Yazılar

“Denizlerin Beyi” demek isterdim tabii ki ama bu canlı bazı beylerde olmayan özellikleri ile göz doldurduğu için “Denizlerin Beyni” olarak anılsa diğer başlığa da haksızlık etmemiş olurum diyerek başlıyorum.

Hoş geldiniz hayvanlar âlemine…
Ben nedense “hayvan” kolik bir kişilik olarak hepsini tek tek yazsam hiç sıkılmam ama merak etmeyin bugün gerçekten sağlam şaşırtıcı bir canlı var önümde… Kendisi ara ara rüyalarıma giriyor ve ben nedense varlığının verdiği ürpertici tanımlamaları yapamıyorum. Bazen kendimi ahtapot gibi hissettiğim için kimseyi de suçlayamıyorum açıkçası.

Çoğu insan tarafından “garip yapışkan şey” diye tasvir edilse de bu olağanüstü sekiz kollu sihirbaz, gezegendeki en büyüleyici hayvanlardan biri imiş. Kendisini gördüğüm bir rüya üzerine araştırıldığımda, onların neredeyse “doğaüstü” güçleriyle var olduklarını da öğrenmiş oldum. Sevimli değil, pofuduk tüylerle kaplı değil ya da büyük tatlı gözleri yok elbette hatta son derece itici geliyor yüzerken falan hani. Lezzetti tartışılmaz olunca biz ölümlülerin en sevdiği canlı haline geliyor.

Çok az insan bu hayvana hayranlık besliyor. Ama gösterilen ilgi, onların neredeyse “doğaüstü” güçleriyle orantılı olsaydı, ahtapotlar dünyanın en sevilen hayvanların olurdu.

Ne yazık ki, onun yerine deniz canavarı efsaneleri Kraken ve Lusca’ya, kurgusal kötü karakterler Ursula ve Doctor Octopus’a ilham kaynağı oldu. Şimdi ise bu ağırbaşlı ve dahi varlıklara çamur atmak yerine saygı gösterilmesini gerektiren bilgilerle sizi baş başa bırakıyorum.

Sihirbazlık yetenekleri olduğunu bilmiyordunuz tabii…
Tıpkı sihirbazlar gibi ahtapot da nesneleri duman ve aynalar kullanarak yok edebiliyor. Fakat bunu yaparken sihirbazlar gibi mekanik aletler kullanmak yerine, ahtapot bildiğimiz biyolojiyi kullanıyor. Pigment hücre ağı ve özelleşmiş kaslarını kullanarak, bir ahtapot nerdeyse anında; renkleri, şekilleri ve etrafındaki yüzeyleri birebir taklit edebiliyor. Kamuflajı o kadar ustalıkla yapılmış ki yırtıcılar yanından fark etmeden geçip gidiyor.

Ahtapotlar en havalı kaçış mekanizmasına sahipler…
Sihirbazlara eşdeğer farklı bir yeteneği de saldırganın görüşünü engelleyerek ahtapotun kaçmasına olanak sağlayan, salgıladığı mürekkep bulutu – bu özellik genelde mürekkep balıklarıyla karıştırılır, bazı türleri bu özelliğe sahiptir ve mürekkep balıkları ahtapotların en yakın akrabasıdır. Ne ilginç ben hepsinin akraba olduğunu düşündüğümü söylediğimde çok akıllı biri gülmüştü katıla katıla.
Eğer bu da yeterince havalı gelmediyse, çoğunlukla mukus ve pigment hücrelerden oluşan bu bulut, saldırganın gözlerini tahriş eden ve koku hissini körleştirerek kaçış ustasının takip edilmesini daha da zorlaştıran bir çözelti barındırıyor.

Hız ve çeviklikte muhteşemler!
Kendilerini güvende hissetmediklerinde ahtapotlar, mantolarından geriye doğru suyu ileterek kendilerini ileri itiyorlar. Bu davranış onları saatte 40 kilometre hıza çıkarıyor. Ayrıca görülmeye değer başka bir becerileri de, yumuşak vücutları sayesinde en ufak çatlaklardan ve deliklerden rahatlıkla geçebilmeleri.

Belki bu noktada çok esnek olmayabilirim ama istediğim yerden her zaman girer ve geçerim. Hele kullandığım araba gerçekten önden çekişli ve sağlam bir motor gücüne sahipse siz beni bir de trafikte görün… Şaka tabii bunlar sakın örnek almayın.

