Yazılar

ADRİYATİĞİN KRALİÇESİ VENEDİK

Yazıma klasik bir Luciano Tajoli ile başlarsam sizi mutsuz etmiş olmam herhalde… Bir an için gondolda olduğunuzu ve hayatınızın aşkı ile Venedik kanallarında gezdiğinizi düşünün…

Kimine göre Sular Şehri olarak bilinir. Ya da tarihten esinlenirsek, Venedik “La Dominante”, “Serenissima” olarakta bilinmekte. 18 yaş altı genç nüfus toplam nüfusun %14.36’sini temsil etmektedir. Ayrıca şehir eskiden Venedik Cumhuriyeti’nin başkentiydi.

Venedik, İtalya’nın kuzeydoğusunda yer alan bir şehirdir. Şehir Toplamda 118 adet irili ufaklı ada ve 150 kanaldan oluşmaktadır. En şeker tarafı da trafik sadece su yolu üzerinden akmakta. Ve bence hepsini görmeden ölünmemeli :). Şehir tamamıyla, kanallarla kaplıdır. Kanallar şehir içinde ve dışında hemen hemen her yerde görülmektedir. İtalya’nın Veneto bölgesinin başkenti olan Venedik, yaklaşık olarak sabit 300,000 kişiye ev sahipliği yapmaktadır. Bu tarihi şehir 300,000 kadar kişiye ev sahipliği yaparken her ay ortalama 600,000 turist çekmektedir. Bu rakam oldukça yüksek ve İtalya adına sevindirici bir durumdur. Tarihin en ilginç yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilen Venedik, UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne de girmeyi başarmış sayılı şehirlerden biridir.

Kaynak:Venice Dergisi Mart 2015

Ve Söz Merve’de…
Çok eskiden Venedik dediklerinde bir türlü gidilmesi gereken yerler listeme koyamazdım. Sebebi nedir mi? Bir türlü kafamda oturtamadığım, Venedik şehrinin neden sular altında olduğu idi. Neyse ki daha sonra cevaplar Şehrin kendisi kadar sağlamlaştı ki vakit artık Venedik Şehrine gitme vakti idi.

Binalar birbirine o kadar yakın ki, baktıkça nasıl inşa edildiğini düşünüp şimdi ben nasıl uyuyacağım diyordum…

Sonradan elbette ki Google sağ olsun bu binaların ahşap kazıklar üzerine inşa edildiği bilgisine ikna oldum. Google makaleleri diyordu ki; Su altında oksijen olmadığı için çürümeyen ahşap aksine mineral düzeyi yüksek suya maruz kaldığı için kaya gibi sert bir madde haline dönüşüyor. Kazıklar yumuşak kum ve çamur tabakasını delerek daha sert olan kile kadar batıyor. Bu nedenle bu bölge çorak topraklardan oluşmaktadır. Venedik’in altında bulunan ahşap kazıklar, üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen hala sağlamdır. Binaların temelleri bu kazıklardan oluşur ve taştan binalar bu temelin üzerine oturtulmuştur.

Ancak Venedik’teki binalar zaman zaman Adriyatik denizinin özellikle sonbahar ve ilkbahar dönemlerindeki hareketleri nedeniyle sel tehlikesi altındadır. 6 yüzyıl önce Venedikliler kendilerini karadan gelebilecek saldırılara karşı önemli akarsuların yönünü değiştirerek korumuştur. Bu akarsuları lagüne doğru yönlendirmişler ve böylece şehrin etrafını sularla kaplamasına izin vermişlerdir.

