Yazılar

 

 

Başınız çok ağrıdığı zaman kendinize has çözümleriniz mutlaka vardır. Benimde her şeyi yüksek sesle dinleme durumum bir anda karıncalanır ve siyah tarafa geçer. Buyurun sessizlik!
-Akıllı telefon değilsin sen – her şeyi sessize alamazsın diyor “dış ses”.!

Keşke akıllı telefon olabilseydik ve canımızın istediğine tak engel! Ne güzeldi eski zamanlar telefonların çok bir fonksiyonu da yoktu en azından o elektronik cihazlar üzerinde hırs tatmini yaşamıyorduk. Şimdi herkes yürek yemiş gibi mangalda kül bırakmıyor ama telefonun bir diğer ucundan… 🙂

Engel konusunda şakacıyım ancak bende bu zamanın olumsuz özelliklerine sahip nimetinin zararlarına dâhil oldum diyebilirim. En kolay çözüm biri ile konuşmak ve iletişimde olmamak için engellemek. Ne garip ama eskiden olmayan garip garip şeyler. İnsanlığımızı yok etmeye başlayan çağın getirmiş olduğu en büyük düşman “teknoloji” bunu asla unutmayın. Eskiden Terminatör filmini izlediğim de içimden acaba insanlık kendi sonunu kendi yaptığı silahlarla mı getirecek diye geçirirdim. Sanırım bunlardan en önemlisi de hepimizin evlerinin ve hatta vücutlarında takılı gezdikleri teknolojinin nimeti sanılan cihazlar.

Baş ağrısından girip teknolojiye falan bulaştım gene daldan dala uçuyorum. Evet, asla hiçbir yere ait olmayacağım :). Bundan memnun kalmanızı temenni ediyorum.

Her neyse neden bunları yazdım kısmına biraz değineyim… Sosyal medya ile ilgili birkaç veryansınım var ve de dikkatimi çeken birkaç çıkıntı durum. Biliyorsunuz son zamanlarda sosyal medya fenomeni olarak tanınan ve de tanıdığınız sürü ile insan türedi. Sosyal medya bu insanlara influencer terimini yakıştırdı ancak tam anlamıyla konuya karşılık gelen bir Türkçe anlamı maalesef bulunmuyor. Anlam olarak kanaat önderi, fikir önderi vs. gibi. Karşılıkları bulunan İngilizce bir kelime olan Influencer artık evimizde, yatak odamızda, iş yerimizde…

Olanlardan bahsediyorum tabii ki Sezar’ın hakkı sezara. Ama olmaya çalışan kesim var bir de “olmaya çalışan-olamayan” olarak kendime göre ayırdığım arkadaşlar. Öncelikle hiç kimse kendine bu kötülüğü yapmamalı kesinlikle net bilgi. Niye mi? İsmini veremeyeceğim bir sosyal medya fenomeni’nin çok çok eski halini bilmekle beraber asla yansıttığı kişi olmadığını da bildiğimden kendisini afişe etmek istemiyorum. Ama başaralı mı şu anda muazzam diyebilirim. Hem para kazanıyor, hem geziyor, hem yaşıyor ve de istediği hayat bu idi. E daha ne olsun değil mi? Bence durum tamamen sosyal medyayı etkin kullanmaktan geçiyor ve bunu başarabilen insanlar zamanında verdiği emeklerin karşılığını şimdi alıyorlar. Büyük olasılıkla da çoğu insan yaptıkları işlere hobi olarak başladığında bir gün çektikleri youtube videolarının milyonlar tarafından izleneceğini hiç düşünmemişlerdi. E normal bundan 8 sene önce instagrammer, influencer, social media queen ler yoktu. Olanlar da başka bir şey olma çabasında değillerdi. Ama sahne hep aynı kalır bilirsiniz sadece suretler geçicidir. Bu sektör değişime her zaman muhtaç ama boşluğu doldurmayı bilen kazanır her zaman.

Gelelim o-la-ma-yan arkadaşlarımıza. Bazı profiller çok aktif, paylaşımlar ve görsellerin kalitesi muazzam ancak beğeni ve yorum yok mesela bu haksızlık bence çünkü bana göre hak eden profil bu. Diğer taraftan bir hesap ve görseller sadece dişilik, erotizm içerikli fotoğraflar korkunç kalitesiz. Profesyonellik yok işin için arkadaşımız manken bile değil. Hani olsa birisi bir yerden tutsun elinden gel sana bir profil yapalım dese hayır o da yok. Ama takipçisi 40bin – 50bin nasıl yani diyorsunuz. Kusura bakmayın hayatınızda bu kadar insanı görme olasılığınızı sayamıyorum bile! Ama bu sahtelik akan hesaplardan beklentiniz nedir Allah aşkına beyaz atlı prensle prenses buradan gelmeyecek biliyorsunuz değil mi?

Her neyse çoğunun temel amacı belli bu konu çokta tartışmaya açık değil ancak altına yazılan yorumlar yani 10 tane olanlar hele 3 falan olanlar aman yarabbi en azından o güzel resmi yakmasaydın demek geliyor içinden. Çok mu takip edilmek istiyorsun bunun çeşitli yolları var ancak sen herkesi etkileyemezsin canım Nusret değilsin! 🙂
Çok tanınan bir kişi olma görüntüsü çizme !!!

Evet, aslında işin bu kısmı en çok istenilen şey ama o meşhur mavi tıkların da bir fiyatı var desem… Yani bu dünya üzerinde tanınan insanların aksine hiç tanınmayanların ünlü kapasitesinde olması sizce de çok büyük bir kandırmaca değil mi? İnsanları kandırıp kendi egolarını şişiriyorlar ha bir de işin ucunda ki parasal şöhretler. Haklısınız her şeyin kolay versiyonu rahat geliyor insana. Ama zahmet olmazsa üretin ve yardım kampanyalarının kahramanı olun.
Bizim ülkemizden 3-5 kişi çıktı çıkmadı Afrikalara gidip çocuklar için çalışan didinen. Onun dışında ki kimse cesaret mi edemedi, muhteşem zamanından mı vermek istemedi bilinmez. Ancak kimsenin gidip gerçekten adına layık ve örnek teşkil edecek şekilde yardım kampanyalarında çalıştığını göremiyorum Ülkemizi temsilen. Varsa yoksa lüks otellerin kermeslerinde boy boy dergilere ne aldım ne giydim fotoları çektirmek için giden, görüntü için kendi çapında bağışlar yapan ve bunu dedikodu yaptığı gazeteciler aracılığı ile yazdırtan insanlarla dolu bu dünya.
Baktığında herkes hayvan sever, doğaya saygılı, yaşlılara, kimsesizlere ve de çocuklara… ama bir bakıyorsun sokak hayvanları için kermes düzenleniyor elinde bir etiketi eksik olan petshoptan satın alınma köpek! Neden satın alma, sahiplen diyoruz sence? Neden savaş mağduru çocuklara yardım edelim diyoruz. Neden özel günleri unutmayalım kimsesizleri mutlu edelim diyoruz. Sosyal medya da olmasa her birimiz çok düşüncesiz ve kendine has tipler olacaktık.