Ortalama bir Ayı’dan daha zekiler!
Aristotales ahtapot hakkında “aptal bir yaratık” tabirini kullanmasına rağmen (ölmüşün arkasından konuşulmaz ama gerisini siz tamamlayın), araştırmalar ahtapotların gelişmiş zekâya, duygulara ve hatta kişisel karakterlere sahip olduklarını gösteriyor. Kurnaz kafadanbacaklı aynı zamanda labirentlerden geçebiliyor ve hatta işbirliği yapmak istemiyorsa karşı koyabiliyor.

Problem çözüp çözümleri hatırlayabiliyor, sadece eğlence olsun diye bir şeyleri parçalarına ayırabiliyorlar. Hatta oyun olsun diye köpekler gibi atılan şeyleri alıp geri getirebiliyorlar. Su borularını yerinden çıkarabiliyor, kablo bağlantılarını kesebiliyor, laboratuvarlardan kaçabiliyor ve hatta yuvalarının etrafına deniz kabuklarını ve diğer objeleri toplayarak kale inşa ediyor ya da yuvalarının etrafına bahçe yapabiliyorlar.

Bilim insanları ahtapotların bireysel kişilikleri olduğunu düşünüyorlar. Yapılan çalışmalarda ahtapotların her birinin mizaçlarına göre, oynamak için farklı oyuncakları tercih ettikleri gözlemlenmiş.

Geniş kapsamlı beyinleri vardır!
Ahtapotların en çılgın özelliği nöronlarının kafaları yerine kollarında bulunmasıdır. Ve bu kollardan biri vücuttan koparsa, araştırmalar kopan kolun suda kendi kendine hareket edebildiği ve hatta bir besini bağımsız ağzın bulunacağı bölgeye doğru yönelttiğini gösteriyor. Tabii kol koptuktan sonra bu öyle kolay olmuyor ama gene de bağımsız olarak çalışan uzuvları aslında beyinleri.

Kaybedilen uzuvlarını yenileyebiliyorlar!
Adeta Deadpool’un yenilenebilme yeteneğine sahipmiş gibi kaybettiği bir kolunun yerine hiçbir kalıcı zarar almadan tekrar yenisini çıkarmak onun için tam bir çocuk oyuncağı. Nedense Vampirleri hatırlattı.

Tam üç adet kalbe sahipler!
Dediysem asla 3 kişiyi aynı anda sevemiyorlar :). Onu sadece biz İnsanlar yapabiliyor ah ne manidar…
Evet, tam üç adet kalbe sahipler, iki tanesi kanı solungaçlara oradan da 3 numaralı kalbe taşımakla görevliyken, 3 numaralı kalp ise diğer 2 kalpten aldığı kanı bütün vücuda pompalıyor. Ve şaşırtıcı olan şey, 3 numaralı kalbin ahtapot yüzerken durması ki bunun sebebi hızlıca yüzerek kaçmaktan çok kamufle olarak saklanmayı tercih ettiklerini açıklıyor, yüzmek bu kafadanbacaklı için yorucu bir aktivite.

Çiftleşme sırasında erkek, dişinin her zaman sağ tarafındadır!
Erkek spermleri dişinin tübüler borusuna koyar veya dişi, erkekten kollarıyla kendi alır. Spermleri aktardıktan sonra erkek hemen kaçabilirse şanslı! Çünkü çiftleşmeden sonra dişi erkeği boğarak öldürür ve yer. Erkeği her zaman sağ tarafında tutması ise henüz açıklanamamış.
Dişilerin bu agresifliğinin sebebinin bir çeşit annelik içgüdüsü gibi yumurtalarını her türlü tehdite karşı korumak amaçlı olduğu düşünülüyor. Çok şeker.

Çiftleşme döneminden sonra, erkekler hala yaşıyorsa bile birkaç hafta içinde ölür. Dişiler ise yumurtalar açılana kadar yaşamaya devam ederler. Fakat yumurtalar açılana kadar beslenmelerini durdurdukları için yavrular çıktıktan bir süre sonra açlıktan ölürler.

