Yazılar

 

 

Başınız çok ağrıdığı zaman kendinize has çözümleriniz mutlaka vardır. Benimde her şeyi yüksek sesle dinleme durumum bir anda karıncalanır ve siyah tarafa geçer. Buyurun sessizlik!
-Akıllı telefon değilsin sen – her şeyi sessize alamazsın diyor “dış ses”.!

Keşke akıllı telefon olabilseydik ve canımızın istediğine tak engel! Ne güzeldi eski zamanlar telefonların çok bir fonksiyonu da yoktu en azından o elektronik cihazlar üzerinde hırs tatmini yaşamıyorduk. Şimdi herkes yürek yemiş gibi mangalda kül bırakmıyor ama telefonun bir diğer ucundan… 🙂

Engel konusunda şakacıyım ancak bende bu zamanın olumsuz özelliklerine sahip nimetinin zararlarına dâhil oldum diyebilirim. En kolay çözüm biri ile konuşmak ve iletişimde olmamak için engellemek. Ne garip ama eskiden olmayan garip garip şeyler. İnsanlığımızı yok etmeye başlayan çağın getirmiş olduğu en büyük düşman “teknoloji” bunu asla unutmayın. Eskiden Terminatör filmini izlediğim de içimden acaba insanlık kendi sonunu kendi yaptığı silahlarla mı getirecek diye geçirirdim. Sanırım bunlardan en önemlisi de hepimizin evlerinin ve hatta vücutlarında takılı gezdikleri teknolojinin nimeti sanılan cihazlar.

Baş ağrısından girip teknolojiye falan bulaştım gene daldan dala uçuyorum. Evet, asla hiçbir yere ait olmayacağım :). Bundan memnun kalmanızı temenni ediyorum.

Her neyse neden bunları yazdım kısmına biraz değineyim… Sosyal medya ile ilgili birkaç veryansınım var ve de dikkatimi çeken birkaç çıkıntı durum. Biliyorsunuz son zamanlarda sosyal medya fenomeni olarak tanınan ve de tanıdığınız sürü ile insan türedi. Sosyal medya bu insanlara influencer terimini yakıştırdı ancak tam anlamıyla konuya karşılık gelen bir Türkçe anlamı maalesef bulunmuyor. Anlam olarak kanaat önderi, fikir önderi vs. gibi. Karşılıkları bulunan İngilizce bir kelime olan Influencer artık evimizde, yatak odamızda, iş yerimizde…

Olanlardan bahsediyorum tabii ki Sezar’ın hakkı sezara. Ama olmaya çalışan kesim var bir de “olmaya çalışan-olamayan” olarak kendime göre ayırdığım arkadaşlar. Öncelikle hiç kimse kendine bu kötülüğü yapmamalı kesinlikle net bilgi. Niye mi? İsmini veremeyeceğim bir sosyal medya fenomeni’nin çok çok eski halini bilmekle beraber asla yansıttığı kişi olmadığını da bildiğimden kendisini afişe etmek istemiyorum. Ama başaralı mı şu anda muazzam diyebilirim. Hem para kazanıyor, hem geziyor, hem yaşıyor ve de istediği hayat bu idi. E daha ne olsun değil mi? Bence durum tamamen sosyal medyayı etkin kullanmaktan geçiyor ve bunu başarabilen insanlar zamanında verdiği emeklerin karşılığını şimdi alıyorlar. Büyük olasılıkla da çoğu insan yaptıkları işlere hobi olarak başladığında bir gün çektikleri youtube videolarının milyonlar tarafından izleneceğini hiç düşünmemişlerdi. E normal bundan 8 sene önce instagrammer, influencer, social media queen ler yoktu. Olanlar da başka bir şey olma çabasında değillerdi. Ama sahne hep aynı kalır bilirsiniz sadece suretler geçicidir. Bu sektör değişime her zaman muhtaç ama boşluğu doldurmayı bilen kazanır her zaman.