Zahmet olmazsa arkadaşlar olmadığınız insanları temsil etmeye çalışmayın.
Zahmet olmazsa harika ve bilinçli bir yardım sever gibi davranırken süsü püsü ihtişamı bırakın biraz sadeleşin muhtemelen savaş mağduru insanlara üstünüzde ki koca parasıyla alınan kıyafetlerle yardım edemezsiniz.
Zahmet olmazsa moda iconu gibi davranmayın bugün varsınız yarın… No!
Zahmet olmazsa sanatı, müziği, dünyayı tanıyormuş gibi değil tanıdıktan sonra işin gurusu olun.
Zahmet olmazsa 5 dk önce tanıştığınız insanlarla 40 bin senelik dost, akraba gibi görünmeye çalışmayın.
Zahmet olmazsa hayatınızda bir kere ait olduğunuz hamurun kişisi olun.
Bu Ülke de mesleksiz ve okumamış çok insan var ama içlerinde cevher çıkmış örnekleri var. Neden olan kısımdan yürümek varken olmayan kişi olarak hayatına devam etmek için çaba gösterirler ben bunu hiç anlayamıyorum.

Söyleyeceklerim bu kadar.
Çok konuştum zaten!

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

 

 

 

Burada durmasını çok isteğim bir liste var♥

• Bir insana tavsiyeler

1. Utanç bir prangadır. Kendini azat et.
2. Yeteneklerin hakkında endişelenme. Sevme yeteneğin var. Bu yeter.
3. Diğer insanlara karşı nazik ol. Evrensel boyutta onlar sensin.
4. İnsanlığı teknoloji kurtarmayacak. İnsanlar kurtaracak.
5. Gül. Sana yakışıyor.
6. Meraklı ol. Her şeyi sorgula. Şimdinin gerçeği gelecekte bir hikaye olacak sadece.
7. İroni iyidir, ama hissetmek kadar değil.
8. Fıstık ezmeli sandviç bir kadeh beyaz şarapla gayet iyi gider. Aksini söyleyenleri dinleme.
9. Bazen kendin olmak için kendini unutman ve başka bir şey olman gerekir. Karakterin sabit bir şey değil. Ona ayak uydurabilmek için hareket etmelisin.
10. Tarih matematiğin bir dalıdır. Edebiyat da öyle. Ekonomiyse dinin dalıdır.
11. Seks aşka zarar verebilir ama aşk sekse zarar veremez.
12. Haberler matematikle başlamalı, şiirle devam etmeli ve buradan ilerlemelidir.
13. Hiç doğmayabilirdin. Varlığın imkansıza yakın bir ihtimal. İmkansızı reddetmek kendini reddetmektir.
14. Hayatında 25.000 gün olacak. Bunların bir kısmını unutamayacağın şekilde yaşadığından emin ol.
15. Züppeliğe giden yol mutsuzluğa giden yoldur. Tersi de doğrudur.
16. Trajedi, tamamına ermemiş komedidir aslında. Bir gün buna
güleceğiz. Bir gün her şeye güleceğiz.
17. Kıyafet giy, her anlamda, ama onların yalnızca kıyafet olduğunu unutma.
18. Bir yaşam formunun altını, bir diğerinin teneke kutusudur.
19. Şiir oku. Özellikle de Emily Dickinson şiirlerini. Seni kurtarabilirler. Anne Sexton insanın kafasının içini bilir, Walt Whitman çimenleri, ama Emily Dickinson her şeyi bilir.
20. İleride mimar olursan şunu unutma: Kare iyidir. Dikdörtgen de öyle. Ama aşırıya kaçma ihtimalin var.
21. Güneş sisteminin dışına çıkamıyorsan uzaya gitmeye zahmet etme. Çıkabiliyorsan Zabii’ye git.
22. Öfken seni endişelendirmesin. Öfke duyman imkansız hale geldiğinde endişelen. Çünkü o zaman tükenmişsin demektir.
23. Mutluluk senin dışında bir yerde değil. Mutluluk senin içinde.
24. Dünyada yeni teknoloji beş sene içinde gülüp geçeceğin bir
şeydir yalnızca. Beş sene içinde gülüp geçmeyeceğin şeylere değer ver. Aşk gibi. Ya da iyi bir şiir gibi. Ya da bir şarkı. Ya da gökyüzü.
25. Kurguda tek bir tür vardır. Bu türe “kitap” denir.
26. Yakınlarında bir radyo olsun hep. Radyolar hayatını kurtarabilir.
27. Köpekler sadakat konusunda dâhidirler. Ve bu sahip olunası bir dehadır.
28. Annen roman yazmalı. Onu yüreklendir.
29. Güneş batıyorsa durup izle. Bilgi sonludur. Hayranlıksa sonsuz.
30. Mükemmelliği hedefleme. Evrim ve hayat hatalarla mümkündür sadece.
31. Başarısızlık bir ışık oyunudur.
32. Sen insansın. Para meselesini kafana takacaksın elbette. Ama paranın seni mutlu edemeyeceğini bil, çünkü mutluluk dükkanlarda satılmıyor.
33. Evrendeki en zeki yaratıklar siz değilsiniz. Hatta gezegeninizdeki en zeki yaratıklar bile siz değilsiniz. Kambur balinaların şarkılarındaki tonal dil Shakespeare’in tüm eserlerinden daha karmaşıktır. Bu bir yarış değil. Ya da evet öyle. Ama kafana takma.
34. David Bowie’nin “Space Oddity”si uzay hakkında hiçbir şey söylemiyor olsa da müzikal motifleri çok hoş.
35. Bulutsuz bir gecede gökyüzüne bakıp binlerce yıldız ve gezegen gördüğünde bunların pek çoğunda hemen hemen hiçbir şey olmadığını bil. Asıl hikayeler çok daha uzakta.
36. Bir gün insanlar Mars’ta yaşayacak. Ama oradaki hiçbir şey dünyada yağmurlu bir güne uyandığın tek bir sabahtan daha heyecan verici olmayacak.
37. Soğuk biri olma. Evren soğuk zaten. Önemli olan sıcak kısımlar.
38. Walt Whitman en azından bir konuda haklıydı. Kendinle çelişeceksin. İçin büyük. İçinde çokluklar var.
39. Hiç kimse hiçbir konuda tamamen haklı değildir. Hiçbir yerde.
40. Herkes bir komedidir. Eğer sana gülüyorlarsa asıl şakanın
kendileri olduğunu anlamıyorlardır sadece.
41. Beynin açık. Kapanmasına asla izin verme.
42. Bin yıl içinde, tabii insanlar o zamana kadar hayatta kalabilirlerse, bildiğiniz her şeyin yanlış olduğu ortaya çıkacak. Ve onların yerini daha büyük mitler alacak.
43. Her şey bir fark yaratır.
44. Zamanı durdurma gücün var. Öpüşerek zamanı durdurabilirsin. Ya da müzik dinleyerek. Bu arada, müzik başka türlü göremeyeceğin şeyleri görmeni sağlar. Müzik süper güçtür. Bas gitarı bırakma. İyi çalıyorsun. Bir gruba katıl.
45. Arkadaşım Ari şimdiye dek yaşamış en bilge insanlardan biriydi. Yazdığı kitapları oku.
46. Paradoks: Kitap, sanat, sinema ve şarap gibi yaşamak için ihtiyacın olmayan şeyler, yaşaman için gereken şeylerdir.
47. İster biftek, ister bonfile de, inek inektir.
48. Hiçbir iki insanın ahlak anlayışı tamamıyla uyuşmaz. Zarar verecek kadar keskin olmadığı müddetçe farklılıkları kabul et.
