkü anlayamazsınız.

Acayip senaryolar içinde oldukları için sizi, 7 göbek uzak akrabayı falan da koruma altına alırlar ruhunuz duymaz. Öyle değişiktir. Sebebi yok yani asla, birini sevmişse tamam konu kapanır ama sevmedi mi ömür billah kimse sevdiremez ona.

Aslında bu duvarın arkasında son derece duygusal, hassas ve ılımlı bir karakter yatar. Bunu da en yakınındakilere anlatmaları haliyle zaman alacağından, hayatlarında kalan insanlar genellikle uzun ömürlü kişilerdir. Yani günlük arkadaşlıklar, ani sosyalleşmeleri sizi şaşırtmasın bir anda sizi tanımayabilirler. Ama bunun mutlaka kendileri için geçerli sebepleri vardır.

Ördükleri duvar ancak karşısındaki insana güvendiğinde yıkılır. Yengeç burcunun insanlara güvenmesi oldukça zordur. Burası çok mühim!
Güven kelimesi onların başkentidir. Yani güveni ele aldınız mı tamamsınız. Sonuna kadar sizinledirler. Yengeç burcunun güvenini kazanan insanın asla sırtı yere gelmez. Varlıkta ve yoklukta asla sizden kopmazlar.

Kırıcı değildir, karşısındaki insanın kalbini kırmaktan hoşlanmaz. Moralleri bozulduğu zaman onları toplamak oldukça zordur. Asla asılan suratları 5 dakikada düzelmez. Maalesef kendimden çok iyi biliyorum. Benden beklenen ışık hızıyla eski halime dönmem iken ben asla o ben olmayabilirim hatta daha kötüsü bile diyebilirim. O yüzden bir yengeç insanını kırıp, küstürdüyseniz size hayatta başarılar dilerim.

Kolay Affetmez!
Hatta Affetmez!

Yapılan hiçbir şeyi unutmama özelliği sayesinde zaten beyninde ki çeşitli sinyaller his duygusunu oldukça geliştirmesine sebep olmuştur.
O sebeple dünyada ki bütün gizli servis ajanlarının %70nin Temmuz ayında doğduğu saptanmış. Düşünün artık. İçine bir kurt düştü mü onu ortaya çıkarmadan rahat edemez. Acayip bir araştırmacı kişiliği vardır. Ve bunu anlamanız da mümkün değil çünkü açıklaması oldukça güç ve zor bir durum. Sezgileri sayesinde tehlikeyi anında fark ederler. Ama o an doğru zaman değilse mutlaka bir yerde bekletilir o bilgi ya da kişi. Tabii ki ileride kullanılmak üzere. Rüyalar görür bunlar ve gördüklerini anlatırlar karşılarında ki insanlar dalga geçer. Kendimden biliyorum. Ne olur sonra biliyor musunuz? Görülen rüya gerçek olur. Bunun da tarafımdan defalarca yaşanılmışlığı vardır.

Aklınızı okuyabilirler dikkat edin derim 🙂 minik bir uyarı. Asla zekasını “duygusal” diye hafife almayın. Çünkü onun kıvrak zekâsının içinde ayrıca dolaşan minik minik tılsımlı ajanları vardır ve hisleri asla yanıltmaz onu. Ben demiştim demeyi çok sever. 🙂

Yengeç burcu insanları gülmeyi aşırı derecede sever ve çelişkili bir yapıya sahiptir. Yerlere yatabilirsiniz doğal halleri ile olan tavırları yüzünden. Mizah duyguları gelişmiştir. Aşırı empati bakış açısı sayesinde genel olarak “ben olsaydım” diyerek bakar. Ve konuşmaları genelde yıkıcı değil yapıcıdır. Tabii eğer karşısında kendini delirmeyen biri var ise. Her zaman anlayışlı ve sevecendir. Tabii anlayış dediysem abartmayın. Onun da bir sınırı var ki işte ben o halimi pek sevmiyorum.