Gelelim o-la-ma-yan arkadaşlarımıza. Bazı profiller çok aktif, paylaşımlar ve görsellerin kalitesi muazzam ancak beğeni ve yorum yok mesela bu haksızlık bence çünkü bana göre hak eden profil bu. Diğer taraftan bir hesap ve görseller sadece dişilik, erotizm içerikli fotoğraflar korkunç kalitesiz. Profesyonellik yok işin için arkadaşımız manken bile değil. Hani olsa birisi bir yerden tutsun elinden gel sana bir profil yapalım dese hayır o da yok. Ama takipçisi 40bin – 50bin nasıl yani diyorsunuz. Kusura bakmayın hayatınızda bu kadar insanı görme olasılığınızı sayamıyorum bile! Ama bu sahtelik akan hesaplardan beklentiniz nedir Allah aşkına beyaz atlı prensle prenses buradan gelmeyecek biliyorsunuz değil mi?

Her neyse çoğunun temel amacı belli bu konu çokta tartışmaya açık değil ancak altına yazılan yorumlar yani 10 tane olanlar hele 3 falan olanlar aman yarabbi en azından o güzel resmi yakmasaydın demek geliyor içinden. Çok mu takip edilmek istiyorsun bunun çeşitli yolları var ancak sen herkesi etkileyemezsin canım Nusret değilsin! 🙂
Çok tanınan bir kişi olma görüntüsü çizme !!!

Evet, aslında işin bu kısmı en çok istenilen şey ama o meşhur mavi tıkların da bir fiyatı var desem… Yani bu dünya üzerinde tanınan insanların aksine hiç tanınmayanların ünlü kapasitesinde olması sizce de çok büyük bir kandırmaca değil mi? İnsanları kandırıp kendi egolarını şişiriyorlar ha bir de işin ucunda ki parasal şöhretler. Haklısınız her şeyin kolay versiyonu rahat geliyor insana. Ama zahmet olmazsa üretin ve yardım kampanyalarının kahramanı olun.
Bizim ülkemizden 3-5 kişi çıktı çıkmadı Afrikalara gidip çocuklar için çalışan didinen. Onun dışında ki kimse cesaret mi edemedi, muhteşem zamanından mı vermek istemedi bilinmez. Ancak kimsenin gidip gerçekten adına layık ve örnek teşkil edecek şekilde yardım kampanyalarında çalıştığını göremiyorum Ülkemizi temsilen. Varsa yoksa lüks otellerin kermeslerinde boy boy dergilere ne aldım ne giydim fotoları çektirmek için giden, görüntü için kendi çapında bağışlar yapan ve bunu dedikodu yaptığı gazeteciler aracılığı ile yazdırtan insanlarla dolu bu dünya.
Baktığında herkes hayvan sever, doğaya saygılı, yaşlılara, kimsesizlere ve de çocuklara… ama bir bakıyorsun sokak hayvanları için kermes düzenleniyor elinde bir etiketi eksik olan petshoptan satın alınma köpek! Neden satın alma, sahiplen diyoruz sence? Neden savaş mağduru çocuklara yardım edelim diyoruz. Neden özel günleri unutmayalım kimsesizleri mutlu edelim diyoruz. Sosyal medya da olmasa her birimiz çok düşüncesiz ve kendine has tipler olacaktık.

Zahmet olmazsa arkadaşlar olmadığınız insanları temsil etmeye çalışmayın.
Zahmet olmazsa harika ve bilinçli bir yardım sever gibi davranırken süsü püsü ihtişamı bırakın biraz sadeleşin muhtemelen savaş mağduru insanlara üstünüzde ki koca parasıyla alınan kıyafetlerle yardım edemezsiniz.
Zahmet olmazsa moda iconu gibi davranmayın bugün varsınız yarın… No!
Zahmet olmazsa sanatı, müziği, dünyayı tanıyormuş gibi değil tanıdıktan sonra işin gurusu olun.
Zahmet olmazsa 5 dk önce tanıştığınız insanlarla 40 bin senelik dost, akraba gibi görünmeye çalışmayın.
Zahmet olmazsa hayatınızda bir kere ait olduğunuz hamurun kişisi olun.
Bu Ülke de mesleksiz ve okumamış çok insan var ama içlerinde cevher çıkmış örnekleri var. Neden olan kısımdan yürümek varken olmayan kişi olarak hayatına devam etmek için çaba gösterirler ben bunu hiç anlayamıyorum.

