Yazılar

MADRİD HAKKINDA BİLMEDİKLERİMİZ

Madrid yüksek bir şehirdir (Avrupa’nın en yüksek başkenti). Nüfusu 3.5 milyon.
Benim için Madrid yaşanılası yer. Sıcak, canlı, sempatik bir şehir. Feci şekilde turistik olmasına rağmen otellerde çalışanlar dâhil kimsenin İngilizce, Fransızca hiç bir yabancı dil bilmediği yer. Saat 14.00 oldu mu siesta denilen dinlenme olayları şaşkınlık verici ve gayet normal.

Sabah 10.00 da çalışmaya başlıyorlar, öğlen iki saat tatil ve akşam dokuza kadar çalışıyorlar. Bütün mağazalar 21.00’e kadar açık Ve de oldukça canlı bir gece hayatı var. Bir o kadar da kontrolsüz denebilir çünkü hırsızlık hat safhada.

Gece gidilecek mekânların en başında Teatro Kapital gelir. Daha çok ergen jenerasyo’nun müdavimi olduğu bir yer ama yine de eğlenceli.
Calle Atocha, 125, 28012 Madrid.

Club 54 gidilecek bir diğer gece adresi. Sevgilinizle giderseniz kesin kavga edersiniz şimdiden söyleyeyim :).
Goya Social Club ve Fabric’te diğer klüpler arasında tavsiye eder miyim? Ederim.

Madrid şehrinin bayrağında ve armasında da bulunan bu simge Madrid halkı için de son derece önemlidir. Elleriyle ağaca tutunmuş ve çilek yiyen bu ayının hikâyesinin nereden geldiğine dair birçok söylenti var. Ancak en çok bilineni yıllar yıllar önce şehirdeki tarlalarda gezen ayılar ve Madrid şehrinde çok bol yetişmekte olan çilekten geldiği söylemekte.

Ağaçta yetişen çilek mi olur diye sormadan duramıyor insan, Türkiye’de yok diye hiçbir yerde de mi yok sandınız? Sol Meydanında bir heykeli bulunan bu simge ile yerli ve yabancı turistler fotoğraf çekilebilmek için birbiri ile yarışmaktadır. Ayrıca şehrin takımlarından Atletico Madrid’in de armasında bu simge bulunur.

Merak edilen mesele: Siesta!

Evet, gerçekten böyle bir olay var. İspanyol insanı hatta buna genel olarak güney Avrupalı diyebiliriz. Çalışmayı pek sevmemeleriyle bilinirler. Saat 1 dedin mi açık yer bulmak gerçekten çok imkânsız hale geliyor. Peki, ne mi yapıyorlar? Evet, birçoğu evine gidip veya iş yerinin içerisinde uyuyor, gayet ağır ağır saatlerce yemeklerini yiyor içkilerini içiyorlar. Saat 5-6 gibi tekrar iş başı oluyor. Ancak devlet kurumlarında veya bankalarda işiniz varsa daha erkenci olmalısınız, çünkü öğlen saati Siesta’ya giren bu kurumlar o gün bir daha iş başı yapmıyor. Tabi erken saatlerde gitmeniz işinizi halledebileceğiniz anlamına gelmiyor. Eğer işlerini yavaş yavaş yapmayı seven İspanyol görevliler sizden önceki sıradakilerin işini halledebilirse, işte o zaman mutlu sona ulaşabilirsiniz…

Yalnızca dünyanın en iyi takımlarından ikisine ev sahipliği yapması bakımından değil, şehrin insanının futbol tutkusu da göz kamaştırıcı. Bebekler bile ilk adımını attıktan sonra futbol topuyla tanışıyor dersek abartmış olmayız. Parklarda top oynayan ufak çocukları gözlemlerseniz o yaşta bile ne kadar yetenekli olduklarını göreceksiniz.

Zengin tarihi mirasının yanı sıra canlı bir kültür ve sanat merkezi olarak da önem taşır. Sanat, Avrupa ruhu, müzik, Latin dilleri, şarap, Don Kişot, modernizm ve de mimari Madrid’in kısa bir özeti diyebiliriz. Madrid’de Avrupa’nın en önemli avlularından biri olan Plaza Mayor’a doğru kargacık burgacık sokaklarda ilerlerken, çok renkli ama çok uyumlu bir tablonun içinde gibi hissedersiniz.

Mutlaka sanatseverler için gidilmesi gereken adres: Prado Müzesidir. Kraliçe Isabella’nın isteği doğrultusunda faaliyete geçen kültürel tesisin Juan de Villanueva tarafından tasarlanan ana binasında ayrıca aralarında Rembrant, Rubens, Van der Weyden gibi isimlerin imzalarının olduğu Flemenk, Flaman, Fransız, Alman sanatının özelliklerini yansıtan değerli eserler de sergileniyor.

Adres: Paseo del Prado, s/n, 28014 Madrid
Giriş Ücreti:15€ (en son böyleydi)
Debod Tapınağı’da ilginizi çekebilir.

Parque del Oeste içerisinde bulunan Debod Tapınağı, ilk olarak M.Ö. 2. yüzyılda Meroě Kralı Adljalamani’nin emriyle Tanrı Amun’a adanmak üzere küçük bir şapel olarak inşa edilmiş. Daha sonra tahta geçen hükümdarlar tarafından dört tarafı genişletilerek, Tanrıça İsis’e adanmış bir tapınağa dönüştürülen dini yapı, Güney Mısır’da yaşayan halkın M.S 6. yüzyılda din değiştirmeleri üzerine kapatılmış.