49. Kimseden korkma. Evrenin öbür ucundan gönderilen uzaylı bir suikastçiyi ekmek bıçağıyla öldürdün sen. Ayrıca çok sıkı yumruk atıyorsun.
50. Bir noktada başına kötü şeyler gelecek. O zamanlarda tutunabileceğin biri olsun hayatında.
51. Alkol akşamları çok eğlencelidir. Ama sabah uyandığında kendini berbat hissedersin. Bir noktada seçmen gerekecek: Akşamları mı istiyorsun, sabahları mı?
52. Eğer gülüyorsan, aslında ağlamak istemediğinden emin ol. Ağlarken de düşün, belki de gülmek istiyorsundur.
53. Birine onu sevdiğini söylemekten korkma sakın. Dünyanızda yanlış olan çok şey var, ama fazla sevgi bunlardan biri değil.
54. Şu anda telefonda konuştuğun kız var ya. Umarım hoş biridir. Ama hayatında başkaları da olacak.
55. Dünyada teknoloji sahibi tek tür siz değilsiniz. Karıncalara bak. Gerçekten. İnce dallar ve yapraklarla yaptıkları şeyler inanılmaz.
56. Annen babanı seviyordu. Aksini iddia etse de.
57. Türünüzde çok fazla salak var. Hem de bir sürü. Sen onlardan biri değilsin. Sakın pes etme.
58. Önemli olan ne kadar uzun yaşadığın değil. Ne kadar derin yaşadığın. Ama derinlere inerken hep üstünde tut güneşi.
59. Sayılar hoştur. Asal sayılar güzeldir. Bunu anla.
60. Aklını dinle. Kalbini dinle. İçgüdülerini dinle. Hatta, en iyisi, emirler haricinde her şeyi dinle.
61. Eğer günün birinde nüfuz sahibi biri olursan insanlara şunu anlat: Bir şeyi yapabiliyor olmanız onu yapmanızı gerektirmez. İspatlanmamış teorilerde, öpülmemiş dudaklarda ve koparılmamış çiçeklerde bir güç ve güzellik vardır.
62. Ateş yakabilirsin. Ama sadece mecazi anlamda. Tabii eğer üşüdüysen ve ortam güvenliyse o zaman çekinme, ateş yak.
63. Önemli olan teknik değil yöntemdir. Kelimeler değil, melodi.
64. Hayatta kal. Dünyaya karşı birinci vazifen bu.
65. Bildiğini düşünme. Düşündüğünü bil.
66. Bir kara delik oluşurken muazzam bir gama ışını patlaması yaratır ve koca koca galaksileri ışığıyla kör edip milyonlarca gezegeni ortadan kaldırır. Yani her an yok olabilirsin. Mesela şimdi. Ya da şimdi. Bu yüzden, yaparken ölmekten mutlu olacağın şeylerle uğraş her fırsatta.
67. Savaş yanlış sorunun cevabıdır.
68. İnsanlar arasındaki fiziksel çekim her şeyden önce salgı bezleriyle ilgilidir.
69. Ari hepimizin simülasyon olduğuna inanıyordu. Ona göre madde bir yanılsamaydı ve her şey silikondu. Haklıydı belki de. Peki ya duyguların? Onlar gerçek.
70. Sorun sende değil. Onlarda. (Ciddiyim.)
71. Her fırsatta Newton’ı yürüyüşe çıkar. Evden çıkmayı seviyor. Ve o iyi bir köpek.
72. Çoğu insan pek düşünmüyor. Yalnızca ihtiyaçlarına ve arzularına kafa yorarak hayatta kalıyorlar. Sen onlardan değilsin. Dikkatli ol.
73. Kimse seni anlamayacak. En nihayetinde önemli de değil bu. Önemli olan senin kendini anlaman.
74. Kuark dünyadaki en küçük şey değildir. Hani ölüm döşeğindeyken geriye bakıp da keşke daha çok çalışsaydım deme ihtimalin var ya, o ihtimal o kuarklardan bile daha küçük çünkü öyle bir şey olmayacak.
75. Kibarlık çoğu zaman korkudur, incelikse her zaman cesurluk. Ama seni insan yapan şey başkalarını umursaman. Daha çok umursa, daha insan ol.
76. Kafanda her günün adını cumartesiye çevir. İşin adını da oyuna.
77. Haberleri izlerken türünün üyelerini sıkıntı içinde gördüğünde yapabileceğin hiçbir şey olmadığını düşünme. Ama yapabileceğin şey her neyse, bunun haber izleyerek yapılmadığını bil.
78. Uyanıyorsun. Kıyafetlerini giyiyorsun. Sonra da kişiliğini. Seçimlerini akıllıca yap.
79. Leonardo da Vinci sizden değil, bizdendi.
80. Dil bir mecazdan ibaret. Hakikat aşktadır.
81. Hayatın anlamını arayarak mutlu olamazsın. Anlam önem
sırasında üçüncüdür yalnızca. Sevmekten ve var olmaktan
sonra gelir.
82. Eğer bir şey sana çirkin görünüyorsa daha iyi bak. Çirkinlik bakan gözün başarısızlığıdır.
83. Başında beklenen su kaynamaz. Kuantum fiziği hakkında bir tek bunu bilsen yeter.
84. Sen parçacıklarının toplamından fazlasısın. Bu da epey bir toplam demek.
85. Karanlık Çağ henüz sona ermedi. (Annene söyleme.)
86. Bir şeyi hoş bulmak onu aşağılamak dernektir bir bakıma. Ya gerçekten sev ya da nefret et. Tutkulu ol. Uygarlık ilerledikçe kayıtsızlık büyüyor. Bir hastalık bu. Sanat ve aşkla kendini kayıtsızlıktan koru.
87. Galaksileri bir arada tutmak için karanlık madde gerekir. Zihnin de bir galaksi. Işıktan çok karanlık var. Ama onu ışık değerli kılar.
88. Kendini öldürme. Dört bir yanın zifiri karanlık olduğunda bile öldürme. Hayatın sabit olmadığını unutma. Zaman uzamdır. O galaksinin içinde sen de hareket ediyorsun. Yıldızları bekle.
89. Atom altı düzeyde her şey karmaşıktır. Ama sen atom altı düzeyde yaşamıyorsun. Basitleştirmek hakkın. Yoksa delirirsin.
90. Basitleştirirken dikkatli ol. Erkekler Mars’tan, kadınlar Venüs’ten değil. Kategorilere aldanma. Herkes, her şeydir. Bir yıldızın içindeki her şey senin içinde de var ve şimdiye dek var olan her karakter zihin sahnende başrolü kapmak için yarışıyor.
91. Hayatta olduğun için şanslısın. Nefes al ve hayatın mucizelerini içine çek. Tek bir çiçeğin tek bir taç yaprağını bile kanıksama.
92. Eğer çocukların olursa ve bir çocuğunu diğerinden daha çok seversen bu sorunu halletmeye çalış. Çünkü aradaki fark tek bir atom kadar bile olsa çocuklar bunu hissedecektir. Ve tek bir atom dev bir patlama için yeterlidir.
93. Okul şaka gibi gerçekten. Ama idare et. Yakında bitecek, sen de gülüp geçeceksin.
94. Akademisyen olmak zorunda değilsin. Hiçbir şey olmak zorunda değilsin. Zorlama. Kendi yolunu ara ve sana uyan bir şey bulana kadar aramayı bırakma. Belki de hiçbir şey uymayacak. Belki de sen bir hedef değil, yolsun. Sorun değil. Sen de yol ol. Ama bu pencereden bakmaya değecek bir yol olsun.
95. Annene iyi davran. Onu mutlu etmeye çalış ve mutlu et.
96. Sen iyi bir insansın Gulliver Martin.
97. Seni seviyorum. Bunu hiç unutma.”