Söyleyeceklerim bu kadar.
Çok konuştum zaten!

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

 

 

 

Burada durmasını çok isteğim bir liste var♥

• Bir insana tavsiyeler

1. Utanç bir prangadır. Kendini azat et.
2. Yeteneklerin hakkında endişelenme. Sevme yeteneğin var. Bu yeter.
3. Diğer insanlara karşı nazik ol. Evrensel boyutta onlar sensin.
4. İnsanlığı teknoloji kurtarmayacak. İnsanlar kurtaracak.
5. Gül. Sana yakışıyor.
6. Meraklı ol. Her şeyi sorgula. Şimdinin gerçeği gelecekte bir hikaye olacak sadece.
7. İroni iyidir, ama hissetmek kadar değil.
8. Fıstık ezmeli sandviç bir kadeh beyaz şarapla gayet iyi gider. Aksini söyleyenleri dinleme.
9. Bazen kendin olmak için kendini unutman ve başka bir şey olman gerekir. Karakterin sabit bir şey değil. Ona ayak uydurabilmek için hareket etmelisin.
10. Tarih matematiğin bir dalıdır. Edebiyat da öyle. Ekonomiyse dinin dalıdır.
11. Seks aşka zarar verebilir ama aşk sekse zarar veremez.
12. Haberler matematikle başlamalı, şiirle devam etmeli ve buradan ilerlemelidir.
13. Hiç doğmayabilirdin. Varlığın imkansıza yakın bir ihtimal. İmkansızı reddetmek kendini reddetmektir.
14. Hayatında 25.000 gün olacak. Bunların bir kısmını unutamayacağın şekilde yaşadığından emin ol.
15. Züppeliğe giden yol mutsuzluğa giden yoldur. Tersi de doğrudur.
16. Trajedi, tamamına ermemiş komedidir aslında. Bir gün buna
güleceğiz. Bir gün her şeye güleceğiz.
17. Kıyafet giy, her anlamda, ama onların yalnızca kıyafet olduğunu unutma.
18. Bir yaşam formunun altını, bir diğerinin teneke kutusudur.
19. Şiir oku. Özellikle de Emily Dickinson şiirlerini. Seni kurtarabilirler. Anne Sexton insanın kafasının içini bilir, Walt Whitman çimenleri, ama Emily Dickinson her şeyi bilir.
20. İleride mimar olursan şunu unutma: Kare iyidir. Dikdörtgen de öyle. Ama aşırıya kaçma ihtimalin var.
21. Güneş sisteminin dışına çıkamıyorsan uzaya gitmeye zahmet etme. Çıkabiliyorsan Zabii’ye git.
22. Öfken seni endişelendirmesin. Öfke duyman imkansız hale geldiğinde endişelen. Çünkü o zaman tükenmişsin demektir.
23. Mutluluk senin dışında bir yerde değil. Mutluluk senin içinde.
24. Dünyada yeni teknoloji beş sene içinde gülüp geçeceğin bir
şeydir yalnızca. Beş sene içinde gülüp geçmeyeceğin şeylere değer ver. Aşk gibi. Ya da iyi bir şiir gibi. Ya da bir şarkı. Ya da gökyüzü.
25. Kurguda tek bir tür vardır. Bu türe “kitap” denir.
26. Yakınlarında bir radyo olsun hep. Radyolar hayatını kurtarabilir.
27. Köpekler sadakat konusunda dâhidirler. Ve bu sahip olunası bir dehadır.
28. Annen roman yazmalı. Onu yüreklendir.
29. Güneş batıyorsa durup izle. Bilgi sonludur. Hayranlıksa sonsuz.