O yüzden de halen bu muhteşem mimari ile hem tarihi yapısını koruyor hem de her sene harika festivallere ev sahipliği yaparak turistleri kendine hayran bırakıyor…

BÜYÜLENDİM…

 

Şehre varışın bir olay zaten. Herkes alan da sen celebrity misin değil misin bakıyor… Bunun sebebi vip terminal tabii ki.
Kapıda magazinciler flashları patlamak üzere hazır ve nazır bekliyorlar. Her şey o kadar klas ve ağır ki celebrity olmasan bile ayakların yerden kesiliyor desem yeridir…
Tabi ahşap kazıkların üzerinde duran ve yaşayan bir şehir olması da konuyu başka yerlere taşımıyor değil tatlım…

Ben Venedik’i büyük bir heyecan ve aşkla gezdim aynı Roma şehrinin sempatisi desem daha doğru olur. Harika fotoğraflar çektim ve inanılmaz lezzetler denedim. Ama bu işin en hoş tarafı Bellini idi. O zamanlar ki tırnak tasarımıma ve elimde ki manevi özel yüzüğüme yakışacak en güzel dekor kokteylidir Bellini… Venedik bir daha gidilmeli bir destinasyon benim için… Kız kıza ayrı, sevgilinle ayrı, çocuğunla ayrı bir seyahat olabilir. Hatta inanın iş içinde bile o kadar keyifliydi ki şimdi o zamanları hatırladıkça ne kadar da değerli olduğunu bir kez daha hatırlıyorum…

#visittoVenice
#routetoVenice

Nerelere gidilir?
Ciddiyim AŞK diye ölüyorsanız gidin Venedik Aşk Köprüsünden bir geçin… Çok değil 30 gün içinde âşık oluyorsunuz :).

Meşhur Büyük Maskeli Balo ’ya denk gelmek istiyorsanız illaki Şubat Ayı’nın son haftasına denk getirmeniz şart.

Aziz Mark Çan Kulesi
Aziz Mark Çan Kulesi Venedik kentinin simgesi halindedir. Kule 98.6 metre uzunluğunda ve tüm Venedik’ten rahatlıkla görülebilmektedir.

San Marco Meydanı
Meydan zaten o kadar güzel ve büyüleyici ki etrafta olup biteni izlemek için meydan üzerinde ki bir kafeye oturmanız yeterli…
IMG_0971

Venedik Mutfağı
Size güzel bir tüyo o halde… Bir İtalyan Mutfağı hastasıysanız hayatınızın en güzel seyahatini yapıyorsunuz elbette ki ancak en güzel pizza ve makarnası maalesef burada değil… Deniz ürünleri için kolları sıvama vakti çünkü en lezzetli ve çeşit çeşit deniz ürünlerini bulabileceğiniz fazlaca restoran ayaklarınızın altında…
Sarde in Saor ünlü bir Venedik yemeğidir tavsiye ederim. Üzüm ve fıstık ile bir arada pişer tatlı ekşi bir tadı vardır.

Trattoria Da Fiore, Venezia – San Marco – Ristorante
Ristorante Riviera Venezia
A Beccafico Santo Stefano
Osteria alle Testiere
Cocaeta – Creperia Artigianale da Asporto
Dal Moro’s Fresh Pasta to Go

Nerede Kalınır?
Şehir de kiralık evden tutun da minik pansiyonlara ya da kesenin ağzını açacağınız şık butik otellere gidebilirsiniz.

En iyisi diye bir tutarlılık gösteremem ama benim kaldığım otel sanırım en iyilerdendi.
Hotel Danieli, a Luxury Collection Hotel
Bu otel Castello bölgesinde ve San Marco’ya çok yakın yani her yere çok yakın…
Diğer merak ettiğim otel ise; The Westin Europa & Regina
Bu otel de San Marco’da.
PalazzinaG – San Marco
The Gritti Palace, A Luxury Collection Hotel-San Marco
Boscolo Venezia, Autograph Collection – Cannaregio

Fiyatlar pek makul olmayabilir tabii ki ama tercih sizin buralar gerçekten çok özel ve tarihi mekânlar olarak zaten biliniyor. Ayrıca diğer opsiyonlar içinde www.booking.com ve www.hotels.com mutlaka inceleyin ve tabii ne olur ne olmaz www.airbnb.com aklınızda soru işareti kalmasın…
Para Birimi: Euro
Saat Farkı: gmt +2
En güzel Aylar: Nisan-Mayıs-Eylül

Kaynak
www.sabah.com.tr/fotohaber/turizm/venedik-neden-sular-altinda-kaldi
Venice Dergisi Mart 2015

👇🏻

Geziye dair kişisel fotoğraflarımı Galeri de görebilirsiniz..