İnsanlar
Matt Haig

 

Vazgeçilmez Nostalji Kasetler

“Yeni kasetime çok güzel şarkılar hazırladım” diyen birçok ünlü Türk sanatçımız sayesinde sıkça duyduğumuz, kutusunu açarken jelatininin tırnak kırdığı o güzel kutu…

80 ler kuşağında doğunca plakların sonuna kasetlerin doğuşuna şahit olduk ister istemez. Ama iyi ki de o kuşağın çocukları olarak dünyaya gelmişiz diyorum. Teknolojinin her seferinde önümüze sunduğu yeni bir sürprizi denemenin eşsiz zevkinden bahsetmek mi yoksa buna ters oranla bu zevkten hızla sıkılmamız mı diyelim durumun sıkıcı hale gelmesine…

İlk dinlediğim kaset koleksiyonumun ilki Phill Collins ve Michael Jackson dan start alarak başlamıştı. Çok küçüktüm ama deliler gibi müziğe âşıktım. Bilenler nasıl sağlam bir müzik kültürüm olduğunu da çok iyi bilirler.

80 lerde doğmak 40 ları bilmemek anlamına gelmiyor sonuçta müziği sevdikten sonra ne kadar geçmişte yaşadığınızın bir önemi yok. Bugün ki halim o günlerden gelmekte.

 

Teknolojiyle beraber her türlü bilgiye ve veriye bu kadar kolay erişebilmenin bir nimet olduğunu inkâr etmiyor olsam da, eskisi gibi kaseti başa sarmak deyimini yaşamayı da özledim.

Bir zamanlar hala çok severek hatırladığım o tatlı hatıralardan biri de, yazlığa gitmek üzere yola koyulmuştuk sene 1996 ydı.
Arabanın kasetçaları bozuldu ve Ankara – Çeşme arası aşağı yukarı 8 saat falandı. Biz o yolu baş son Levent Yüksel dinleyerek vardık. Tabii yazlıkta da durum aynı her saniye Levent Yüksel…

Şimdi kel alaka bir yerde, bir başkası bile o şarkılar okusa insanın yüreği cız ediyor. Biz gerçekten şanslıydık. Biz güzel günleri, canlı müziği, sanatçıların en verimli olarak ürettiği zamanlarda büyüdük.

Her neyse bu yazının sonu çağın kanayan yarasına dönüşür ve ben kalemi bırakamam sonra konu başlığından sapmasın diye… Kısa kesmek istiyorum. Hala elinizde bu değerli nostaljik albümlerden varsa sıkı sıkı sarılın. Niye mi? Linklerde de içerikleri görüntülediğinizde önünüze çıkacak olan şu an kasetleri toplayan “geçmişin müdavimleri” dediğimiz koleksiyonerler var ve bazı albümler gerçekten ciddi bir miras değerinde tekrardan alıcı bulabiliyor.


Aslında hem biraz geçmişe özlemi hem de Ağustos’a hoş geldin diyerek kalemimi elime almıştım, yazıma başlamadan önce ama tabii ki bunları anlatınca gene her şeyin ne kadar güzel olduğu duygusu yerleşti. Bunları yaşamış olmak bile bu dünyada artıdır. 80lerde 90larda eğer diskoda dans edebilmişsen, spor ayakkabıların disko topunun altına ritim tutmuşsa, Lambada nedir biliyorsan, Moonwalk seviyorsan, Gipsy Kings’ten sonra İspanyol müziğinin çingeneleşmiş yani sokak gitarcılarının versiyonlarını biliyorsan… Daha fazla yazmasam daha iyi… 🙂

 

Çok sevin, çok âşık olun.

Ağustos bam başka bir ay hele hele bu sene için en rahat nefes aldığımız süreye girdik desem yalan olmaz.