Arkadaşlığa ve dostluğuna önem verir. Yardıma ihtiyacı olan herkese elini uzatır. İnanılmaz şekilde merhamet insanıdır. Dayanamaz ama asla da acımaz. O yüzden alçak gönüllü olması fark edilen en belirgin özelliğidir.

Sempatik bir kişiliği vardır. Zamanla onu daha yakından tanıyan kişiler onun içten içe acı çektiğini düşünebilir. Çünkü acısını belli etmemek için çok direnir. Saklar her şeyini asla bilemezsiniz onun. Yani ben onun her şeyini biliyorum diyebilen insan emin olun ki çok az bilgiye sahiptir. Çünkü yengeçler daima bir adet kendilerine ait sırrı kimseye anlatmazlar. Bunun mutlaka bir sebebi vardır. Yıllarca bir konuyu içinde tutabilir. Ama asla unutmaz.

Ya çok sevinçlidir ya da ölümcül derecede üzüntülü. AHAHAHAHAH Yüksek sesli gülüyorum çünkü bu Merve….

Bu özelliği Yengeç burcuna yönetici gezegeni olan Ay vermiştir. Şarkısı bile var arkadaş “aya benzer yüreğim” bu yüzden zaten ne oluyorsa o Ay yüzünden oluyor.

Yengeç burcu insanoğlunun doğumuyla ilişkilendirilir. Ölümü ve doğumu kendi iç dünyalarında bir bütün halinde yaşar. Sorunları olduğunda kendini toplumdan soyutlar, bunu da rahatsız edilmemek ve etmemek için yapar. Kendi acısını önce kendi hazmetmelidir ondan sonra ancak dışarı açabilir kendini.

Yengeç burcu o kadar gizemlidir ki, tüm burçlar arasında birinci sırayı alır. Depresyon ve taşkınlık, neşe ve üzüntü, iyilik ve kötülük hepsi bir aradadır.

BEN:)

Kendini tam anlamıyla bulamadıklarında, kapalı duygularını sevgiyle karıştırabilirler. Kendisine yöneltilen her öneriyi kabul edecek hale gelirler. Hatta o kadar benimser ki bu öneriyi, ortaya çıkaranın kendisi olduğunu bile düşünebilirler. İtiraz eden ve taraf olan kişi olmamak adına çevresindeki herkesten uzaklaşmak ister. Bu tarz yönleri ile kötü bir yoldaş olduğunu söylemek mümkündür.
Ancak kendini tam anlamıyla bulan bir Yengeç bunların tam tersi bir özellik sergiler.

Yengeç burcu insanları aşk hayatlarında son derece tutkuludur! İşte geldik en acı konuya çünkü bu yengeçler ne çekmişlerse hep aşktan çekmişlerdir. Ve aslında onların, aşka âşık olduklarını bile söylenebilir. Aşk hayatlarına çok fazla değer verirler. Sevdikleri kişiye, deyim yerindeyse taparlar. Var olan tüm enerjilerini aşk hayatları için harcar ve sevdiği kişinin uydusu haline gelebilirler. Eş seçiminde yengeç kusursuzdur. Tabii ki bazı kusurları vardır mesela korkunç kıskançtır. Aklınızın alamayacağı seviyede kıskanırlar ve bunu öyle bir yönetirler ki kıskanılmadığınızı bile sanabilirsiniz. Ama eve dönünce duvarlara falan kafa atabilirler sinirden tabii asla belli etmezler. Çünkü korkunç gururludurlar ve dik duruşlarını bir kere kaybetmek demek onlar için şeref meselesidir. Toparlayamazsınız bir daha. O yüzden aşk konularında özellikle bir yengeçle kurduğunuz diyalog her daim olumlu olsun derim.

Arada aşk varsa 2 kişi arasında yaşanan her şey özeldir ve bir Yengeç hiçbir şekilde yaşananların 3. kişilere anlatılmasından hoşlanmaz.
Ve asla ona yalan söylemeyin! Çünkü söylemeye başladığınız an anlar!