20. yüzyılın ortalarında Aswan Barajı nedeniyle tapınağın varlığı tehlikeye girince araya UNESCO girmiş ve Mısır Hükümeti 1968 yılında yapıyı İspanya’ya bağışlamış. Aslına uygun olarak yeniden inşa edilerek 1972’de halka açılan yapının görkemli tarihi, konuklara modeller ve duvara yansıtılan videolar aracığıyla anlatılıyor. İç kısmındaki bölümleri görmek isteyen konuklara ise 30 kişilik gruplar halinde ve yalnızca 30 dakika süreyle yapıya giriş izni veriliyor.

Adres: Calle Ferraz, 1, 28008 Madrid
El Rastro
Burada Alışveriş çok keyifli…
Ama illa ki Pazar gününe denk gelmeniz gerek.

Pazar günleri ve resmi tatillerde açılan El Rastro, Latin Mahallesi’ndeki Ribera de Curtideores ile Plaza de Cascorro’yu merkezine alan geniş bir bölgeyi kaplıyor. Gezginlerin geniş alışveriş olanaklarından yararlanmak ve kapladığı alan içerisindeki tarihi yapıları görmek için Madrid gezilecek yerler listelerine ekledikleri pazarda 1.000’in üzerinde satıcı el işi ürünlerden giyim eşyalarına, mutfak eşyalarından plaklara ve ikinci el dergilere kadar çeşitli dönemlerden kalma farklı nesnelere tezgâhlarında yer veriyor.

Madrid’te herkes aynı anda yemek yer, işe gider ya da siesta yapıp öğleden sonranın keyfini çıkarır. Yemek, İspanyol kültürünün en önemli göstergelerinden biri sayılabilir. İspanya’nın zengin alternatifleriyle lezzetli ama hep kendi kültürünün özünü taşıyan bir damak tadına sahip bir mutfağı vardır. Kendi özünden ve de tarihinden öylesine emindir ki bir öğleden sonra oturduğunuz herhangi bir kafede inanılmaz hızlı bir İspanyolca’yla dünyayı kurtarmaya çalışan insanlar arasında bulursunuz kendinizi.

Zaman kavramı altüst olmuş gibidir bu kentte. Öğleden sonraki uykularla geceleri uyumayan bu kentin gecenin geç saatlerine özgü coşkusu ve dayanılmaz çekiciliği arasında yiter gider insan. Kendi zamanlarını kendileri dokur.

Madrid hem büyük bir Avrupa kenti olduğu halde doğu (arap) ile batı sentezini kotarmış bir kenttir. Emevi Uygarlığının yansımaları El Greko, Velaskes, Picasso, Dali gibi ünlü ressamların ve Gaudi gibi mimarların bu uygarlıktan ışık aldıkları besbellidir.

Avrupa’nın en güneşli, en eğlenceli ve en canlı başkentlerinden biri olan Madrid’i mutlaka görmelisiniz. En azından ufak bir hafta sonu için bile, uçuş süresi 4 saat olmasına rağmen gidilesi bir lokasyondur.

Size birkaç Tapas adresi vermek istiyorum. Eğer yolunuz düşer de uğramak isterseniz bu adresler lazım olacaktır. Benim için de yiyin :).

Taberna el Sur: Calle Torrecilla Del Leal 12, 28012 Madrid
Yeri biraz zor bulanabilir çünkü cadde üzerinde değil.

Meson Restaurante La Mi Venta: Plaza Marina Espanola 7, 28013 Madrid
Et yemekleri ağırlıkta olan menüsü ilginizi çekecek, mezeler gerçekten çok başarılı ve de o küçük yeşilbiberleri sıfır yağsız (süzülmüş) olarak sunuyorlar. Hizmet ve servis kalitesi iyi, fiyatlar da çok uçarı değil. Alt katında da modern bir mahzen var.

Rosi La Loca Taberna: Calle Cadiz 4, 28012 Madrid
Kesinlikle rezervasyonsuz gitmeyin kapıda sıra var. Burası da çok tatlı minik bir Tapas. Tavsiye ederim.

Konaklama önerileri için birçok otel ismi verebilirim elbet ama bunların hepsi de neredeyse birbirine yakın adresler o yüzden fazla lüks merakınız yoksa sadece gezilebilecek yerlere yakın adreslerde otel arayın derim. Çünkü fiyatlar ne çok az ne de çok farklı. Gran Via Caddesi ve Puerto del Sol Meydanı etrafında bir otel bulursanız şehri kolayca gezme şansınız var.

Kısa Kısa…

Tapas: Ortaya paylaşmalı gelen küçük İspanyol mezelerine verilen ad. İspanyol açık büfe kültürünün adıdır. Sadece yemeği değil sosyal bir faaliyeti de anlatır. Eskiden İspanyollar içkilerinin içine toz, sinek girmesin diye bardakların üzerine tabak koyarlarmış. Daha sonra bu tabakları içkiye yakışan mezelerle doldurmaya başlamışlar. Bu tabaklara da tapas denilirmiş.

Siesta: Öğle uykusu.

2018 İspanya Resmi Tatil Günleri: http://holidaycalendar.com/tr/ay/Nisan/2018/İspanya/Andalucía

 

#tarihtebugün

Tarihte bugün : Şair Yahya Kemal Bey (Beyatlı) Madrid elçiliğine atandı.