Bütün yazınız güzel geçsin…

Hep sevin ve de sevilin…

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

 

 

#1ağustos
#yeniaşklar

 

Okumanızı tavsiye ederim♣
www.sabah.com.tr/pazar/2018/08/19/kaseti-basa-sarma-donemi
www.iha.com.tr/haber-bazilari-icin-hala-vazgecilmez-nostalji-kasetler-792437/

BEN SANA YALAN SÖYLEMEDİM…

Hikâye böyle başlıyor… Bir kişinin bir kişiye yaptığı en acımasız açıklamadır. “Ben sana yalan söylemedim.” Bu söz öylesine güzel çıkar ki ağızdan, ilkinde inanırsınız ama bir kere daha inandığınız da “size hep yalan söylememiş” olur o kişi “ler”.
Biliyor musunuz yalan daha konuşmaya başlamadan önce kazanılan davranışlardan biridir. Bir bebeğin ‘yalancıktan ağlayarak’ o an istediğini yerine getiren anne babasına karşı bunu kullanmaya başlaması, yalanın hayatımızın tam da içinde olduğunu bize gösteren göstergelerdendir. Öylesine gerçek ki bu davranış zamanla hayatımızın bazen kurtarıcı anlarına şahitlik eder bazen de bitişlerine.
Gerçeklerin gün yüzüne çıkmasına tahammülü olmayan insan tipinin en sık kullandığı özelliğidir yalan. Doğru açıklamanın tersine bundan net bir şekilde uzaklaşıp kötü sonuçlarla karşılaşmaya gücü olmayan insanlar genellikle aynanın aksindeki yüz ölçümleriyle öderler bedelleri.

Huzur gerçekte çok önemliyken aslında bir o kadar da değersizdir. Yapay huzuru seçerler ve yalan söylemek böylesine kolaylaşır. Dışarıdan gelecek tepki kimi zaman en yakınının canını yakmasına sebep olur sırf bu yüzden. Başka insanların ne düşündüğü daha önemlidir kişi için ve bunun uğruna en yakınına bu acımasızlığı yaşatır.

Ve ego.! O kadar zehirlidir kişi ön planda olma uğruna bile hedefine ulaşabilmek için gene yalan söyler. Hırslar ve kibir duygusu kişinin içini yiyip bitiren bir kemirgendir. Asla buna karşı koyamaz. Sınırlarımızı iyi bilmemiz gerek diyebiliyorum.
Toplum arasında çok sık kullanılan bir tabir olarak “zeytinyağı” gibi üste çıkma durumu da buna ek olarak söylenebilir. Kişi haksızdır ve haksızlığının sonsuz kanıtları önündedir ama yine de söylediği yalanın gerçekliğine öylesine inandırmıştır ki kendini bu sefer de üste çıkmak için durmaz.
Kaybedecek şeyleri olan insanlar genellikle daha az risk alarak ilişkilerini yaşarlar. Ya kaybedecek hiç bir şeyi olmayanlar. İşte onlardan korkun derim. Çünkü öylesine gözü kara davranırlar ki sonuçlarını asla düşünmezler.

Toplum içinde dışlanma korkusu da yalana iter insanı. Bir mevki veya statü uğruna sırasız yalanlar söyleyebilirler. Bu tarz insanlar toplum içinde hep geri planda kalmaktan korkmuş ya da bir şekilde travmasını taşıyan insanlardır. İş hayatında sıkça karşılaşabileceğimiz türden insanlar.

Ve de gerçekle yüzleşmeye cesareti olmayan insan tipi aslında buna en çok kadınlar örnek olabilir. Çünkü yaşadıkları acıları öylesine kabul ederler ki mutlaka feda etmek istemedikleri bir aileleri olduğu için de o yalana inanırlar.

Bilinen en gerçek kısmı sadece yalan söyleyen kişinin söylediği yalana inanma şeklidir. Yalan da gerçektir burada artık. Bile bile ve isteye isteye inanırlar. Ve o artık gerçek olmuştur onlar için.

Entelektüel Yalancılar
En kaliteli yalanları bunlar söyler aslında. Çok şekerlerdir, tadından yenmez yani o derece de yalanları da süslü püslü böyle değişkenlik gösterir. Okur-yazar seviyelerine göre yorumladığım için aklınıza takılmasın diye söylüyorum. Cahil dediğimiz kesimin yalan söyleme şekli ne kadar berbatsa bunlarınki de onlara ters oranla süslü, püslü, kokoş yalanlardır.

Zeki Yalancılar
Zaten yalan söylemek çok net zekânın ince kıvrımlarından gelen dürtülerle oluşan senaryolardır. Ama gerçekten zeki yani profesyonel diyebileceğimiz yalancılar var ki işte onlar karşınıza geldiğinde ya kaçın ya da polisi arayın. Şaka tabii ki umarım durum oralara varmaz.

İnatçı Yalancılar
Bunlar daha çok dediğim dedik çaldığım düdük tiplerdir. Her konuda başarılı ve kıyaslanamaz başarıları olduğuna inanırlar. Ve iddiacıdırlar o yüzden de her koşulda yalan söylemeye ve yalana da inanmaya bir o kadar meyillidirler.

Dürüst Yalancılar
İşte en çok sevdiğim… Asla yalan söyleyemeyen tipler vardır ya hani böyle söylemeye başladığı an en yakın çıkıştan ilerler. Ben bu insan tipini çok eğlenceli buluyorum ve de zararsız. Ama tabii ki aşırı durumlarda bazen bu dürüst yalancılar sizi de çok zor duruma sokabilirler. Dikkat edin…! Ne demişler iki kişinin bildiği asla sır değildir.

Unutkan Yalancılar
Çok keyifli inanamazsınız bunlarla yaşamak her saniye bir aksiyon demek. Kendi söylediği yalanı unutur yerine başka uydurur hatta o da tutmazsa artık Nasrettin Hoca kıvamında “ya tutarsa…” dır. Sevin onları koruyun çok şeker şeyler onlar.

İşte böyle sıraladık yalancıları iyi de konumuz neydi değil mi? Ben sana yalan söylemedim ki ile başlayan cümlenin devamı… İşte böyle olduğunda durum sorulacak en doğru soru şudur “ama doğruda söylemedin”. Gerçekten artık yalan o kadar sıradanlaştı ki gün içinde ufak tefek bile olsa birbirimize uyduruyoruz bir şeyler. Günahı var yok çok fazla oralarda değilim. Ama yalanın ne ufağı var ne tefeği. Yalan yalandır arkadaş. Her ne niyetle söylenmiş olursa olsun bir kere çıktı mı ağızdan yalan söylemiş olursun.