 

Görüşmek Üzere
Merve…

 

HUZURLU İNSANLARIN ADASI
BALİ

Ezan sesleri arasında Hinduizm rüzgârı kesinlikle kolay bir eşleşme değil ve her haliyle o puslu havayla uyum içinde olması kendine hayran bırakıyor. Evet, vardığımız ilk nokta Cakarta.

İstanbul Atatürk Havalimanından Endonezya’nın Başkenti olan Cakarta’ya 14 saat uçtuktan sonra varıyorsunuz. Cakarta-Bali arası iç hat uçuş süresi ise 1.20 dakika sürüyor. Normal şartlarda varış saatini takiben Endonezya’nın yerel havayolu olan Garuda Indonesia ile Bali Denpasar Havalimanına gitmek en çok tercih edilenlerden.

Ben Jakarta’da 1 gece konakladıktan sonra gitmeyi tercih ediyorum. Çünkü İstanbul-Cakarta arası zaten yeterince uzun bir uçuş olduğu için öncelikle üst üste uçmamayı istemediğimden kalmayı tercih ediyorum bir ikinci sebebi de Jakarta zaten kendine has, güzel ve hoş bir şehir.

Geçtiğimiz yıllarda da birçok kez mesleğim sebebi ile Cakarta’ya gitme şansım olmuştu, o zamanlarda da fazlasıyla gezmiştim.

Gerçekten Cakarta’nın gezmek ve görmek için çok çok güzel yerleri var. Mutlaka Bali programı yaptığınızda burası için 1 ya da 2 gün ayırın derim. Öncelikle Güneydoğu Asya’nın en kalabalık şehri olmakla birlikte dünyanın da 12.büyük şehridir.

Cakarta ismi Sanskritçe bir kelimedir ve “zafer” anlamına gelir.

Sanskritçe öğrenmek tabii ki hayalimiz orası işin ütopik kısmı, oraya sonra bir bakarız derin konu ne de olsaJ ve bu dili ilk konuşanlar da Hintliler olduğu için konuyu oraya bağlamadan take-off diyorum J zaten Hinduizm olacak içimiz dışımız…

MERHABA TANRILARIN BÜYÜLÜ ADASI

Avusturalya’nın kuzeyinde ve Malay takımadalarının güneyinde kalan Küçük Sunda Adaları’nın batısında yer alan Endonezya’ya bağlı bir ada olan büyülü, güzel ve inanılmaz huzurlu Bali’ye hoş geldiniz.
Başkenti Denpasar olan Bali’nin batısında Java, doğusunda Lombok Adası yer alır.
İyi ki varsın en derin ve uzun uzadıya bilgi bankam
#vikipedi…
Ne kadar uzun bir coğrafi cümle oldu.
Meditasyon sever insanların fazlasıyla seyahat ettiği bir lokasyon olduğundan ben biraz dışında yazmaya çalışacağım ama şehrin kendisi zaten medite.

Bali’yi bölge bölge düşündüğünüzde tek bir lokasyonda kalmak içinizi sızlatacağından, ister sahil şeridinden ister en orta noktasından konaklamaya başlayabilirsiniz.
Tabii ki birden fazla konaklama seçeneği mümkün ve burası hem fiyat hem kalite olarak diğer adalara göre oldukça uygun ve mutlu ayrılabileceğiniz standartları size sunabiliyor.

Tabii bir de daha lokal yaşamayı deneyimlemek adına da tapınak ev tiplerini de kiralamak mümkün. Zaten Bali Adası ve Balililer size her şekilde hayatta daha az şey yaparak daha sıradan ve mutlu yaşamanın aynası oluyor.
Metropol yaşam tarzını hayatımızın bir parçası yapmış olsak bile ister istemez buradan etkileniyor insan.