Afrika’nın İncisi Cape Town

Çok küçüktüm herhâlde 8 yaşlarındaydım bir komşumuz vardı Güney Afrika’da yaşıyorlardı ve hep çok büyük köpek balıkları olduğundan bahsederlerdi… İşte çocukluk ne bilirsin ki ileride bütün kıtayı gezeceksin… Köpek balıklarını her şeyden çok seveceksin.

Güney Afrika’dan bahsedelim biraz… Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika kıtasının güney ucunda 22°10′-34°55′ güney enlemleri ile 16°30′-32°55′ doğu boylamları arasında yer alan ülkedir. Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika’nın güneyinin yaklaşık yarısını kaplar. Bu enlemi boylamı ne yapacağım diye soranlara verecek bir cevabım yok gerçekten.

Güneybatısında Atlas Okyanusu, güney ve doğuda Hint Okyanusu, kuzeydoğuda Swaziland, Mozambik ve Zambiya, kuzeyde Botsvana, kuzeybatıda Namibya ile çevrili olan Güney Afrika Cumhuriyeti’nin sınırları içerisinde, topraklarının Ortadoğu kesiminde Lesoto Devleti bulunmaktadır. Dünyada, ırk ayrımının en şiddetli bir şekilde vuku bulduğu ülke olması ile tanınmaktadır.

http://Kaynak: Güney Afrika hangi kıtadadır? https://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/412572-guney-afrika-hangi-kitadadir.html#ixzz4hz4cJEX0

Cape Town şehrinde sıcak ve ılıman iklim görülmektedir. Güney Afrika, ekvator çizgisinin güneyinde yer aldığından iklimler Türkiye’nin tersidir. Kış aylarında yaz aylarından çok daha fazla yağış düşmektedir. Köppen-Geiger iklim sınıflandırmasına göre Csb olarak adlandırılabilir. Cape Town ilinin yıllık ortalama sıcaklığı 16.9’dır. Yıllık ortalama yağış miktarı: 853 mm. 20.9 sıcaklıkla Ocak yılın en sıcak ayıdır. Temmuz ayında ortalama sıcaklık 12.8 olup yılın en düşük ortalamasıdır. Yılın en kurak ve en yağışlı ayı arasındaki yağış miktarı: 119 mm Yıl boyunca ortalama sıcaklık 8.1 dolaylarında değişim göstermektedir.

İlkbahar ayları: Eylül, Ekim, Kasım Yaz ayları: Aralık, Ocak, Şubat Sonbahar ayları: Mart, Nisan, Mayıs Kış ayları: Haziran, Temmuz, Ağustos

Yaz aylarında ortalama sıcaklık 30 derece civarıdır. Kış ayları rüzgârlı ve çok nadiren sıfırın altındadır.

Şehirler

Yaz Kış

Bloemfontein (Free State)

29,0 ° C 18,5 ° C

Cape Town ( Western Cape)

24,0 ° C 22,6 ° C

Durban (KwaZulu-Natal)

25,5 ° C

22,6 ° C

Johannesburg (Gauteng) 24,7 ° C

18,0 ” C

Kimberley (Northern Cape) 32,0 ° C

20,0 ° C

Nelspruit (Mpumalanga) 28,5 ° C

23,0 ° C

Pretoria (Gauteng) 27,5 ° C

21,0 ° C

 

Farklı soy ve farklı ırklardan gelen yaklaşık 50 milyon insanın vatanı olan Güney Afrika’da İngilizce ve Afrikans dillerinin yanı sıra, Xhosa, Sotho, Venda, Tsonga, Pedi, Shangan ve Ndebele yerli dilleriyle birlikte 11 resmi dil kullanılmaktadır. Bu yerli diller birbirlerine ancak Almancının İspanyolca’ya benzediği kadar benzerler.

Turistlere zengin kültür yelpazesinin ilk ipuçlarını veren bu dil çeşitliliği eşsiz bir ülke olan Güney Afrika’nın bu sıfatı hak ettiğinin en önemli belirtisidir. Güney Afrika Avrupa kültürünün geleneklerle kesiştiği, küresel akımların eski törelerle omuz omuza verdiği, güneyin kuzeyle, doğunun batıyla kaynaştığı bir ülke…

Kültür köylerindeki sergilerde görebileceğiniz el sanatları, yöresel yemeklerin hazırlanışları ve izleyeceğiniz yerel dans ve törenler, Güney Afrika’nın kırsal kesimlerine ait geleneksel yaşama açılan pencereler olacaktır. Eğer seçiminiz Johannesburg’un dış kesimlerindeki büyüleyici Soweto’ya yapılacak bir gezi ise, derme çatma kulübe ve mütevazı evlerin hemen yanı başında muhteşem malikâneleri de görme şansını elde edecek, caz kulüpleri ve meyhanelerden yayılan gizemli ruhu ve enerjiyi hissedeceksiniz.