30. Mükemmelliği hedefleme. Evrim ve hayat hatalarla mümkündür sadece.
31. Başarısızlık bir ışık oyunudur.
32. Sen insansın. Para meselesini kafana takacaksın elbette. Ama paranın seni mutlu edemeyeceğini bil, çünkü mutluluk dükkanlarda satılmıyor.
33. Evrendeki en zeki yaratıklar siz değilsiniz. Hatta gezegeninizdeki en zeki yaratıklar bile siz değilsiniz. Kambur balinaların şarkılarındaki tonal dil Shakespeare’in tüm eserlerinden daha karmaşıktır. Bu bir yarış değil. Ya da evet öyle. Ama kafana takma.
34. David Bowie’nin “Space Oddity”si uzay hakkında hiçbir şey söylemiyor olsa da müzikal motifleri çok hoş.
35. Bulutsuz bir gecede gökyüzüne bakıp binlerce yıldız ve gezegen gördüğünde bunların pek çoğunda hemen hemen hiçbir şey olmadığını bil. Asıl hikayeler çok daha uzakta.
36. Bir gün insanlar Mars’ta yaşayacak. Ama oradaki hiçbir şey dünyada yağmurlu bir güne uyandığın tek bir sabahtan daha heyecan verici olmayacak.
37. Soğuk biri olma. Evren soğuk zaten. Önemli olan sıcak kısımlar.
38. Walt Whitman en azından bir konuda haklıydı. Kendinle çelişeceksin. İçin büyük. İçinde çokluklar var.
39. Hiç kimse hiçbir konuda tamamen haklı değildir. Hiçbir yerde.
40. Herkes bir komedidir. Eğer sana gülüyorlarsa asıl şakanın
kendileri olduğunu anlamıyorlardır sadece.
41. Beynin açık. Kapanmasına asla izin verme.
42. Bin yıl içinde, tabii insanlar o zamana kadar hayatta kalabilirlerse, bildiğiniz her şeyin yanlış olduğu ortaya çıkacak. Ve onların yerini daha büyük mitler alacak.
43. Her şey bir fark yaratır.
44. Zamanı durdurma gücün var. Öpüşerek zamanı durdurabilirsin. Ya da müzik dinleyerek. Bu arada, müzik başka türlü göremeyeceğin şeyleri görmeni sağlar. Müzik süper güçtür. Bas gitarı bırakma. İyi çalıyorsun. Bir gruba katıl.
45. Arkadaşım Ari şimdiye dek yaşamış en bilge insanlardan biriydi. Yazdığı kitapları oku.
46. Paradoks: Kitap, sanat, sinema ve şarap gibi yaşamak için ihtiyacın olmayan şeyler, yaşaman için gereken şeylerdir.
47. İster biftek, ister bonfile de, inek inektir.
48. Hiçbir iki insanın ahlak anlayışı tamamıyla uyuşmaz. Zarar verecek kadar keskin olmadığı müddetçe farklılıkları kabul et.
49. Kimseden korkma. Evrenin öbür ucundan gönderilen uzaylı bir suikastçiyi ekmek bıçağıyla öldürdün sen. Ayrıca çok sıkı yumruk atıyorsun.
50. Bir noktada başına kötü şeyler gelecek. O zamanlarda tutunabileceğin biri olsun hayatında.
51. Alkol akşamları çok eğlencelidir. Ama sabah uyandığında kendini berbat hissedersin. Bir noktada seçmen gerekecek: Akşamları mı istiyorsun, sabahları mı?
52. Eğer gülüyorsan, aslında ağlamak istemediğinden emin ol. Ağlarken de düşün, belki de gülmek istiyorsundur.