Yengeç burcu insanlarının aşırı derecede hayalperest olduğunu söylerler sanırım bu da doğru. Kurdukları hayale kapılırlar ve bunların gerçek olduğuna inanıp bu şekilde davranmaya başlarlar. Aslında hayal ettikleri her şeye de ulaşırlar. Çünkü inanılmaz odaklıdırlar hayallerine.

Yengeç burcu için maddiyat oldukça önemlidir. Her ne kadar madde insanı olmasa da. Paranın gücünden ve öneminden bir haber değildir. Lüks ve iyi şartlar için yaratılmıştır öylesine güzel harcar ki asla hesabını bilmez. Ama hep bir yerlerde sakladığı “kötü gün” parası vardır onların.

Aslında paraya kendilerinin ve ailesinin güveni olarak ihtiyaç duyar. Bu konuda her zaman dikkatli olur. İş hayatında da bu durum değişmez. Güvenli bir şekilde iş hayatında yükselmek ve başarılı olmak ister. Risk almak ona göre değildir. Ama gene de alır. Ve hırs yaptığı zaman onu yolundan döndürecek bir güç maalesef yoktur.

 

UFAK UYARILAR

Bir Yengece bağırmadan önce iyi düşün. Bir Yengeç kendisine yüksek sesle söylenen her harfi karşısındakine yedirmeyi iyi bilir.

Bir Yengeç “Hayatım deme bana” diyorsa; bu başın belada kırıldım demek oluyor.

Hatasını bildiği halde “Bu gün neden böylesin sen?” diye soran insan bir hata daha yapmış olur! Tam çıldırtır bir Yengeci.

Bir Yengecin her şarkıda bulduğu insan olduğun zaman onun içine işlemişsin demektir.

Bazı şeylerden vazgeçmesinin sebebini tek kelimeyle açıklar bir yengeç “Sıkıldım!” Aklı olan onu sıkmadan yıpratmadan sever.

Bir Yengecin sana dargın uyumasına izin verdiğin zaman en çok onu kaybedersin. Bazı şeyler sabaha ertelenmez!

Pazar günü Yengeçle birlikte olmak özel bir durum ve sen bir yengecin yanında olmak varken evde oturuyorsan çok şey kaçırıyorsun.

Ne diyeyim size kolay gelsin…

Yengeç insanları gerçekten çok evcimen ve aile kişileridir. İyi anne olurlar ve bunu bir görev haline getirdiklerinde hayatlarında kurdukları düzenlerinde onları kimse mutsuz edemez. Tabii eğer macera peşindeyseniz Yengeç sizinle anladığınız dilden oynayabilir ve âşık olabilirsiniz.

İYİ Kİ DOĞDUK

İYİ Kİ VARIZ

DOĞUM GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN!!!

BİZİM DÖNGÜNÜN ÜNLÜLERİ

Bedrettin Dalan, Türkan Şoray VE BEN aynı gün doğmuşuz.
#18 Temmuz

Sezen Aksu- Yıldız Tilbe- Harun Kolçak- Deniz Seki- Aşkın Nur Yengi
#sezenaksu
#yıldıztilbe
#denizseki
#aşkınnuryengi
#harunkolçak
#aşkinsanı
#yengeç

Türkiye’yi ağlatarak kendisine servet yapan Sezen Aksu, yengeçlerin duygularımızı nasıl helak ettiğinin bir numaralı kanıtı! Ve Yıldız Tilbe anlatmama gerek var mı? Duygularını şarkılarına döküp yaşadığı acıyı da sevinci de en dengesiz hali ile yansıtan kişilik.