Gökkuşağı Ulusu

Güney Afrika ‘nın gökkuşağı ulusu az sayıda San üyeleri (Bushman’lar); Sotho,Tsvana ,Tsonga’lar; Venda’lar; Hintiler, Afrikaanlar, Ingilizler konuşan ve diğer Avrupa ülkelerinden gelen göçmenler ile değişik kökenlerden gelen diğer halklardan oluşur.
http://www.southafrica.org.tr/

Dünyanın En Güzel İnsanlarının Olduğu Yere Gidiyorsun… Bu cümleye dikkat edin çünkü gerçekten öyle… İnsan Mozaiği çıkıyor karşınıza sırf o da değil, doğayı sevenler için rengârenk bir yelpaze sizi bekliyor o zaman… Öncelikle herhangi bir kıyaslamaya girmek istemem ama kendi şehrimden daha güvenli olduğunu söyleyebilirim. Ama illa ki okyanusta yüzeceğim, telleri aşacağım, kafes dalışını kafessiz yapacağım diyorsanız böylesi yüzen köpişler dünyanın hiçbir yerinde yok bilginiz olsun. Kafes dalışından sok dakika dönmüş biri olarak söylüyorum…

Tabii Güney Afrika ilk düşündüğünde “hadi gidelim” destinasyonu olmuyor. Belki Afrika, belki o belli belirsiz yanlış intiba yüzünden. Kötü bir ün sahibi maalesef ama Güney Afrika’nın karanlık tarihi artık sadece kitaplarda… Fakirlik ve zenginliğin en uçlarda yaşandığı bu ülkede Afrikalılar Avrupalılar tarafından yıllarca ezilmiş, sömürülmüş ve ayrıştırılmış. Doğal olarak siyah halk bunca sömürü yüzünden açlığa ve fakirliğe isyanlarından beyazlara nefret duymuşlar. Bu yüzden uzun yıllar bu karanlık tarihe ev sahipliği yapmış. Mutlaka gidilmeli mutlaka görülmeli yerlerden biri olduğunu bastıra bastıra söylüyorum. Gerçi dünyanın her yeri ayrı güzel, her yeri ayrı kendine has ve öz. Ne aradığına, ne beklediğine bağlı. Bana hep sorarlar filanca yere gitmişsindir nasıl, iyi mi, gidelim mi? Ben hep şunu söylüyorum yolculuğunun adını ne koyduğuna bağlı… Tatil mi, iş mi, keşif mi, gezi mi, fotoğraf mı, meditasyon mu? Hangisisin ona göre bir yer seçmek en mantıklısı.

Güney Afrika Cape Town yolculuğu İstanbul’dan 13 saat sürüyor…Hani daha uzunlarını da gördüm bu bir şey değil demiyorum tabii. Ancak yolculuktan keyif almanız adına artık Türk Hava Yolları çok keyifli bir seyahat sunuyor size o yüzden bu süre sizi korkutmasın sakın.

Genel olarak Cape Town seyahatlerim hep Kasım-Aralık-Ocak aylarında olmuştur o yüzden Kıştan yaza gitmek psikolojisiyle valizimi hep mutlulukla hazırlamışımdır. Size tavsiyem rüzgârlı günleri ve dağ yürüyüşlerini dikkate alarak yanınıza mutlaka hafif kalın bir şeyler alın  tecrübeyle sabit.

Peki, Cape Town’da Neler Yapılmalı?

Masa Dağı- Table Mountain

1503 yılında ilk kez Portekizli bir pilotun tırmandığı Masa Dağına ismini veren de aynı kişi. Portekizce Taboa da caba yani Cape’in Masası anlamına gelen bu dağ ismini şeklinden alıyor.


Masa Dağı; dünyanın 7 doğal harikasından biri, şehrin de simgesi. Alp Dağlarından, And Dağlarından hatta Himalayalar’dan bile daha eski bir tarihe sahip. Üç km uzunluğunda düz bir zirveye sahip olması nedeniyle Masa Dağı ismini almış. Gerçekten de uzaktan bakınca dağ bir masayı andırıyor. Zaman zaman dağın tepesini bulutlar kaplıyor ve zirve gözden kayboluyor. Zirveyi kaplayan bu bulut için de “masa örtüsü” benzetmesi yapılıyor. Masa Dağı, yaklaşık 2,200 çeşit bitkiye, 1,400 çeşit floraya ve dünyada sadece burada yaşayan Heleophrynidae isimli bir kurbağa cinsine ev sahipliği yapıyor.

Masa Dağı’na Waterfront’tan binebileceğiniz kırmızı tur otobüsleriyle hop-on & hop-off ile ulaşabilirsiniz. Tur otobüsleri hem şehri kolayca gezmeniz yardımcı olacaktır. Dağın zirvesine aynı anda 65 kişiyi taşıyabilen bir teleferikle çıkılıyor. Gezginlerin en çok fotoğraf çekebildiği nokta desem… Bu manzara gerçekten kaçmaz! Teleferiğin bir özelliği de kendi etrafında dönmesi; bu sayede yerinizi değiştirmek zorunda kalmadan 360 derecelik bir seyir şansını yakalıyorsunuz.

Buraya kadar sizi leylekler getirmedi kalkın helikopterle bir de kuş bakışı gezin şu güzel şehri. Yazı dilinde ki anlam ve mana size ağır gelmesin elbet bir seyahat her şeyden önce maddiyatla çok ilişkili buna zaten sözüm yok sadece imkânlar dâhilinde rahatsanız diye söylüyorum mutlaka bir de şehir yukarıdan görülmeli. Göremezseniz de üzülmeyin zaten Cape Town şehri manzarasını izlemek için yeterince doğal tepe ve yüksekliğe sahip.