Dağlar kadar yaşlılar…
Hatta belki de daha yaşlı. Bilinen en yaşlı ahtapot fosili 296 milyon yıl önce Karbon Çağı zamanı yaşamış. Şu anda Chicago, ABD’de Field müzesinde sergilenmektedir. Çağımızdaki ahtapotlar gibi sekiz kola ve iki göze muhtemelen de mürekkepli kaçış mekanizmasına sahipti. Smithsonian, “Ahtapotlar karada yaşamdan çok önce, şekillerini milyonlarca yıl sonrasına gelebilmek için belirlediler” diyor. Bence çok doğru bir tez.

Neredeyse tüm ahtapotlar zehirlidir. Mavi Halkalı bu ahtapot ise (Haoalochlaena lunulata) dünyadaki en zehirli ahtapottur. Bir ısırıkta sizi öldürebilir. Herhangi bir panzehri henüz yok.

Ahtapotlar gruplar halinde yaşamazlar. Bu nedenle her biri, çevik davranışlarıyla av olmaktan kaçarak türlerini kontrol altında tutarlar. Bu nedenle süper avcılar olarak bilinirler. Zeki olmalarının temelinde de tek başına yaşam sürdürebilmenin zorlukları yatıyor olabilir.
Derin denizlerde hayatta kalabilmek için, kanlarında oksijen taşıyan solunum pigmenti olarak hemosiyanin bulunur. Hemosiyanin yapısında bakır içerir ve oksijenle birleştiğinde mavi renkte görünür. Bu sistem asitlik-bazlık değişimlerine karşı çok hassastır, eğer ortam asidik olursa ahtapotlar yeterince oksijen alamaz. Bu nedenle iklim değişikliğine bağlı olarak okyanusların yavaş yavaş asidik hale gelmesiyle buradaki canlılara ne olacağı hala tartışma konusu.

Dünya denizlerinde çeşitli büyüklük ve özellikte 50’den fazla ahtapot çeşidi vardır. Mavi olanı görünce sakın sevmeyin ok 😉

Genel olarak kendilerinden büyük hayvanlardan korkan ve insanlardan olabildiğince uzak durmaya çalışan, parlak veya ses çıkaran bir obje gördüklerinde meraklarını dizginleyemeyen bu muhteşem canlılar, sadece Ege ve Akdeniz sofrasında bir meze olarak görülmekten çok daha fazlasını hak ediyorlar.

Evrimin yıllardır nerdeyse hiç uğramadığı ahtapotlar, zekâlarıyla birçok insanı kendine hayran bırakabilme yeteneğine sahip muazzam bir canlı.

 

Sevgilerimle,
Merve♥

 

Çok gülerek alıntı yapıyorum yazanında mizah duygusu kadar beklentilerinin geniş olmamasını umuyorum :).

Ekşi Sözlük/ Scarletsage: Her işe el atan, bir sürü meziyeti olan insanlara verdiğim isim.
Ekşi Sözlük/Islak köpek: Gittiği yer neresi olursa olsun fark etmeden, tanıdığı tanımadığı sağda solda gördüğü herkese hemen bir kol atan, bunlar hatunsa bele sarılmak ya da omzundan tutmakla da yetinmeyip, enseden yakalayıp kulağa baskı uygulamak suretiyle kol hareketlerinde bulunan ve aynı anda kaç kişiye kolunu attığını takip edemediğimiz insanlara verdiğimiz isim.Ekşi Sözlük/Olmayana yergi: İspanyolların İtalyan erkeklerine taktığı isim.
Hepsi de çok iyi yorumlar…

 

Kısa kısa…
Kraken: iskandinav mitolojisin ’de bir karakter. Kendisi dev bir mürekkep balığıdır. Gemileri kollarıyla sarıp dibe çekecek kadar güçlüdür.
Lusca: Karayiplilerin efsanevi deniz canavarıdır.
Aristotales: Aristoteles ya da kısaca Aristo Antik Yunan filozof. Platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki filozofundan biri sayılır. Fizik, gökbilim, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir.
Smithsonian: Smithsonian Enstitüsü, ABD hükümeti tarafından yönetilen bir müze ve araştırma merkezi öbeğidir. 1846 yılında “bilgiyi artırmak ve yaymak” amacıyla kurulmuştur. Washington, DC’deki merkezinde 137 milyon nesne bulunmaktadır.