Genellikle benim başıma bu unutkan yalancılar geliyor. Bende dürüstlük abidesi asla yalan söyleyemem ve söylemeye başlamışsam bilin ki 5 dakika sonra gerçeği duyacaksınız. Her neyse ben söylediği yalana inananı da gördüm hatta yalandan tiksinmemin manidar sebebidir desem yeridir. Ama bu söylediği yalanı unutanlar çok eğlenceli. Sonunda tabii öyle izleyici de kalamıyorsunuz artık ama bir noktaya kadar egonuzu törpülüyorlar. Şahsen ben zekâmın ne denli yırtıcı olduğunu bildiğimden bana yalan söylediğinde böyle içimden bir sinsirella gülümsemesi ile ifade bırakıyorum bir de söylenilen yalan unutulduğunda kendimi şahane hissediyorum. Deli mi bu falan diye düşünmeyin, yalana maruz kalmanın neresi şahane diye.

Ancak karşı taraf o kadar akıllı ki hani sanıyor siz de bir o kadar aptalsınız. Ne demişler sen karşındakini nereye koyuyorsan aslında sen tam da oradasın. İşte bu sebepten şahane. Beni hiç yormuyorlar kendi kendilerine yazıyorlar, çiziyorlar ve gol. Ben hepimiz için bu durumun eğlenceli limitlerde kalmasını diliyorum tabii ki o ayrı. Bir de inanmak zorunda kaldığımız daha doğrusu itildiğimiz durumlar var ya işte orası hiç ama hiç eğlenceli değil. Çünkü insanın aklı ile çok kısa bir tur atmasından hemen sonra gene o zekâyı kullanmak kalıyor geriye. Hele hele bu yaptırım kötü niyet ile yapılmışsa işte duyguların kırılma noktası orası. Karşılıklı sözel olmayan iletişimde genellikle çiftler birbirilerinin kokularından tutunda, bakışlarından, ses tonundan, avuç içlerinin terlemesine kadar iyi ifade ederler kendilerini. Zaten sözel olmayan iletişim yüzünden gerçekler ortaya çıkar.

Bir kişi yalan söylemeye başlamışsa zaten o yola baş koymuştur. Sizi ama daha çok kendini aptal duruma düşürdüğünden durmak bilmez ve yalan makinesi devreye girer. Fabrika gibi seri üretim yalanlar sizi bekler. Ama bir an gelir ki her şeyin apaçık ortaya çıktığı andır. O kişi hemen kaçmayı tercih eder. Çünkü ne açıklayacağı ne de adını koyacağı haklı bir durumu vardır. Arkasından da başlar sizi yıkma kampanyası. Yalan söyledim ama bir sorun “neden söyledim” şeklinde saçma sapan kendini savunacak ama batıracak cinsten saçmalamalar duyarsınız. Aslında sorusu tam da noktasında sorulacak sorudur ama size değil kişinin kendine sorması gereken en önemli soru “Ben neden yalan söyledim ya da söylüyorumdur”. Tabii ki bu içsel yüzleşmeyi çok azımız yapar ve bu kötü huyundan vazgeçer.

Genelde insanlar yaptıklarının mutlaka bir açıklaması olduğunu savunurlar. Ama aslında bizler onlara bu açıklamayı yaptırtmış oluruz. Ve kişinin bu durumdan beslenmesi için ona gerekli ham maddeyi verdikten sonra da otururuz kutularca peçete bitiririz. İnanın ki bir saniye harcamaya bile değmez. Ama bir ömür harcamayı düşünerek çıktığınız yolunuz da uğramış olduğunuz bu haksızlığı kabul edebiliyorsanız ya da bunun için geçerli nedenleriniz varsa orası da sözün bittiği yerdir. Çünkü bir kere kötü bir şey yapan mutlaka bir daha tekrar eder. Kötünün açıklaması yok ben sadece yalandan bahsediyorum. Yalan kötü bir huydur ve tatlı yalanlar kimi zaman bizleri mutlu etse de sadece durumu kurtaran yalanlardır onlar. O kadar da itimat etmeyin. Bu huya sahip olan ve çok sıkça bu yola başvuran insanlardan uzak tutun ruhunuzu. En önemli niyet kişinin kendine ettiğidir. Yalan söyleyen kendine söyler sadece eylemde size söylemiş olur. Varılacak nokta eylem değildir neticedir.

Herkese Mutlu Bir Hafta Diliyorum…

Yalansız ve enerjisi yüksek insanlarla karşılaşmanız dileğiyle…

Sevgilerimle,
Merve♥

SABIRDAN SONRASI

Kelime anlamı ile sabır; Sabır, ya da dayanç, zor koşullar altında cesaret ve metanetini yitirmeme duygusudur. Sabırlı insan uzun süreli gecikmelere ve tahriklere rağmen moralini bozmadan yoluna devam eder veya beklemesini sürdürür.
Diyor Vikipediciğim:).

Ben bu beklemelere çok dayanamayan bir Yengeç kızı olarak çok fazla sabırlı olduğumu söyleyemem ama herkes sabrıma da hayran olduğunu söyler. İşte böylesine bir vitrin ve içeride ki rafların karmaşıklığı içindeyim. Oysaki ruh titizliği de ne kadar güzel şeydir becerebilene tabii.

Bir şeyi inatla istediğiniz de buna zıt olarak yılbaşı ağacının altındakileri kimse görmeden önceden açan çocuk misali içimizde ki duygunun adı “sabırsızlık” aslında. Hep bir bekleyişi bir an önce sonlandırma isteği. Beynimizde dokunduğu yer mutlak suretle sakinlik noktası diye düşünüyorum ama ben buna ters orantılı olarak zaman zaman coşuyorum. Kendine gülen insan örneği işte ben Merve :).
Benim için Sabır; tüketilmek istenen duyguların en başında yer alır nedense. Önce insanlar sizi dener dener ve en kör noktanızla sizi tüketmeye çalışırlar. Sonra sabır tükenir ve gelir cümleler… Sabırdan sonra söylenen sözler ağır olur söyletmeyin derim :).

Hayat ne güzel işte iyi tarafından baktığında sabrı da gösterilen saygıyı da tüketmemek üzere bizi sunulmuş muhteşem bir hediye.