Seminyak – Jimbaran – Uluwatu – Ubud burada ki diğer lokasyonlara nazaran daha pahalı ve turistik bölgeler. Marka otellerin hüküm sürdüğü ve daha tatil köyü havasında geçirmek isteyenler için çok fazla çeşitli seçenek bulunmakta tabii ki buralarda da uygun yerler var ama zevk ve tercihler doğrultusunda karar vermek mümkün.


Nusa Dua daha uygun fiyatlı otellerin yer aldığı bir bölge olarak bilinir. Ekonomik oteller Kuta bölgesinde de bulunabiliyor ve daha genç jenerasyonun tercih ettiği bölgeler olarak geçer.

Bu sebepten herkes kendi lüks ve konfor tercih sıralamasına göre konaklama yapabilir. Ben kendi tatilimi ilk gidişimde 4 farklı otel ve bölgede yaptım.

Seminyak Beach bölgesiyle başlamak iyi bir tercih diye düşündük ve adapte olmak adına da 3 gece orada geçirdik. Seminyak daha turistik ve kalabalık bir bölge.

Giyim için muhteşem dükkânlar var ve her biri tasarım markalar. Fiyatlar çok uygun hatta uygundan da öte ucuz. Alışveriş ve eğlence daha yaygın bu bölgede ve bana Bodrum merkezi anımsatmıştı ilk gidişimde çok bayılmamıştım çünkü hem çok sıcak hem de çok kalabalıktı nefes alamadığımı hatırlıyorum. Ama tabii ki Spa’ların müthiş etkisini de unutmamak lazım çünkü hemen hemen her gün masaj yaptırmak mümkün ve çok ucuz. Bu yüzden insan hemen rahatlama moduna geçiş yapıyor.

Kısa süreli masajlar gezerken verdiğimiz molalar da vazgeçilmezim. Yeme-içme sanıldığı gibi bela bir durum değil. Çünkü herkes Uzakdoğu denince korkunç fikirler üretiyor aslında orada birçok yere göre daha seçenek olduğunu söylesem hiç te haksızlık etmiş olmam. Fişi çekip 30 senedir Bali’ye yerleşen de var, kendi vatandaşının açtığı İtalyan Lokantası da var. Ne aradığını ne yemek istediğini bilmek en önemlisi çünkü ne istersen o çıkabilir cinsten karşına. Bu sene kebapçı bile gördüm

Kısaca inanılmaz keyifli ön yargılı olmamak lazım.

UBUD…
İkinci bölgemiz vazgeçilmez Ubud tabii ki. Benim için çok ama çok özel bir yer hem kendimi iyi hissettiğim, kafamı boşaltabildiğim hem muhteşem fotoğraflar yakalayabilme şansınız çok yüksek hem de insanlar çok mutlular.

Gülümsemeyen bir tane insan yok. Yüzlerine bakıyorsun telaş yok acele yok sonra kendime soruyorum neden biz bu seviye de olamıyoruz cevabı da net aslında. Neyse memleket sorunlarını Bali Adası güzelliğine karıştırmayayım…
Özetle İnsanların mutlu ve huzurlu olduğu yerde kavga, kargaşa olmuyor. Korna sesi bile duymuyorsun ki gerçekten berbat bir trafik ve sürücü potansiyeli var. Buna rağmen korna sesi gürültü kirliliği yok. Arınmaya gideceksen biraz uzak ama Bali kesinlikle mutlu, huzurlu, sağlıklı bir kaçış noktası.
#şiddetletavsiye
#visittobali

Sürekli tapınan, adanan insanlar etrafta her sokak başında ya da bir evin önünde o tütsü kokusu. Sessizlik ve sakinlik, adım başı masaj salonları, hediyelik eşyacılar, motoruyla şoförlük yapanlar ya da taksi olmak isteyen şirin güler yüzlü Balililer.