V & A Waterfront dendiğinde…
Ben mesela çok mutlu oluyorum. Sanki bir 100 metre geride yazlık evimiz var da ben niye seviniyorsam. Burada çok şeker bir anım var paylaşamadan duramam. Şimdi benim yolum bir gün Güney Afrika’ya düşer ve tabii bir Türkün ulaşılması zor hayali nedir? Diye sorsalar asla köpek balıklarıyla dalmak değildir sanırım. Neyse ben aşırı motive ve kendinden oluşmuş doğal heyecanımla kendimi marina da zencilerle pazarlık yaparken buldum. Sonra bir baktım benden başka kimse yok. 3 tane zenci ve ben. Dedim bu iş böyle olmaz başkası yok mu falan dediler ki şu an da belirlenmiş bir tur yok. Neredeyse tamam gidelim diyeceğim yani. Tabii her zaman olduğu gibi orada da aklıma en son gelen yani sorulması gereken ilk soru oluyor o da. Dedim ki bu dalış yapılan yer kıyıdan ne kadar uzaklıkta? Cevap:2 saat. Ben tabii iyi günler diyerek kaçtım… Zaten elinden imzalı kâğıt alıyorlar bir de tanımadığın adama pasaport kopyanı veriyorsun. O yetmiyor 2 saat gidiyorsun üstelik can güvenliğin yok, tek başınasın, zaten kendi başına bir tekneyi kiralamak çok maliyetli falan derken dedim ki Merve kalk evine dön deli misin kızım. Niye yalnız başınasın derseniz çünkü orada bunu yapmak isteyen bir deli vardı o da bendim diğer arkadaşlarım yanıma yaklaşmadılar bile. Ama içim de o kadar büyük ukde ki hala istiyorum, hala yapacağım diye hayallerim var. Artık çoluk çocuk dalarız bilmiyorum. Ayrıca Waterfront çok güzel bir alışveriş merkezi var bir de kocaman bir dönme dolap bilginiz olsun ve çeşit çeşit seafood restaurant’larla çevirili. Güney Afrika şarabı içmenizi de ayrıca tavsiye ederim. En lüks oteller Waterfront etrafında denebilir. Ama ben gene de bir alternatif olarak ev kiralamanızı öneririm.

En renkli bölge Bo-Kaap… Müslüman halkın yaşadığı bölge Malay Quarter olarak biliniyor. Birçok milletten Müslümanın yaşamasına rağmen çoğunluğu oluşturan Malezyalılar sebebiyle bu adı almış. Bölgenin yemekleri çok meşhur. Evleri ise asıl önemli özelliği. Müslümanlar renkli karakterlerini yansıtmak için evlerinin dışını parlak, fosforlu ve canlı renklere boyamışlar ve ortaya bu güzel bölge çıkmış… Bo-Kaap’ı hop-on hop-off’un 2 günlük turunu alanlar ücretsiz olarak yapılan yürüyüş turuyla gezebiliyorlar.

Cape Town için diğer yapılacaklar listesindeki aktivitelerden en popüler olanı yürüme sporları. Kişiden kişiye ve yol alternatiflerine göre çeşitli zorluk dereceleri olan dağda en kısa süren yol 3 saatlik mesafeden oluşuyor. Eğer bütün yürüme yollarını tamamlayacaksanız sadece bunun için 1 haftanızı ayırmanız gerek. İkinci popüler alternatif ise, dağcılık. Farklı zorluk derecelerinden oluşan yamaçlarda sert tırmanma stili olan “trad climbing” yani her türlü emniyet aleti dağcı tarafından yerleştirilen spor deniliyor ki bu da diğer popüler aktivite denebilir.

Diğer yapılacak aktivitelerde fokların yaşadığı Houtbay Adası mutlaka görülmeli diyebilirim… Ünlü Chapmans Tepeleri ve Atlantik Okyanusu ile Hint Okyanusu’nun birleştiği nokta olan ünlü denizci, kâşif Vasco de Gama’nın geçtiği Ümit Burnu’nu ve Cape Point’teki dünyanın en yüksek fenerini ve Boulders Beach’teki penguenleri görmenizi tavsiye edebilirim. Afrika kıtasının en uç noktası olan Ümit Burnu, Cape Town’a bir saatlik uzaklıkta bulunuyor.

Peki Nerede yenir???
The Roundhouse Restaurant ben burayı çok sevmiştim. Burada ki his aynı menüsünde de yazdığı gibi “home is where the heart is…” Rezervasyon yapmadan gitmeyin. Tel:021 438 4347
Savoy Cabbage Restaurant burasıda snop mekânlardan biri yemekleri çok lezzetli. Çalışma saatlerini kontrol edip çıkıp gidin şansınız varsa masa bulabilirsiniz. Yoksa rezervasyon yapmanızı önereceğim.
Signal Restaurant burasıda Waterfront bölgesinde bulunan çok şık mekânlardan biri.
Pepenero Restaurant

Son olarak konaklamadan hiç bahsetmedim farkındayım çünkü birden fazla otel de kaldım o yüzden en güzel şurası demek için bu satırları en sona ayırdım.

Cape Town Marriott Hotel Crystal Towers konumu ve kendisi için kelimelerim kifayetsiz kalır diye makyajsız övüyorum bu oteli.
Belmond Mount Nelson Hotel Masa Dağı manzaralı harika bir otel neredeyse bütün odalarından rahatça görebileceğiniz gizemli bir manzaraya sahip. Spa bölümü muhteşem. Odaları çok konforlu ve en sevdiğim oda bölümü banyosunda ki küveti…
The Commodore burasıda bir başka sevdiğim ve huzuru hiç değişmeyen bir otel. Waterfront için sadece 5 dakika yürüme mesafesinde.
Cape Town Hollow konum olarak harika, çalışanları da güler yüzlü.

En sevdiğim kısım Safari turu… Bunun için Johannesburg ya da Nairobi yazısında görüşürüz artık diyorum çünkü Safari için bundan daha güzel bir seçenek bulabileceğinizi düşünmüyorum.