53. Birine onu sevdiğini söylemekten korkma sakın. Dünyanızda yanlış olan çok şey var, ama fazla sevgi bunlardan biri değil.
54. Şu anda telefonda konuştuğun kız var ya. Umarım hoş biridir. Ama hayatında başkaları da olacak.
55. Dünyada teknoloji sahibi tek tür siz değilsiniz. Karıncalara bak. Gerçekten. İnce dallar ve yapraklarla yaptıkları şeyler inanılmaz.
56. Annen babanı seviyordu. Aksini iddia etse de.
57. Türünüzde çok fazla salak var. Hem de bir sürü. Sen onlardan biri değilsin. Sakın pes etme.
58. Önemli olan ne kadar uzun yaşadığın değil. Ne kadar derin yaşadığın. Ama derinlere inerken hep üstünde tut güneşi.
59. Sayılar hoştur. Asal sayılar güzeldir. Bunu anla.
60. Aklını dinle. Kalbini dinle. İçgüdülerini dinle. Hatta, en iyisi, emirler haricinde her şeyi dinle.
61. Eğer günün birinde nüfuz sahibi biri olursan insanlara şunu anlat: Bir şeyi yapabiliyor olmanız onu yapmanızı gerektirmez. İspatlanmamış teorilerde, öpülmemiş dudaklarda ve koparılmamış çiçeklerde bir güç ve güzellik vardır.
62. Ateş yakabilirsin. Ama sadece mecazi anlamda. Tabii eğer üşüdüysen ve ortam güvenliyse o zaman çekinme, ateş yak.
63. Önemli olan teknik değil yöntemdir. Kelimeler değil, melodi.
64. Hayatta kal. Dünyaya karşı birinci vazifen bu.
65. Bildiğini düşünme. Düşündüğünü bil.
66. Bir kara delik oluşurken muazzam bir gama ışını patlaması yaratır ve koca koca galaksileri ışığıyla kör edip milyonlarca gezegeni ortadan kaldırır. Yani her an yok olabilirsin. Mesela şimdi. Ya da şimdi. Bu yüzden, yaparken ölmekten mutlu olacağın şeylerle uğraş her fırsatta.
67. Savaş yanlış sorunun cevabıdır.
68. İnsanlar arasındaki fiziksel çekim her şeyden önce salgı bezleriyle ilgilidir.
69. Ari hepimizin simülasyon olduğuna inanıyordu. Ona göre madde bir yanılsamaydı ve her şey silikondu. Haklıydı belki de. Peki ya duyguların? Onlar gerçek.
70. Sorun sende değil. Onlarda. (Ciddiyim.)
71. Her fırsatta Newton’ı yürüyüşe çıkar. Evden çıkmayı seviyor. Ve o iyi bir köpek.
72. Çoğu insan pek düşünmüyor. Yalnızca ihtiyaçlarına ve arzularına kafa yorarak hayatta kalıyorlar. Sen onlardan değilsin. Dikkatli ol.
73. Kimse seni anlamayacak. En nihayetinde önemli de değil bu. Önemli olan senin kendini anlaman.
74. Kuark dünyadaki en küçük şey değildir. Hani ölüm döşeğindeyken geriye bakıp da keşke daha çok çalışsaydım deme ihtimalin var ya, o ihtimal o kuarklardan bile daha küçük çünkü öyle bir şey olmayacak.
75. Kibarlık çoğu zaman korkudur, incelikse her zaman cesurluk. Ama seni insan yapan şey başkalarını umursaman. Daha çok umursa, daha insan ol.
76. Kafanda her günün adını cumartesiye çevir. İşin adını da oyuna.