Müjde Ar
Serenay Sarıkaya
Tuba Büyüküstün
Gizem Karaca
Kenan Evren

Louis Armstrong – Nelson Rockefeller – Yul Brynner – Ernest Hemingway – Hermann Hesse – Kafka – Ringo Starr – Mireille Mathieu – Nathalie Wood – Sylvester Stallone – Tom Cruise – Julius Caesar (Sezar) – Lady Diana

 

SEVGİLERİMLE,
MERVE

O zaman güzel bir Sezen şarkısı gelsin bütün Yengeçlere…♥

 

 

Kaynak


www.yengecburcu.net/yengec-burcu-ozellikleri.html

www.hurrem.com/yengec-burcu-kadin-unluleri/

Öyle anlar geliyor ki karşınız da ki harika suretli insana bakıyorsunuz ve diyorsunuz ki sussan daha güzelsin. Tabii diyemiyorsunuz o ayrı. Ama diyenler vardır diye düşünerek yazıyorum…

Ne komik ama değil mi? Kadın ya da Erkek demeden en güzel insana bile dayanamaz olabilirsiniz. Çünkü genellikle insanlar boş konuştuklarının farkında değillerdir. Gerçi dolu konuşmaksa mesele neyi konuşacağız diyeceksiniz siz de haklısınız.

Boş konuşan insan tabii eğer iş yaptığınız biri ise sus diyemeyeceğiniz kesin. Katlanılması zor durum. Bir de “o değil de…” ile başlayıp, tamamen alakasız başka bir konuyla, ani araya giriş yaparak laf kesenler var onlarda feci tabii. Ama kendi lafı bölünürse sinirlenip bir boş konu daha açmaktan da kendini alıkoyamazlar. Hemen oradan kaçın, telefonunuza sahte bir uygulama yükleyin mutlaka bulunsun. İşte amcam arıyor, patron çağırdı falan diyerek ortamdan sıyrılın yoksa bitmez, sabahlar olmaz…

Yıllarca görmediğin bir arkadaşına hasretle kavuştuğunda geçen zamanın özetini birkaç saate sığdıramazsın ayrılırken de eksik hissedersin.
Bir de gerçekten konuşmak isteyip konuşamadığın tipler vardır. Çünkü onlar asla dinlemezler seni. Konu açarsın kendinden bahseder. A dersin kendini anlatır, b dersin gene kendini anlatır kısaca dayanılmaz bir eziyete döner bu tarz insanlarla birkaç saat bile geçirmek… Onlardan da kaçın. 🙂

Yazının sonu sanırım Tibet’e doğru gidiyor… Kendimde emin olamadım… Ama merak etmeyin Tibet’e hiç gitmedim. Gidersem 7 değil 77 yıl kalmayı düşünüyorum…

 

Benim sıkça başıma gelen vazgeçilmez “taksi” muhabbetleridir. Zamanında havalimanından taksiye bindiğimde malum üzerimde üniformam olduğundan hemen muhabbet başlardı. İlk soru abla nerelisin? İkinci soru evli misin? Sanki oğluna alacak mübarek… Neyse tabii bin bir surat ifadesi ile durumdan ne kadar rahatsız olduğumu fark etmesi için uğraşsam da boş, sonunda evin önüne gelince maaşın ne kadar sorusu ile kaç kez taksiden indiğimi hiç unutmam. O gün bugündür de tanımadığım insanlarla sohbet etmek konusunda yabanileştim. Sanırım haksız değilim. Boş konuşmak meselesi oldukça sık rastlanan bir durum. Zamana çok kıymet veren biri olarak ben “zamanımın çalınmasına” hır çıkarabilirim.

Gelelim tarz-üslup konusuna… Aslında ben daha önce de bir yazı yazmıştım “diksiyonsuz silikonlar” diye. Hatırlamayanlar için link :http://merveninblogu.com/iste-ilk-konumuz-diksiyonsuz-silikonlar/.

Kadınların özellikle günlük hayatta ki konuşma biçimlerine çok takılırım ben. Öncelikle sağlam bir üstattan diksiyon eğitimi aldığım için, beden dilinin ve mimiklerinde buna ilave olarak insanın kendisini nasıl ifade ettiği konusuna özellikle dikkat ederim. Ve kadınlar doğaları gereği beden dillerini doğuştan özel bir yetenekle gerçekten kullanabilen canlılardır.

Eğer bir kadın gözlerini konuşurken çok net bir şekilde kullanıyorsa tabii ki bu bulunan ortama da bağlı dikkatli olun derim. Çünkü insanın en önemli ifade duyusu gözdür. Ve hiç şaşmayan ikinci hareket kadınlar saçlarıyla oynuyorlarsa eğer ya ortamda ilgi odağı olmak istiyorlardır ya da huzursuzlardır.