Bali her açıdan, her türlü tatil planına hizmet ediyor etmesine ama Balayı için en çok tercih edilen yerlerin başında olmasını anlayabiliyorum çok ta mantıklı zaten. Ama gezmek derseniz, keşfetmek, havayı koklamak, kendinden bir şeyler bulmak evet orası yine Bali.






Dediğim gibi burada gezmek görmek adına yapılacak çok şey var. Bunların en başında günlük turlar geliyor. İsteğinize göre rafting, atv, doğa yürüyüşleri, dalış, tapınak gezileri gibi dilediğiniz aktiviteye katılabiliyorsunuz.

Son gidişimde rafting yapmıştık ve inanılmaz eğlenceli idi, kamera taşımadığım için pişman oldum. Ayung River – Ubud rafting için muhteşem bir havaya sahip bütün nehir duvarları el oymalarıyla dolu inanılmaz bir görsel şölen sunuyor. O kadar basamak aşağı indikten sonra nehir boyunca sağ ve sol duvarlarda gördüğüm bu el oymalarıyla yapılan heykeller beni inanılmaz etkiledi. Gerçekten bu yüzden Ubud bambaşka bir yer evet Bali’nin her yeri özel, her yerinin kendine has bir duruşu var ama Ubud gerçekten mistik bir yer.

 




Pirinç tarlalarında bitmeyen yürüyüşler, tarlalarda çalışan insanları izlemek onların harika karelerini çekebilmek ayrıca güzel ve #mutlaka yapılması gerekenlerden.

Yine günlük aktivitelerden biri kuş parkları bazıları hayvanat bahçelerinin içinde de var ama sadece kendine has kuş parkları var mutlaka oraları da görmek gerek.

Luwak Kahvesi için Luwak çiftliği var, Luwak kedilerinin kendilerini görebiliyor ve kahve tadımı yapabiliyorsunuz bence en özel yerlerden biride Luwak Coffee Farm.

Bu kediler buraya tedavi amaçlı getiriliyormuş aslında resimdeki kediler oldukça hasta onlara bir şekilde kahvenin oluştuğu bitki yedirilip dışkılarından da Luwak Kahvesi yapılıyor. Kulağa ne kadar antipatik gelse de koyu ve esanslı kahve severler için gerçekten lezzetli. Ayrıca da çok pahalı hani dışkıdan yapılıyor hadi be canım deyip geçmeyin sakın inanılmaz pahalı bir kahve. Zaten bu hayvancık doğada gerçekten çok zor yakalanan bir cins hem çok hızlı koşuyor hem de vahşi. Luwak kedileri en çok karayılan sokmasında ölüyor ya da zehirleniyorlarmış. Çiftlikteki kadınla bıktırana kadar sorduğum için ne de olsa ben bir hayvan sever gene dokunmak istedim kucağıma almak falan tabii ki mümkün değil zaten çok hasta zavallıcıklar… Hastalıkları kahvenin içinde her hangi bir mikrop üretmiyor bu arada çünkü tedavi de ediliyorlar bu arada aynı yarasa gibi gündüzleri kör olurlarmış sadece gece görürlermiş.



Veeeeeee Maymun Ormanları 😛 en çok eğlendiğim ve her gün ziyaret etsem sıkılmayacağım en güzel yer. Tabii ki ben koyu bir hayvan sever olarak ayrıca seviyorum ama o kadar tatlılar ki moralin bozuksa git onları izle gülme krizine girmemek içten değil.  Bir de fotoğraf merakım var ki zaten onları çekmeden dönemezdim çokta güzel kareler yakaladım.


En önemli uyarım öyle leyla leyla akıllı telefonlarınızla maymunları görünce heyecanlanıp resimlerini çekmek isterseniz sonuç olarak telefonunuz muz zannedilip ormanın uçsuz bucaksız yerlerine gidebilir.