Ne bu hediyeyi acele edip açmamak, ne de o hediyeyi de öylesine orada bırakmamak gerek…

Yaşadığımız bu özel hayatı en güzel anlarıyla yaşamak dileğiyle güzel bir hafta sonu dilerim…

Sevgilerimle,
Merve♥

 

HAYAT ÖLÇÜDEN İBARETTİR

Bir yerlerde okumuştum “Zehiri zehir yapan dozajıdır” diye. Sorar insan kendine ne bu ölçü?
Ne kadar dozajı yükseltirsen sana yüksek dönecektir. Madde zehir ama tesiri için dozaj önemli… Belirlenen ölçü sonrasında maddenin zehiri başlıyorsa kendimiz için de aynı şey geçerli değil mi sanki? Biraz öyle biraz değil. İşte hayat dediğin içinde yaşadığın ve taşıdığın duygu ve sorumlulukları nasıl yansıttığındır. Zehirin dozajı yükselmeye başladığında aynı şekilde bunu çevrene de yansıtırsın. İlla elinde olmayan savurganlıkların vardır, diyemem ki ona hayat sana ne veriyor sen ne yaşıyorsun ancak bir şekilde olsun aradığın huzuru kendi zehrinin içinde bulursun.
Sevgi ve saygı arasındaki fark. İstediğini sev, ama herkese saygılı ol. Sevgide özgürlük, saygıda mecburiyet vardır. Bir şeylerin ölçüsü kaçtı mı dozaj artmaya başlar yani bu farkı iyi bilmek lazım.
Sevgi: Serbestsin. Kimi seversen sev kimse sana neden demeyecektir bu hayat senin ve senin seçimlerin sana ait.
Saygı: Mecbursun. Kimseyi öyle cebinde ki bozuk para gibi sağa sola savuramaz ve harcayamazsın. Ne demişler sana yapılmasını istemediğin bir şeyi asla başkasına yapma!
Sevmeyebilirsin, ama saygısızlık da yapamazsın.

Bütün ilişkiler bu iki ana temel üzerine kuruludur ve biri sarsıldı mı diğeri de kendiliğinden zehrini bırakmaya başlayacaktır. Ondandır ki seçimlerinizi doğru temeller üzerine yapın. Bir gün kendiniz bile sizden duyulmayacak sözleri sarf etmeye başladığınız da kendinizi nasıl zehirlediğinizin farkına bile varamazsınız. Kendinize olan saygınızı asla başkasına duyduğunuz saygının altına çekmeyin önce SİZ.
O yüzden dozaj önemli!

Sevgilerimle,
Merve♥

Geçmişten Bugüne Unutulmayan Film Müzikleri

Unutulmayan filmler listesinde en iyileriniz vardır mutlaka. Unutulmayan filmlere etiket olmuş o harika şarkılar… Bazen tek bir şarkı bile o filmi göründüğünden çok daha iyi gösterebilir. Hele bir de o filmin müziklerinin olduğu albüm baştan aşağı güzelse geriye kulağımızın pasını silmek kalır.

Canım Vikipedi diyor ki söz konusu müzik eseri bir filme değil de müzikal, tiyatro ya da operaya aitse, “film müziği” karşılığı kullanılamaz. Ya İngilizce karşılığı olan Soundtrack kullanılır ya da “eserin müzikleri” şeklinde farklı tamlamalarla bu sözcüğün eksikliği giderilmeye çalışılır.

Resmi tanımlamalar mühim benim için her zaman araştırmacı olmak lazım bu konu da bir kelimenin ya da konunun tanımlaması gereklilik diye düşünüyorum.

Öncelikle iyi bir şarkı her zaman iyidir elbet ancak onunla beraber görsel ve senaryolarla daha da yaşatılır hale geldiği inkâr edilemez bir gerçek.
Peki, nedir bu hafızalara kazınan filmlere eşlik eden ve hayat bulan şarkılar. Biraz kendi arşivimden geçmişe dönüş yapmak istiyorum.

 

Un Homme Et Une Femme – Bir Kadın Bir Erkek – 1966

Bugün üzerinden 51 sene geçmiş olmasına rağmen, o dönem jenerasyonun bir den fazla kez izlediğini düşünüyorum bu filmi. Benim yaş aralığımda olmamasına rağmen hala izlenebilen bir film olduğunu unutmayalım klasikler arasında.

1 Altın Palmiye ve 2 Oscar ödüllü Claude Lelouch yapımı olan Fransız filmi. Ben yönetmenin Akrep burcu olmasından dolayı hiç şaşırmıyorum aslında. Film de hem siyah beyaz hem de renkli görüntüler kullanılmıştı. Duygusal sahnelere eşlik eden müziklerle bütünlük sağlayan hala Fransa’da bir sokak pastanesinde otururken duyabilmeniz mümkün olan şarkıların ait olduğu o muhteşem film.

Uyumadan önce asteriks çizgi romanı okuyan, harika bir gülümsemeye sahip, ölmüş kocasını unutamayan bir kadın ve Aralık ayında bile üstü açık araba ile gezen çılgın otomobil pilotu adam.

Onları bir araya getiren yatılı bir okulda okuyan iki küçük çocuk. Hayat ve sanat arasındaki gerçeklik farkını sürekli vurgulayan ve sürekli hayatı seçen bir film. Adam heyecanın sınırlarında yaşayan gerçekle burun buruna bir yaşam sahibi, kadın ise set arkalarında dünyaya kameralar arkasından bakan bir yabancı.

Bu film de klasik Fransız stili olan ama anlam veremediğiniz sonrasında da bu filme çok yakıştığını düşündüren siyah-beyaz ve renkli sahnelerin bir arada kullanıldığı, kelimelere gerek duyulmadan sadece görüntülerle sizi etkileyen rengârenk aşk filmi. Tabii bir de Paris neden aşk şehridir diye düşünenlere sağlam kaynak olabilir bu film. Gelelim Soundtrack albümüne ve o muhteşem şarkılara… Hala duymamış olmanız mümkün olabilir ama geç değil bir an önce hayatınıza katın derim. One of my best Movie Soundtrack Album…

Strongly Recommended

  • ♥Francis Lai – Un Homme et une Femme
  • ♥Samba Saravah – Pierre Barouh
  • ♥Un homme et une femme – Francis Lai (Insturumental)
  • ♥Aujourd’hui c’est toi – Nicole Croisille
  • ♥Un homme et une femme – Nicole Croisille
  • ♥Plus fort que nous – Francis Lai (Insturumental)
  • ♥Aujourd’hui c’est toi – Francis Lai (Insturumental)
  • ♥A l’ombre de nous – Pierre Barouh
  • ♥Plus fort que nous – Nicole Croisille
  • ♥A 200 a l’heure – Francis Lai
  • ♥Un homme et une femme – Nathalie – I love Paris

Bu albümü en kolay Spotifydan dinleyebilirsiniz. Youtube kanallarından da ulaşabilirsiniz. Mutlaka dinleyin derim bu albümü.