77. Haberleri izlerken türünün üyelerini sıkıntı içinde gördüğünde yapabileceğin hiçbir şey olmadığını düşünme. Ama yapabileceğin şey her neyse, bunun haber izleyerek yapılmadığını bil.
78. Uyanıyorsun. Kıyafetlerini giyiyorsun. Sonra da kişiliğini. Seçimlerini akıllıca yap.
79. Leonardo da Vinci sizden değil, bizdendi.
80. Dil bir mecazdan ibaret. Hakikat aşktadır.
81. Hayatın anlamını arayarak mutlu olamazsın. Anlam önem
sırasında üçüncüdür yalnızca. Sevmekten ve var olmaktan
sonra gelir.
82. Eğer bir şey sana çirkin görünüyorsa daha iyi bak. Çirkinlik bakan gözün başarısızlığıdır.
83. Başında beklenen su kaynamaz. Kuantum fiziği hakkında bir tek bunu bilsen yeter.
84. Sen parçacıklarının toplamından fazlasısın. Bu da epey bir toplam demek.
85. Karanlık Çağ henüz sona ermedi. (Annene söyleme.)
86. Bir şeyi hoş bulmak onu aşağılamak dernektir bir bakıma. Ya gerçekten sev ya da nefret et. Tutkulu ol. Uygarlık ilerledikçe kayıtsızlık büyüyor. Bir hastalık bu. Sanat ve aşkla kendini kayıtsızlıktan koru.
87. Galaksileri bir arada tutmak için karanlık madde gerekir. Zihnin de bir galaksi. Işıktan çok karanlık var. Ama onu ışık değerli kılar.
88. Kendini öldürme. Dört bir yanın zifiri karanlık olduğunda bile öldürme. Hayatın sabit olmadığını unutma. Zaman uzamdır. O galaksinin içinde sen de hareket ediyorsun. Yıldızları bekle.
89. Atom altı düzeyde her şey karmaşıktır. Ama sen atom altı düzeyde yaşamıyorsun. Basitleştirmek hakkın. Yoksa delirirsin.
90. Basitleştirirken dikkatli ol. Erkekler Mars’tan, kadınlar Venüs’ten değil. Kategorilere aldanma. Herkes, her şeydir. Bir yıldızın içindeki her şey senin içinde de var ve şimdiye dek var olan her karakter zihin sahnende başrolü kapmak için yarışıyor.
91. Hayatta olduğun için şanslısın. Nefes al ve hayatın mucizelerini içine çek. Tek bir çiçeğin tek bir taç yaprağını bile kanıksama.
92. Eğer çocukların olursa ve bir çocuğunu diğerinden daha çok seversen bu sorunu halletmeye çalış. Çünkü aradaki fark tek bir atom kadar bile olsa çocuklar bunu hissedecektir. Ve tek bir atom dev bir patlama için yeterlidir.
93. Okul şaka gibi gerçekten. Ama idare et. Yakında bitecek, sen de gülüp geçeceksin.
94. Akademisyen olmak zorunda değilsin. Hiçbir şey olmak zorunda değilsin. Zorlama. Kendi yolunu ara ve sana uyan bir şey bulana kadar aramayı bırakma. Belki de hiçbir şey uymayacak. Belki de sen bir hedef değil, yolsun. Sorun değil. Sen de yol ol. Ama bu pencereden bakmaya değecek bir yol olsun.
95. Annene iyi davran. Onu mutlu etmeye çalış ve mutlu et.
96. Sen iyi bir insansın Gulliver Martin.
97. Seni seviyorum. Bunu hiç unutma.”