Kaynaklar

https://onedio.com/haber/ahtapotlar-hakkinda-muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-15-enteresan-bilgi-715746

CİDDE DEYİM…

Konu Cidde olursa hemen Ciddileşirim 🙂
Hatta Gayri-Ciddi, Resmi-Ciddi falan hepsi olabilirim…
Kendi kendime konuşuyorum farz edin…
Hiç unutamıyorum #yuvadanuçupgidiyorum yazmıştım…Sene 2009…
Sanki 99 sene geçti ama hala dün gibi… Neden, niye hiç sormayın hepsinin bir nedeni var tabii ki ama şu an hani cevaplamak bu kültürel tanıtımın için fırtınalar dizisine dönebilir, yalan rüzgârı esebilir. O derece traji-komik bir hikâye kısaca…

Ama neden Cidde diye sorarsanız işte oraya çokta fazla verecek bir cevabım yok. Seçilmiş kişi olarak gönderilmiş olduğumu düşünmedim değil uzunca bir süre… Hatta o zamanlar da hayat akışında, başıma gelen diğer trajik olayları hesaba katmadan ilerlemeye çalışacağım yani tamamen verimli bir tanıtım olsun isteğimden sadece 😉
Jenerik yaratmaya çalışıyorum diyelim, siz öyle bilin…
Ama öyle çok özlüyorum ki tarifi, tanımı yok işte orası Cidde…
Deli mi bu diye okurken söylenenleri hissediyorum… Sorun yok ben çok alışığım bu tepkiye etkisizleştiğimden beri.

Klasik bilgiler vermeye bayılırım…
Cidde Suudi Arabistan’da, başkent Riyad’dan sonra gelen ikinci büyük şehirdir. Ülkenin batısında, Kızıldeniz kıyısında, Mekke yakınlarında kurulmuş bir liman kentidir. Diyor Vikipediciğim…

Neler neler saklıdır içinde yaşamadan bilemezsiniz asla üç beş tur atarak sindiremezsiniz oraları. Bu arada bunların asla kültleşmiş inançlarla ilgisi yok tamamen havada ki kup kuru duygudan gelen bir şey…

Peki, öyle mi bir bilene soralım…
Cidde bence bu yazılanların aksine tepeden baktığında Maldivler sanıp uçaktan atlamak isteyeceğin bir yer desem haksızlık etmiş olmam o derece güzel yani… Ama sadece yukarıdan baktığında !!! İçine girdiğinde hiçbir mekân asla uzaktan göründüğü gibi değildir. Çeşitli kusurları vardır ya hani göze istemsiz çarpar, burada durum biraz farklı. İstemsiz çarpan hiç bir şey yok her şey ortada sanıyorsunuz o kadar, aslında öyle de değil içine girdikçe daha da çok çekiyor sizi. Kimisi çok sever kimi nefret eder… Ben o ikinci şıkta ki kimselerden olamadım her zaman burayı sevmek için bir neden yaratmışımdır kendime.

Nüfus: 3,431 milyon. Bence daha fazla hatta ama ne yapalım verilere sırtımızı yaslamak durumundayız…

Tertemiz caddeler, uzun uzun kuleler ve iş merkezleri, sıcaktan bunalmış insan göremeyeceğiniz bir yer… İnsanlar evlerinde ve ofislerinde saklanıyor adeta gündüzleri korkunç bir sıcak ile yüz yüzesiniz çareniz yok klima tek dostunuz bu durumda. Tabii alışık olmayanlar 3.gün üşüterek yataklara düşmüyor değil hani… Arabalar da görebildiğiniz tek renk giyinmiş erkekler çoğunlukla ve her iş merkezinin girişinde bedava dağıtıldığına inandığım iğrenç çilek kokusu kimine göre meşhur hacı yağı  kendime gülesim geliyor bazen iyi bir şey anlatmak istediğim de bile duygularımı gizleyemiyorum bu da yengeç burcunun özelliklerinden diyelim…

Bu şehir de tek eksik Kadınlar…
Sanmayın ki yoklar varlar elbet ama onlara araba kullanmak yasak olduğundan özel şoförler eşliğinde aramızda siyah abayaları ile dolaşıyorlar yani herkesin bildiği kapkara çarşafları ile… Sanki ben cavalli kıyafetimle geziyordum da böyle yazdım 🙂 kadınsan abaya giyeceksin arkadaş ne yapacaksın sonuçta orası Suudi Arabistan…