Bu yüzden lütfen dikkat elektronik ve değerli eşyalarınız elinizden kolayca alamayacakları şekilde muhafaza edin. Her şeyi yiyecek sandıklarından merak edip el atıyorlar J yani maymunlar asla hırsız değil…

Ancak yeme-içme konusunda şiddetle tavsiye edeceğim yerler olacak Ubud için bunları yazmazsam kendimi çok suçlu hissederim J
1.sırayı oldukça şık olan Mozaic alıyor tabii ki. Mozaic hakkında kısaca şunu söylesem “asla pişman olmayacaksınız” . Gurme, Şık, Fransız, Bali Füzyon Mutfağı Deneyimi için kesinlikle uğramanız gerekiyor buraya. Günlük sürpriz menüler var eğer bugün farklı olsun derseniz de damak tadınız şefin seçimlerine bırakabilirsiniz. Rezervasyon yaptırmadan gitmeyin yeter J

http://www.mozaic-bali.com adresinden inceleyebilirsiniz.

2. Locavore burasıda gurme Bali mutfağı olarak geçiyor.
http://www.locavore.co.id


3. Rouge Sushi Lounge

Burası tipik Japon menüsü havasında düşünülmüş ama 1-10 arasında derseniz 7 alır. Menüde çok lezzetli seçenekler var ama ben sushisini beğenmemiştim. Burayı önermemin sebebi tam yanında bir hamburgerci var ve aynı kişi sahibi bu iki mekânın. Fransız olan patron 30 kusur senedir hem otel hem restoran olarak işlettiği bu mekâna harika hamburger yapan küçücük bir yer eklemiş kesinlikle denemeden dönmeyin derim. Oranın adı da Trio Mini Burger 🙂

Mekan sahibi beyefendi çok şeker bir adam müşteri memnuniyetine ciddiyetle önem veriyor. Ayrıca burada haftanın belli günleri harika Jazz geceleri düzenleniyor.

Ayrıca Ubud alışveriş, sanat galerisi ve müzeler olarak oldukça zengin. Akşamları tapınaklarda dans gösterilerini izlemek harika. Geleneksel müzik ve dans, Bali kültüründe çok önemli bir yere sahip ve neredeyse her hafta, Hindu tapınaklarında gerçekleşen dinsel seramonilerden yükselen benim en çok sevdiğim hipnotik ve rahatlacı etkisi olan Gamelan müziğini duymak mümkün.

Ramayana epik Hindu destanlarından biri ve bu Balililerin en çok canlandırdığı gösteri.

Bali’de Kecak, Barong, Baris, Topeng, Sanghyang, Kebyar, Pendet gibi birçok farklı dans türü var ve bu türlerin her biri ayrı bir koreografiye sahip ve dansçılar genelde bir usta ile zorlu bir eğitim sürecinden geçiyorlar.

Eğer bir gün Bali’yi ziyaret ederseniz muhtemelen bu gösterileri izlemek için en iyi yer kültür merkezi olan Ubud olacaktır sizin içinde. Hemen her gece tapınak ve salonlarda farklı dans stillerinin sergilendiği en az bir kaç gösteri oluyor.

Birde Konaklama konusu var ki uzun uzadıya bilgi içermemekle birlikte kısadan direk Goya Boutique Hotel diyorum. Her anlamda mutlu ayrılacağınız bir Otel.
http://goyaboutiqueresort.com/

Maymun Ormanlarının tam arkası yürüme mesafesi 5-7 dk. Ana caddeye 4 dk. da ulaşabiliyorsunuz hem lokasyon olarak hem mekan olarak 10 numara. Üstelik diğer otellere kıyasla pahalıda sayılmaz.
Ubud hakkında sayfalarca yazabilirim tabii ki yazımı oldukça bilgilendirme amaçlı tutacağımdan sadece bu kadarıyla es geçmek zorunda kalıyorum.