İnsanlar
Matt Haig

 

Vazgeçilmez Nostalji Kasetler

“Yeni kasetime çok güzel şarkılar hazırladım” diyen birçok ünlü Türk sanatçımız sayesinde sıkça duyduğumuz, kutusunu açarken jelatininin tırnak kırdığı o güzel kutu…

80 ler kuşağında doğunca plakların sonuna kasetlerin doğuşuna şahit olduk ister istemez. Ama iyi ki de o kuşağın çocukları olarak dünyaya gelmişiz diyorum. Teknolojinin her seferinde önümüze sunduğu yeni bir sürprizi denemenin eşsiz zevkinden bahsetmek mi yoksa buna ters oranla bu zevkten hızla sıkılmamız mı diyelim durumun sıkıcı hale gelmesine…

İlk dinlediğim kaset koleksiyonumun ilki Phill Collins ve Michael Jackson dan start alarak başlamıştı. Çok küçüktüm ama deliler gibi müziğe âşıktım. Bilenler nasıl sağlam bir müzik kültürüm olduğunu da çok iyi bilirler.

80 lerde doğmak 40 ları bilmemek anlamına gelmiyor sonuçta müziği sevdikten sonra ne kadar geçmişte yaşadığınızın bir önemi yok. Bugün ki halim o günlerden gelmekte.

 

Teknolojiyle beraber her türlü bilgiye ve veriye bu kadar kolay erişebilmenin bir nimet olduğunu inkâr etmiyor olsam da, eskisi gibi kaseti başa sarmak deyimini yaşamayı da özledim.

Bir zamanlar hala çok severek hatırladığım o tatlı hatıralardan biri de, yazlığa gitmek üzere yola koyulmuştuk sene 1996 ydı.
Arabanın kasetçaları bozuldu ve Ankara – Çeşme arası aşağı yukarı 8 saat falandı. Biz o yolu baş son Levent Yüksel dinleyerek vardık. Tabii yazlıkta da durum aynı her saniye Levent Yüksel…

Şimdi kel alaka bir yerde, bir başkası bile o şarkılar okusa insanın yüreği cız ediyor. Biz gerçekten şanslıydık. Biz güzel günleri, canlı müziği, sanatçıların en verimli olarak ürettiği zamanlarda büyüdük.

Her neyse bu yazının sonu çağın kanayan yarasına dönüşür ve ben kalemi bırakamam sonra konu başlığından sapmasın diye… Kısa kesmek istiyorum. Hala elinizde bu değerli nostaljik albümlerden varsa sıkı sıkı sarılın. Niye mi? Linklerde de içerikleri görüntülediğinizde önünüze çıkacak olan şu an kasetleri toplayan “geçmişin müdavimleri” dediğimiz koleksiyonerler var ve bazı albümler gerçekten ciddi bir miras değerinde tekrardan alıcı bulabiliyor.


Aslında hem biraz geçmişe özlemi hem de Ağustos’a hoş geldin diyerek kalemimi elime almıştım, yazıma başlamadan önce ama tabii ki bunları anlatınca gene her şeyin ne kadar güzel olduğu duygusu yerleşti. Bunları yaşamış olmak bile bu dünyada artıdır. 80lerde 90larda eğer diskoda dans edebilmişsen, spor ayakkabıların disko topunun altına ritim tutmuşsa, Lambada nedir biliyorsan, Moonwalk seviyorsan, Gipsy Kings’ten sonra İspanyol müziğinin çingeneleşmiş yani sokak gitarcılarının versiyonlarını biliyorsan… Daha fazla yazmasam daha iyi… 🙂

 

Çok sevin, çok âşık olun.

Ağustos bam başka bir ay hele hele bu sene için en rahat nefes aldığımız süreye girdik desem yalan olmaz.

Bütün yazınız güzel geçsin…

Hep sevin ve de sevilin…

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

 

 

#1ağustos
#yeniaşklar

 

Okumanızı tavsiye ederim♣
www.sabah.com.tr/pazar/2018/08/19/kaseti-basa-sarma-donemi
www.iha.com.tr/haber-bazilari-icin-hala-vazgecilmez-nostalji-kasetler-792437/

SABIRDAN SONRASI

Kelime anlamı ile sabır; Sabır, ya da dayanç, zor koşullar altında cesaret ve metanetini yitirmeme duygusudur. Sabırlı insan uzun süreli gecikmelere ve tahriklere rağmen moralini bozmadan yoluna devam eder veya beklemesini sürdürür.
Diyor Vikipediciğim:).