Her şeyin bir sebebi var…
İşte en tilt olduğum konu da bu. Her şeyin bir sebebi olduğuna inanan, inandırılmış bir toplum tabii ki buna o kadar katı katı, karşı değilim elbet ama bunu hiç okumadıkları kitaplara sığınarak yaptıklarından sinir oluyor insan ve sırf bu yüzden de düzen yavaş işliyor. Belki öğrendiysem sabrı, selameti burada öğrendim işte azıcık.
Benim yazacağım Jeddah yazısı da öyle bir sefer de nasıl olacaksa her kelimenin altında inanın birden fazla hikâye ve anı var nasıl anlatırım onca şeyi bir kerede bilemiyorum. Farkındaysanız halen acele ediyorum ben .

Bir de Cidde’nin Suudi Arabistan’ın dini kuralların en esnek olduğu şehri olduğunu da söylemeyi unutmamak lazım. Böyle dediğime bakmayın tabii ahlak polisleri her yerdeler onlara da mutavva deniyor. Bir makalede diyor ki “bazı yabancılar saçlarını açabiliyor ama o kadar” demiş  gülmek istedim sadece yüksek sesli ancak o da halk arasında yasak canım. Sadece en özgürleşebildiğimiz yer kanatsız irtifamızı yakalayabildiğimiz anlar elbet… Ve evin kapısından girmeyi hayal ettiğimiz o müthiş tatiller.

Gerçi o kadar da abartmayalım ama bu Mutavvalar (Ahlak Polisleri) her yerde olduklarından adeta bir ps oyununda ki gibi her an karşına çıkabilir cinstenler. Denizin ortasında, bir avm tuvaleti kapısında ya da bir arkadaşının bahçesinde barbekü yaparken… Hangisi başına geldi diye sorun d-hiç biri tabii ki de. Sadece bir kez arkamdan beddua ettiğini duymuştum bende büyük bir saflıkla aynı ağızdan cevap verme gafletinde bulundum ta ki yanımdaki arkadaşımın pasaportuma el koyabilme haklarını hatırlatmasıyla susmam bir olmuştu. Evet, her zaman özgürsün ama sadece ülkenin sana sunduğu haklar dâhilinde bakmayın bu bir taraftan da gayet insanı eğiten ve öğretici bir durum. En nihayetinde ömürlük kalmayacağından bir süre için bu kadere baş eğebilirsin elbette.

Her şeyin kapalı kapılar ardında yaşandığını düşününce kendi Ülkende daha özgür olduğunu hatırlıyor ve gelecek üzerine mükemmel planlar yapıyorsun tabii erteleme hastalığını katmazsak. Onu ayrıca anlatacağım .

Compound dedikleri bizde ki gibi sitelere benzer yerler var, etrafı genelde duvarlar ve tel örgüler ile çevrili. Duvarların üzerinde de cam kırıkları saplı canım. Kapısında güvenliği olan son derece lüks yerleşim merkezleri bunlar. Sitenizin içindeyseniz isterseniz bikini ile dolaşın, kimse karışmıyor, ama dışarıdaysanız kurallara uyacaksınız. Hayat böyle bence sorun yok… Kurallara uymayı severiz. Burası kurallara uymayı öğreten cinsten bir yer. Hani fena da değil benim kadar “ben yaşarım” isen. Öğrendim mi evet. Yaşadım mı en güzelinden. Özlüyor muyum işte orası manen ve hatıralarda saklı cevapları olan bana büyümeyi öğreten yer.
Kadınlar için Cennet mi, Cehennem mi bilemeyeceğim ama Suudi Arabistan tam bir ERKEK cenneti, sadece huriler yok. Ama ararsanız en güzel huriye taş çıkaracak güzellikte Arap kızları da yok değil… Ama şunu da söyleyeyim ki Cidde dışarıdan oldukça göç almış bir şehir dolayısıyla genel insan kalabalığı çalışmak için geliyor bu şehre ve doğal olarak birçok farklı ülkeden insanla karşılaşabilirsiniz burada.
Akşam bütün kafe ve restoranlar dolu, hepsi erkek, nargile (shisha) içiyorlar. Lokantalar dolu, oturup saatlerce sohbet ediyorlar, boş masa bulamıyorsunuz. Hepsi erkek. Ama mekânların da kendi içlerinde “family section” ve “male section” olarak ayrılmış bölümleri var. Kadın ve Erkeğin bir olduğu en önemli mekân Alışveriş Mağazaları. Orada bile bazı yerler single / family diye ayrılıyor. Bazı mağazalara ERKEKLER giremiyor, kapısında sadece kadınlara özel yazıyor. Ki ben o mağazalara bayılırdım. Anlat anlat bitmez Cidde cidden Ciddi bir yer:)…
Ne yersin…
Nasıl canım çekiyor şu sıralar anlatamam Suudi Arabistan’ın belki de en meşhur markası olan Al Baik’e Cidde de rastlamak mümkün. Burada insanlar gece yarılarına kadar kuyruğa girer ve Al Baik’ten yemek almaya çalışır. İnanılmaz lezzetli. Sırrı sosunda.