ULUWATU…

Gelelim bu sene de son kaldığımız ve son durağımız olan Uluwatu bölgesine…

Uluwatu daha çok lüksün ve konforun hüküm sürdüğü otellerin konumlandığı bir bölge ve Bali adasının bir ucunda 🙂 muhteşem günbatımları ile ünlü, hint okyanusunun önüne uçsuz bucaksız kurulmuş harika manzarasıyla Bukit yarımadasında yer almaktadır. Dünya çapında sörfçülerin tercih ettiği bir sahil var burada, malum dalgadan sakin sakin yüzmek mümkün olmadığından plajda hoş fotoğraflar çekebilir ve huzurlu yürüyüşlere çıkabilirsiniz.

Bulgari Hotel son konakladığımız yerdi. Ama baktığınızda son derece pahalı ve karşılığında yenilenmemiş odalar çıkıyor karşınıza bir de otelin ortak havuzunda yemyeşil olan saçlarımı da katarsak ben hiç memnun kalmadım en azından o markaya yakışır hizmet maalesef kalite standartlarında yoktu. Ama otel için körü körüne kötü demekle geçmek istemem harika bir Spa merkezi var belki de şu ana kadar olduğum en güzel masajı yaptırdım orada. Masaj ücretleri otel içinde olunca tabii biraz daha pahalı olmaya başlıyor ama kendimi ödüllendirmek istiyorum ya da otelden çıkmamak üzere geldim diyorsanız denemeden geçmeyin derim. Otele ait olan restoranlar çok değil 3 tane çok ayrıcalıklı değil maalesef ayrıca kahvaltı büfesi de normal 3 yıldızlı bir otelin sunduğu kadar sadece manzara ve konumu harika onun içinde zaten Uluwatu bölgesi yeteri kadar kefil oluyor.

Burada ki en iyi tavsiyem Otel- Ayana Resort and Spa Bali
http://www.ayana.com burası hem otel hem villa odalarıyla inanılmaz lüks ve güzel asla pişman olmuyor, buradan çıkmak istemiyorsunuz.

Bir de meşhur Rock Bar var tabii ki.





Ayana Otelin vazgeçilmez yeri… Günbatımı için buraya dışarıdan yüzlerce insan geliyor ve bar kapısında ciddi bir sıra var. Erken giden en güzel yeri kapar. Burada atıştırmalık yiyecekler yiyerek sonrasında Otelin harika birkaç farklı seçeneği olan restoranlarından birinde akşam yemeğinize devam edebilirsiniz. İçeride ki Japon benim favorilerimden biri. Ayrıca otelin sabah kahvaltısı enfes… Açık büfe hizmeti veren Ayana herhâlde gördüğüm en zengin ve en lezzetli açık büfe servisine sahip.

Uluwatu bölgesinde kalırken mutlaka Jimbaran Sahilindeki deniz ürünleri servisi yapan salaş lokantalara uğrayın. Bata çıka yemek yiyeceğiniz için gayet kirlenebilir giysilerle gidin derim J Yengeç ya da Istakoz yemekten bayılan kişilerseniz burası tam da doğru adres derim. Tabii ki öyle bir saray edasında yemek yemeyeceğinizi tekrar tekrar hatırlatmak istiyorum sadece eller J eller çok önemli. Blue Marlin de bu lokantalardan en iyisi olan diyebilirim. Rezervasyonsuz da gidebilmeniz mümkün dediğim gibi fazlasıyla salaş ama burada da gün batımı oldukça güzel.

 


 

Uluwatu Tapınağı diyorum ve yazımı noktalıyorum…
Bali size tatiliniz boyunca mistik havası ile eşlik edecek, negatif enerjiniz varsa onu sessizce pozitife döndürecek ve evinize doğru yola çıktığınız da sizi fark etmeden iyileştirip döndürmüş olduğunu anlayacaksınız.

Umarım en kısa sürede Bali’yi ziyaret etme fırsatınız olur. Hepimizin bir parça ihtiyacı olan huzurun derinliklerine burada yaklaşmak çok daha kolay. Meditasyon yapmadan da yağmur sesine bile bütün ağırlıkları bırakabiliyorsunuz en azından ben faydasını gördüm darısı sizeJ

Not: Fotoğraflar bana aittir.