Afrika kültürünü daha yakından tanımak için seyahatinizi mutlaka çok ince detaylandırmalısınız. Yukarıda da bahsettiğim gibi yolculuğunun adını ne koyduğuna bağlı… Tatil mi, iş mi, keşif mi, gezi mi, fotoğraf mı, meditasyon mu? En önemli ayrıntı bu bence. Buradan sonra bu kıtayı ister ortasından, ister batısından, ister güneyinden başlayarak keyifle gezebileceğinizi düşünüyorum. Yine söylüyorum bu kültürü yakından tanımak gerçekten başka bir farkındalık kazandırıyor bir zaman sonra yarattığı fark sayesinde bakış açınızı nereye çevirirseniz çevirin buranın sizde bıraktığı kültürel iz kolay kolay silinmiyor.

Para Birimi:Rand (sembolü: R; ISO 4217 kodu: ZAR) Güney Afrika Cumhuriyeti’nin para birimi. 1TL- 3.6516 ZAR

Saat Farkı: Türkiye ve Güney Afrika arasında sadece 1 saat fark bulunmaktadır. Türkiye Güney Afrika Saatine göre 1 saat ilerdedir.

Vize İşlemleri: Türk vatandaşları Güney Afrika Cumhuriyeti’ne yapacakları 30 güne kadar ikamet süreli seyahatlerinde vizeden muaftır.

#visitcapetown
#musttovisit
#gocapetown
#southafricamemories

İyi Yolculuklar

Güzel Uçuşlar olsun diyorum şimdiden.

Sevgiler

Merve

Bugün özellikle artık herkesin mutlaka gittiği adadır. Gitmeyen de evlenmeyi bekler gider gene gider. Balayı der, yıl dönümü der, düğün der gene gider.

Peki, bu Maldivler nerededir, nasıl gidilir, neler yapılır?

Canım Vikipedim diyor ki; Maldivler, resmî adıyla Maldiv Cumhuriyeti, Hint Okyanusu’nda 1.200 adadan oluşan bir devlettir. Hindistan’ın güneyinde ve Sri Lanka’nın yaklaşık 750 kilometre (435 mil) güneybatısında yer alır. … Yerleşim bulunan 281 adadan 195’inde Maldivliler, 86 ada ise “otel ada” şeklinde kullanılmaktadır.
Maldiv halkının % 97’si Müslüman olup devlet “başkanlık” tipi cumhuriyet ile yönetilmektedir.

Adalarda ki yerleşim binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Daha önce Budist olan ada halkı, Arap tüccar Abul Barakhat Al-Bar Bari’nin tebliğiyle Müslümanlığı seçmiştir. Sırasıyla, Portekiz ve Hollandalıların saldırılarıyla ve kısa süreli hakimiyetleriyle boğuşan Maldivliler, 75 sene İngilizler’in hakimiyetine boyun eğmek zorunda kalmış, 26 Temmuz 1965 yılında İngiltere’den bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Daha sonra 3 sene Kral Muhammad Fareed saltanatı devam etmiştir. 11 Kasım 1968’de Monarşi kaldırılmış ve İbrahim Nasir başkanlığı idaresinde Cumhuriyete geçilmiştir. Cumhuriyet idaresine geçiş sembolik olmaktan öteye gitmemiş olsa da, 1970’lerin başlarından itibaren turizm adalarda gelişmeye başlamıştır.

Turizm ve balıkçılık, Maldiv ekonomisinin iki temel bileşenidir. Gemicilik, bankacılık ve taşımacılık da hatırı sayılır bir hızla büyümektedir. Dünyanın tüm büyük kara parçalarına uzak bu adalar ülkesinde hemen her şey İthalat yoluyla sağlandığından, yerel halk büyük bir sıkıntı çekmektedir.

Maldivlerin kültürü komşu olan yakın Srilanka ve Hindistan kültürleri benzer. Bunun nedeni zamanında adalara göç eden insanlar Srilanka’dan gelmektedir. Genel tropik ülkeler gibi çok eğlenceli bir kültür yoktur. Fakat genel halk daha sakin ve yavaş bir hayat düzeni sever.

Turizmin gelişmesi, ülkenin ekonomisinin de büyümesini sağlamıştır. Doğrudan ve dolaylı olarak istihdam ve gelir artışı sağlamıştır. Günümüzde turizm ülkenin en büyük döviz kaynağı haline gelmiştir ve ülke ekonomisinin %20’sini oluşturmaktadır. Maldivler’de oteller adalar üzerine kurulmuştur ve her otel genelde adanın adıyla anılmaktadır.

    

Düşünün 1200 adet ada ama tabii bunların bazıları sadece kara parçası ve küçük adacıklar. Bu kadar küçük kara parçalarına otel tesisi kurmak mümkün olmadığından gene de jeolojik olarak adadan sayılıyor. Başkent Male adası. Resmi dilleri Maldivce ve İngilizcedir. Ada tamamı Müslümandır. Male adasında her hangi bir etkinlik ve sosyal alan olmadığından gelenler sadece otel turizmi yaparlar ve bu geriye kalan 86 adadan birine giderler. Oteller de konaklama standarttır yani 2 tür oda seçebilirsiniz. Birazdan onları da ayrıntılı olarak yazacağım.