Ben çocuksu davranan kadınların konuşma tarzlarını eskiden çok tatlı bulurdum ne zaman bu böyle iğreti hale geldi artık dayanamadığımın farkına vardım. Gene söylüyorum ah şu sosyal medya. Hep bu gördüğümüz ve neredeyse aklımızın bir köşesinde tatlı iken kötüye dönüşen görüntüler.

İtiraf etmeliyim ki gerçekten güzelliğine toz kondurmayacağım ama konuştuğu zaman yok olmasını istediklerim var ki işte onlarla ömür nasıl geçer bilemiyorum. Karşı cinslerime sabır diliyorum. Ben erkek olsam ne yapardım bilemiyorum. Ondan kadın olmuş olabilirim :).

Aynı oranla çok konuşan erkekler de bir şekilde ya telefonu kapamayı bilmiyor, ya da işsizler gerçekten bilemiyorum ama kesin orada da bir sorun var. Benim için uzun telefon konuşmaları tarihte kaldı herhalde ya da çok yoruldum. Ondan bu kadar sinir oluyorum uzun konuşmalara. Bazı arkadaşlarımın ilişkilerinde hala da şahit olduğum saatlerce süren konuşmalar da bunlara dâhil. Neyi konuşuyorsunuz arkadaş. Anlamıyorum anlayan varsa aydınlatsın.

Ha bir de eskiden okuldan eve gelirdik, ev telefonundan saatlerce bütün günü geçirdiğimiz insanlarla konuşurduk. İşte o esas neyin kafasıymış hiçbir anlam veremiyorum şimdilerde.

Neyse siz çok konuşan erkeklerden de kaçın, inanın zaman kaybı. Bir erkeğin konuşacak çok şeyi olmalı elbet ama gün 24 saat en azından bunu temel alın öyle bakın. İşi olan insan işiyle uğraşır telefonuyla, chat yapmakla falan değil. Böyle erkekler oldukça fazla özellikle şunu da söylemesem olmaz asansörde ve spor salonunda fotoğraf çeken erkekler antipatik. Artık pozunuzu değiştirin.
#birdost

Çok neşeli durumlar haricinde bir de içkinin etkisiyle çenesine vuranlar var. Aman Allah’ım susmayı bilmez aynı konuyu 1000 kere anlatır. Dinlemez. Hani bunlar sene de 365 günde en çok 1 kere olsun dediğim şeyler haline geldiğinden beri biliyorum ben o eski ben değilim… Sanırım yaşlanıyorum. Ya da eski muhabbetleri özlüyorum şimdiler de hiç biri yok çünkü.

Zannetmeyin bunları yazan kişi olarak ben öyle suskun, az konuşan falan biriyim. Tabii ki hayır bol keseden sallamıyorum ama hafif kendimden de ithafta bulunarak bir şeylere değinmek çabasındayım.

Sinir seviyesi yüksek gerilim hattına bağladığında enerji çeneye vuruyor kanaatindeyim. İnsan istemediği sözleri de söylüyor hatta ancak pişmanlık yaraya merhem olmuyor. Yapılan bir araştırmaya göre, egosu yüksek kişilerde daha çok olurmuş bu. Egoist insanların gün içinde harcaması gereken enerji dışında bir de kelime haznesi varmış ve bunu kullanamadıklarında evdekileri bile uyandırır cinsten tepkimelerde bulunduklarını söylüyorlar… Politikacılar ne yapsın o zaman sürekli konuşuyorlar. 🙂

Ben kendimi iyi bir dinleyici olarak görürüm hep. Dinlemeyi severim. Karşımdakinin bana duyduğu güven, sadakat ile bana bir şeyler söylendiğini düşünürüm ve saygı duyarım. Ancak bazen iyi bir dinleyici olmak kendinizi dinletememe seviyesine de ulaşabiliyor. İşte burası tehlikeli suların sinyallerinin tam da olduğu yer. İnsanlar karşılıklı olarak eşit seviyede iletişim kurabilirlerse ancak kavga, huzursuzluk vb. durumlar gerçekleşmez. O yüzden kendinizi dinlettiğiniz insanları da kendiniz gibi görün ve onlarında dinlenmeye ihtiyacı olabileceği gerçeğini asla yabana atmayın derim.