Ben bu beklemelere çok dayanamayan bir Yengeç kızı olarak çok fazla sabırlı olduğumu söyleyemem ama herkes sabrıma da hayran olduğunu söyler. İşte böylesine bir vitrin ve içeride ki rafların karmaşıklığı içindeyim. Oysaki ruh titizliği de ne kadar güzel şeydir becerebilene tabii.

Bir şeyi inatla istediğiniz de buna zıt olarak yılbaşı ağacının altındakileri kimse görmeden önceden açan çocuk misali içimizde ki duygunun adı “sabırsızlık” aslında. Hep bir bekleyişi bir an önce sonlandırma isteği. Beynimizde dokunduğu yer mutlak suretle sakinlik noktası diye düşünüyorum ama ben buna ters orantılı olarak zaman zaman coşuyorum. Kendine gülen insan örneği işte ben Merve :).
Benim için Sabır; tüketilmek istenen duyguların en başında yer alır nedense. Önce insanlar sizi dener dener ve en kör noktanızla sizi tüketmeye çalışırlar. Sonra sabır tükenir ve gelir cümleler… Sabırdan sonra söylenen sözler ağır olur söyletmeyin derim :).

Hayat ne güzel işte iyi tarafından baktığında sabrı da gösterilen saygıyı da tüketmemek üzere bizi sunulmuş muhteşem bir hediye.

Ne bu hediyeyi acele edip açmamak, ne de o hediyeyi de öylesine orada bırakmamak gerek…

Yaşadığımız bu özel hayatı en güzel anlarıyla yaşamak dileğiyle güzel bir hafta sonu dilerim…

Sevgilerimle,
Merve♥

 

HAYAT ÖLÇÜDEN İBARETTİR

Bir yerlerde okumuştum “Zehiri zehir yapan dozajıdır” diye. Sorar insan kendine ne bu ölçü?
Ne kadar dozajı yükseltirsen sana yüksek dönecektir. Madde zehir ama tesiri için dozaj önemli… Belirlenen ölçü sonrasında maddenin zehiri başlıyorsa kendimiz için de aynı şey geçerli değil mi sanki? Biraz öyle biraz değil. İşte hayat dediğin içinde yaşadığın ve taşıdığın duygu ve sorumlulukları nasıl yansıttığındır. Zehirin dozajı yükselmeye başladığında aynı şekilde bunu çevrene de yansıtırsın. İlla elinde olmayan savurganlıkların vardır, diyemem ki ona hayat sana ne veriyor sen ne yaşıyorsun ancak bir şekilde olsun aradığın huzuru kendi zehrinin içinde bulursun.
Sevgi ve saygı arasındaki fark. İstediğini sev, ama herkese saygılı ol. Sevgide özgürlük, saygıda mecburiyet vardır. Bir şeylerin ölçüsü kaçtı mı dozaj artmaya başlar yani bu farkı iyi bilmek lazım.
Sevgi: Serbestsin. Kimi seversen sev kimse sana neden demeyecektir bu hayat senin ve senin seçimlerin sana ait.
Saygı: Mecbursun. Kimseyi öyle cebinde ki bozuk para gibi sağa sola savuramaz ve harcayamazsın. Ne demişler sana yapılmasını istemediğin bir şeyi asla başkasına yapma!
Sevmeyebilirsin, ama saygısızlık da yapamazsın.

Bütün ilişkiler bu iki ana temel üzerine kuruludur ve biri sarsıldı mı diğeri de kendiliğinden zehrini bırakmaya başlayacaktır. Ondandır ki seçimlerinizi doğru temeller üzerine yapın. Bir gün kendiniz bile sizden duyulmayacak sözleri sarf etmeye başladığınız da kendinizi nasıl zehirlediğinizin farkına bile varamazsınız. Kendinize olan saygınızı asla başkasına duyduğunuz saygının altına çekmeyin önce SİZ.
O yüzden dozaj önemli!

Sevgilerimle,
Merve♥