Eğer su sporlarına, su altı dünyasına meraklı iseniz aranılan kan bulunmuştur diyebiliriz. Gerçi ben Kızıl Deniz için daha iyi diye düşünüyorum ama burası doğa ve ada özelliği açısından durumu en başından farklı kılıyor. Mesela Başkent Male yakınlarında muhteşem sörf alanları var. Ben uğramadım çünkü Maleyi sevmemiştim etrafına da bakma istemedim. Ama burada bütün adalar ve etrafında her türlü su sporu yapılabiliyor. Özellikle Diving & Snorkelling dalmayı sevenler için mercanların okyanus derinliklerine girdiğiniz zaman belki de yeryüzünde başka hiçbir yerde daha bir arada bulamayacağınız kadar çok canlı türünü ve renk karmasını bir arada görebilirsiniz.

Dalgaların yumuşak dansı, beyaz kumlar ve palmiyelerin altında yüzmek eşsiz. Ananas, nar, hindistancevizini unutmayalım adanın başlıca yetiştirdiği ürünler bunlar. Çok iyi restoranlar da var oralarda ki yabancı şefler bu ürünlerle harika sunumlar yapıyorlar. Sadece bir kere akşam yemeğine kalmış biri olarak sanırım çok fazla şey yazmam doğru olmayabilir.

Niye yemedim konusunu şöyle açıklığa kavuşturayım gün boyunca bu muhteşem manzaraya nazır güneşin altında korkunç bir mutsuzlukla kalmak akşama enerji bırakmıyordu ondan  Damak Zevkime her zaman güvenebilirsiniz tabii ama burada da gündüz ve öğlenleri ağırlıklı yemek yediğim için mutfak deniz mahsulleri üzerine kurulu bir düzen var diyebilirim.

Suyun Üstünde Uyanmak derseniz evet orası Maldivler. Rüyamı bu Tanrım dedirtiyor gerçekten ve huzur depolayacağınız bir manzara sürekli önünüzde. Ama bu balayı seferileri durumu inanılmaz abarttıkları için artık orada da uyumak gelmiyor insanın içinden 🙂 şaka tabii şu an Maldivlerde olsam ilk yapacağım şey suyun üzerine bütün düzeneğimle kurulmak olurdu.


Balayı çiftlerine alerjim var dermişim bunlar sadece şaka sakın ciddiye almayın böylesine güzel bir iklimi yazarken ambiyansı nasıl bozarım olmaz ki öyle şey… 😛

Her neyse yazıma geri dönüyorum… Daha önce hiç duydunuz mu bilmiyorum Deniz Kulağı yani diğer adıyla Lagun. Bunlar dalgalar tarafından oluşturulan kıyı birikim şekillerindedir alçak kıyılardaki koy ve deltalardan oluşurlar. Adadaki bir diğer özellikte her adanın kendine özgü bir lagün tarafından korunuyor olması… Buna örnek olarak Büyükçekmece Gölü ve Küçükçekmece Gölü verilebilir. Tabii ben Maldivleri yazarken neden bunu örnek verdim bilemedim. Odağımızı Maldivlerden almayalım lütfen :-P.

Neyse göller, akarsular konularından uzaklaşıp bazı önemli deneyimlerimi yazmak istiyorum. Daha üst satırlarda yazdığım gibi Halk Müslüman olduğu için alkol kullanımı sadece turistlere aittir. Ülkeye girerken havaalanında ciddi bir alkol kontrolü yapılıyor ve dışarıdan yanınızda getirdiğiniz içkilere dönüşünüzde geri verilmek üzere el konuluyor. Welcome to Maldives. 🙄

Otel konusu çok önemli çünkü burada çok fazla bir aktivite olmadığı için otellerin size sunduğu her neyse ondan faydalanacaksınız bu sebepten Maldivler diğer ada turizmi olan adalar gibi seçenek sunuyor ama fiyat olarak çok ucuza kaçmak gibi bir lüks vermiyor neredeyse oteller ortalama fiyatta aynılar. Sadece otel içi seçeneklerinizde fiyat artışına gidebilirsiniz bu da istediğiniz lüks seçime bağlı olarak değişiklik gösterir. Sadece lüks oteller için değil, Maldivler’in geneli için ekstraların oldukça pahalı olabileceğini söylemek mümkün. Yiyecek ve içecekler öncelikle dışarıdan, başkent Male’ye ithal edilir, sonrasında da otellere dağıtım yapılır. Otel fiyatlarının yanında 2 çeşit vergi uygulanmaktadır. % 10 servis bedeli ve – % 8 ürün ve hizmet bedeli (bu vergi sürekli olarak yükselmektedir.) Bazı otellerde ise bu bedeller menülerinde ve fiyat listelerinde size sunulan fiyatlar içine önceden dahil edilmiş olarak bulunur.

      

Eğer uçağınız saat 16.00’dan sonra Maldivler’e ulaşırsa otelinizin konumu ve politikası gereği ilk gecenizi Male’de ya da havaalanı adasında geçirmek durumunda kalabilirsiniz. Ertesi gün otelinize transferinizi gerçekleştirebilirsiniz. Dönüşte uçuşunuz gece geç vakitte dahi olsa otelinizi erken terk etmek durumunda olacaksınız, bu durumda da havaalanında fazladan bir kaç saat geçirmek zorunda kalabilirsiniz. Otelinizin konumuna göre tekneler ve deniz uçakları güvenlik nedeniyle son seferlerini en geç 17.00-17.30 saatlerinde gerçekleştirirler. Deniz uçakları gün doğumundan önce ve gün batımından sonra uçamazlar. Gün doğumu ile çalışmaya başlayıp gün batımı ile birlikte seferlerini durdururlar. Sadece ‘Fly Me’ ve ‘ Maldivian’ değişik tip uçaklarıyla gece uçuşu yapabilirler. Bu iki şirket hem Maldivlerin güney ve kuzey bölümlerine hem de takımadaların değişik havaalanlarına uçarlar.