Neyse ben şu çok güzel suretli olan tiplere döneyim… Mesela kadın çok güzel bakmaya doyamayacağınız derecede güzel ama içi neredeyse saman dolu misali… Neyleyim ben öyle güzelliği der geçersin. Ama bir de konuşuverir ki aman aman duymayan kalmasın dercesine kültürden uzak, hatta taş devrinden günümüze ışınlandığını düşündürten seviyede. Elinde telefonu çeşit çeşit filtre ile güzelliğine güzellik katıyor. Ne yapsın onunda markajı bu. Bunu da sevenler var ne yapalım ölelim mi?

Gene de bakmayın en çok tercih edilen kadınlar aslında çok şey bilmeyen kadınlar olarak adlandırılır. Niye mi çok bilirsen, çok görürsün. Ama bilmezsen öyle masada ki tuzluk misali durursun. İşte tam da burada… Çok güzelsin, çok şekersin, çok hoşsun ama boşsun diyecek birilerinin hala yaşadığına inanıyorum. İnanmak istiyorum. Çünkü kadın dediğin varlık hiç bir şeyi bilmese, görmese bitkiden ne farkı olur. Bitki dediğin bile su ister. O yüzden çok fazla bu işleri gerçekle sanal arasında karıştırmayın derim.

Birincisi dilimize hâkim olmamız gerek konusunda netim çünkü dilin kemiği yok. Öyle yumuşacık bir organ olduğuna bakmayın, bazı anlar oluyor ki insan o kelimeleri nasıl ettim diye kendini bile sorguluyor aslında. Tabii sorguluyorsa bu iyiye işaret. Bir de sorgulamayan ve her seferinde aynı şeyi yapanlar var ki onlar en zor karakterler maalesef. Hayatta en önemli kurallardan biri ve en sevdiğim sözdür “Söylemediğim şeylerin hiçbiri, bana zarar vermedi.” Calvin Coolidge

Farz edin ki söylemediniz, hakkınızı korumadınız ne fark eder ki konuşsan da aynı konuşmasan da. İşte sular yükseldiğinde insanın en çok diline hâkim olması gerekir. Çünkü bazı sözlerin dönüşü yoktur. Ve hayat boyu edenin önüne karma halinde dizilir.

İkincisi eline hâkim olmak. Şiddet içerikli hiçbir yola başvurmamak tabii net kastım ancak bir de elinin durmadan yazdıkları var ki bazen sözden bile keskin olabiliyor. Ayrıca bir şeyi yapmadan önce iyice düşün, başkalarına zarar vermekten kaçın.
Üçüncüsü için tabii ki bilinen sırasıyla beline sahip olmak. Bence burada kastedilen sadece ihanet değil, şehvet ve tutkuların insanda hâkim olmasına dair yapılan bir uyarıdır.

Bence de çok doğrudur…

Zira insan çok söz söylemekle değil, söylediği sözlerin yerinde ve faydalı olmasıyla kadrini ve kıymetini yükseltir.

Şimdi Tibet’e gidebiliriz arkadaşlar. Çünkü bu yazıyı okuduktan sonra mutlaka birilerinde inziva isteği uyandırmış olacağımı hissediyorum. 🙂
Giderseniz haber verin bende gelirim…♥

Sevgilerimle,
Merve♥

 

 

KAYNAKLAR

Calvin CoolidgeKimdir?
John Calvin Coolidge, Jr., Amerika Birleşik Devletleri’nin 29. Başkan Yardımcısı ve 30. Başkanıdır.
4 Temmuz doğumlu olması da ne kadar manidar 🙂
Tam bir Yengeç kafası…