Diğer bir özlediğim mekân Chillies… Meksika mutfağı ama aslında ne ararsan var bir de sonuçta şeriatın ortasındayız kullanılan et her şekilde dana eti. Gönlümüz rahat kendimize uyarlı yemek yemeye bayılırız.
Khayal Restaurant-Türkiye’nin dört bir yanında yiyebileceğiniz tüm kebap çeşitlerini bulabilirsiniz. Türk mutfağının zengin meze ve salata çeşitleri emrinizde. Dönerimizi Türkiye dışında en lezzetli hali ile ancak Khayal Restoranda yiyebilirsiniz. Fırında güveç çeşitlerimizi tatmadan güveç yedim demeyiniz. Hayal edemeyeceğiniz bir ortamda sizi karşılayıp güler yüzle uğurlamak en önemli ilkeleridir.

Piatto
Portofino
Sultan’s Steakhouse
Sakura Japanese Restaurant

Buralarda diğer güzel ve lezzetli mekânlardır. Cidde bir den çok milliyetin iş için gelip bir süreliğine kaldığı bir yer olduğu için doğal olarak her damak tadına uygun restoranlarıyla da ünlüdür. Unutmamak lazım ki helal et olmak şartı ile.
Marketlerde Türk ürünlerine rastlamak mümkün. Çoğunlukla bisküvi, top kek gibi ürünler bulabilirsiniz. Ürünlerin neredeyse tamamı Ülker ve Eti ürünleri. Cidde’de önemli bir Türk nüfusu var sonuçta. Ülker Firması Cidde’de ki fabrikası ve ürünleriyle önemli bir pazara sahip.
Türk yemekleri ve ürünleri dışında buranın diğer ürünlerinde pek tat tuz bulamayabilirsiniz. Türk marketinde Türkiye’den gelen ürünler satılmasına rağmen oldukça pahalı durumdalar. Ama gerçekten Türkiye’deki ürün lezzetlerine ulaşma şansınız yok başka türlü. Dikkatimi çeken bir diğer şey de burada kaju fıstığının inanılmaz lezzetli ve ucuz olması. Onun dışında diğer kuruyemişlerde çok fazla tat bulamıyorsunuz. Marketlerde içecek reyonlarında Türkiye’ye oranla çok daha fazla ürün bulunmakta.
Kısaca İslamiyet’in merkezi olarak Suudi Arabistan birçok Müslüman için dinen ziyaret edilen bir lokasyon olsa da bunun yanında çalışmak ve kısa süreli işler için gidilen bir yer olduğu için de bir de bu tarafından kaleme almak istedim.

Muhteşem Arap müziklerini de es geçmemek gerek tabii ki. Mısır, Lübnan, Kuveyt ve Suudi ezgilerini orada bir süre yaşadıktan sonra hemen ayırt edebilir hale gelebiliyorsanız artık siz olmuşsunuz demektir.

Çok Sevdiğim Cidde’ye kalbimden kocaman sevgilerimi yolluyorum…

Sevgilerimle,
Merve

 

 

 

 

Kaynaklar
https://tr.bachelorstudies.com/%C3%BCniversiteler/Suudi-Arabistan/Cidde/

Kısa Kısa
Mutavva: Suud Ahlak Polisi
Abaya: Arap ülkelerinde müslüman kadınların giydiği üst giysisi, dışarlık giysi. Özellikle arap ülkelerinde giyilen ve genellikle siyah.