Kuzey Male Atol’ ündeki en iyi ada ” Paradise Island” dır. Paradise Island haritada bulabileceğiniz adı ise “Lankanfinolhu” dur. Burada Sheraton Otel var iyi tercihlerden bir tanesi. Velassaru Maldives Otel var ben burada kalmayı çok istemiştim tabii hayaller son dakika gerçekleşemedi. Jumeirah Vittaveli var ki hani hayal bile etmiyorum inşallah canım demekle kalıyorum o derece yani. Gene onu takip eden Baros Maldives var herkes bir gün Baros lu olacak bu gidişle var da var kısaca… Gitmeden bütçe belirlemek en doğrusu olur sizin için… Eğer burada yer bulamaz iseniz ” Kurumba Village ” ikinci tercihiniz olabilir. Ama mutlaka Kuzey Male tercih edilmelidir. Ben Kurumba Viilage ı çok beğenmiştim. Turkuaz rengi deniz ve beyaz kumlar… Plajda sürekli önünüze çıkan minik beyaz yengeçler inanılmaz gerçekten… Hatta bir gün balıklardan bir tanesi ile çok içli dışlı olmuşum ekmek falan atıyorum suya bir tanesi sudan zıplıyor elimden ekmeği kapıyor falan bildiğin under water life sona erdi orada. Ne zaman ki otel görevlileri beni uyarana kadar. Hayaller denizkızı gerçekler Merve ne de olsa. Her neyse kendisi hakkında bir öğrendim ki adı Mr.Trigger Fish “more dangerous than sharks, can attack divers for no reason” dişleri var, denizdeki pislikleri temizliyor, diğer balıklar ona gayet rütbeli davranmaktaymış çünkü köpek balığından bile tehlikeli diyorlar. Düşünsenize ben bununla 1 saat falan oynadım suda sanıyorum ki evcil bir şey. Hala hatırladıkça buz gibi oluyorum. Onu evcil zannetmem ayrı bir konu zaten hiç oraya girmiyorum sadece havanın sıcaklığına veriyorum ruhsal durumumu ahahahah.

     
Bir sürü minik köpek balıkları var onlarla ilgili her hangi bir sorun yokmuş, hatta ada yerlileri “shark attack” köpek balığı saldırısı hakkında çok önemli bir şey olmadığını söyleseler de shark is shark arkadaş değişir mi huyu ısıran hep ısırır. Desem de bakmayın yüzün, açılın, dalışa gidin ben yüzdüm ne düşünürsen o olur sadece ben suyun üstündekilerden korkmayı o zamanlar öğrenmiştim mesela Senenin 365 günü sıcaklık 29 – 31 derecedir; ama muson yağmurlarını unutmamak gerekir: aslında çok hoş oluyor, yağmur altında yıkanmak, yüzmek vs.. vs.. Seycheller de en uzun gecenin sabahında yüzmüştüm hala o gün ki enerjiyi hissederim… Bu arada next topic will be Seychells olamaz mı olabilir…


Maldivlerin ne günahı var sanki burada en uzun gece oldu da ben mi uyanıp yüzmedim sanki zaten en uzun gecelerimin şahididir sanırım Maldives ve Taj Exotica Resort & Spa.

          Otellerden en ünlüleri:

  • One and Only Reethi Rah Resort – Makunudhoo
  • Huvafen Fushi Resort – North Male Atoll
  • Naladhu Resort – Gulhi
  • W Retreat Resort – Himandhoo
  • Jumeirah Vittaveli – Gaafu Alifu Atoll
  • Banyan Tree Resort – Vabbinfaru Island
  • The Beach House at Manafaru Resort
  • Ayada Resort – Gadhdhoo
  • Sheraton Resort – Furanafushi Island
  • Anantara Kihavah Maldives Villas – Kudarikulu Island
  • Baros Maldives – North Male Atoll
  • Conrad Maldives Rangali Island – Mandhoo
  • Taj Exotica Resort & Spa – South Male Atoll
  • Hurawalhi Island Resort – Kuredu Island

Hurawalhi Island Resort – Kuredu Island

⇐ Burası herkesin resimlerden bildiği su altında odaları ve müthiş restoranı bulunan Otel oluyor.

Otellerde iki ayrı oda kategorisi bulunmaktadır.
⇒Beach Bungalow (Sahil Villa)
⇒Water Bungalow(Su üstü Villa)

Water Bungalowlar, denizin üstüne çakılan kazıklar üzerine inşa edilmiştir. Birçok otelde “no news-no shoes” uygulaması vardır. (haber okumak yok, ayakkabı yok !) 😛
Tesislerin çoğunda “buttler” (bir çeşit uşak, sadece size hizmet eden görevli) bulunur. Ayrıca, birçok otelde 12 yaş altı çocuk kabul edilmemektedir.
(The Beach House, W Retreat, Baros Island Resort gibi).
Bazı oteller de sadece çiftler içindir zaten rezervasyon kanalınız nereyse oradan bu bilgilere rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Water Bungalowlar 12 yaş altı çocuklar için güvenlik gerekçesiyle yine yasaktır.

◊ Maldiv parası birimi Rufiyaa’dır. (1 Rufiyaa = 12 kuruş)

Bir de güzel harita linkimiz var bol bol bakabilirsiniz.↓
http://www.mal-dives.com/maldives/maldives_google_map.html