 

Fame-Şöhret 1980
80ler dalgasının en güzel halkalarından biri. İzleyenler bilirler o dönemin saç-makyaj ve moda konusuna damga vurmuş müzikal filmdir. Aynı zamanda Ünlü yönetmen Alan Parker’ın çok sevilen müzikalinin bir de 2009’da çekilmiş modern versiyonu mevcut.

Fame – Irene Cara
Out here on my own – Irene Cara
Hot Lunch Jam – Irene Cara
Dogs in the Yard – Paul McCrane
Red Light – Linda Clifford
Is It Okay I f I Call You Mıne? – Paul McCrane
Never Alone – Contemporary Gospel Chorus of the High School of Music and Art
Dressing Room Piano
I Sing the Body Electric – Irene Cara – Paul McCrane

 

 

Flashdance – 1983
Adrian Lyne yapımı olan Müzikal Amerikan yapımı olan film. Başrollerini Jennifer Beals ve Michael Nouri paylaşmaktadır. Günümüzde hatırlayanlar olurlar Jennifer Lopez bir klibinde bu filmden esinlenerek Jennirfer Beals’ı taklit etmişti. Film 1980’lerin Hollywood klasikleri arasında kabul edilmektedir. Film tüm dünyada büyük ses getirmiş ve dönemin moda giysisi olan tozlukları, ayağın altına kadar geçirme akımı bu filmden sonra başlamıştır.

Imagination – Laura Branigan
Flashdance…What a Feeling – Irena Cara
I’ll Be There Where the Heart Is – Kim Carnes
Lady, Lady, Lady – Joe Bean Esposito
Manhunt – Karen Kamon
Love Theme from Flashdance – Helen St. John
Maniac – Michael Sembello
Romeo – Donna Summer
He’s a Dream – Shandi
Seduce Me Tonight – Cycle V
It’s Just Begun – Jimmy Castor and the Jimmy Bunch
I Love Rock ‘N’ Roll – Joan Jett and the Blackhearts

 

Ghost-Hayalet 1990

Asla unutulmayanlar arasında, başrollerini Patrick Swayze ve Demi Moore ‘un paylaştıkları, artık klasikler listesine girmiş bir daha bir daha izlesem ağlayacağımdan emin olduğum muhteşem duygusal film hele ona eşlik eden şarkısı gerçekten söylenecek çokta fazla şey yok.

♥The Righteous Brothers – Unchained Melody

 

 

 

 

Romeo&Juliet 1996


Nasıl ayır ederim bir bakışta
Seveni sevmeyenden?
Külahından, tozlu çarıklarından,
Elindeki değnekten.
Öldü, güzel sultanım çoktan öldü.
Öldü, gömüldü bile.

Başına yemyeşil otlar büyüdü,
Taşı dikildi bile.
Ne olur dinleyin!
Ak kefenler giyindi kardan beyaz,
Sarıldı çiçeklere.
Arar arar sevdiğini bulamaz,
Ağlayanlar içinde…

 

İngiliz oyun yazarı William Shakespeare tarafından yazılmış oyunun, Baz Luhrmann öncülüğünde yönetilen ve Leonardo DiCaprio – Romeo Montague, Claire Danes – Juliet Capulet (Montague) başrollerini paylaştığı unutulmaz duygusal filmdir. Müzik albümü bir o kadar da günümüze uyarlanmış haline cuk oturmuş hala sıkılmadan dinlediğim film müzikleridir.
1997 Berlin Uluslararası Film Festivali ‘nde En iyi aktör (Leonardo DiCaprio) ödülünü almıştır. 1996 Akademi Ödülleri adaylığı: En İyi Sanat Yönetmeni (Catherine Martin), En İyi Set Tasarımı (Brigitte Broch) ödülünü almıştır. Almasın mı? Sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum.
#1Crush – Garbage
Local God – Everclear
Angel – Gavin Friday
Pretty Piece of Flesh – One Inch Punch
Kissing You (Love Theme from Romeo + Juliet) – Des’ree
Whatever (I Had a Dream) – Butthole Surfers
Lovefool – The Cardigans *****
Young Hearts Run Free – Kym Mazelle
Everybody’s Free (To Feel Good) – Quindon Tarver
To You I Bestow – Mundy
Talk Show Host – Radiohead
Little Star – Stina Nordenstam
You and Me Song – The Wannadies
*10th Anniversary re-release bonus tracks
Introduction to Romeo – Craig Armstrong
Kissing You (Love Theme from Romeo + Juliet) Instrumental – Craig Armstrong
Young Hearts Run Free (Ballroom Version) – featuring Kym Mazelle, Harold Perrineau & Paul Sorvino
Everybody’s Free (To Wear Sunscreen) ’07 Mix – Baz Luhrmann featuring Quindon Tarver

Titanic 1997

Titanik (Özgün adı: Titanic), James Cameron’ın yönetmenlik, senaristlik, ortak yapımcılık ve ortak kurgu yönetmenliğini yaptığı, 1997 yılı Amerikan yapımı, epik-romantik filmdir. RMS Titanic’in batışı üzerine kurgulanan filmin başrollerini geminin felaketle sonuçlanan ilk seyahati sırasında aşık olan farklı toplumsal sınıflara mensup iki genci canlandıran Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet paylaşmaktadır.

Cameron’ın filme ilişkin fikri batık gemilere olan büyük ilgisinden kaynaklanmaktadır; trajedinin duygusal mesajını iletmek isteyen Cameron, kayıpla karışık bir aşk hikâyesinin bunu başarmak için zaruri olduğunu düşünmekteydi.

 

Filmin yapımı Cameron’ın RMS Titanic’in kalıntılarını görüntülediği 1995 yılında başladı. 1996’da geçen sahneleri Cameron’ın gemi enkazını görüntülerken kullandığı Akademik Mstislav Keldış gemisinde çekilmiştir. Titanic’in bir kopyası Meksika’daki Rosarito Beach kentinde inşa edilmiş ve batışı canlandırmak için maketlerle bilgisayar ürünü görüntüler kullanılmıştır. Filmin maliyetleri kısmen Paramount Pictures ve 20th Century Fox tarafından karşılanmıştır ve 200 milyon dolarlık bütçesiyle o dönemde tarihteki en pahalı filmdi.
Film 19 Aralık 1997 tarihinde sinemalara girmesinin ardından ticari ve eleştirel alanda başarı elde etti. On dört dalda Akademi Ödülü’ne aday gösterildi ve En İyi Film ile En İyi Yönetmen dalları da dâhil olmak üzere on bir dalda kazandı. Dünya çapında iki milyar doların üzerinde gişe hasılatı yapan film, bir milyar doları geçen ilk filmdi ve 2009 yılında yine Cameron’ın bir filmi olan Avatar tarafından geçilene kadar olan on iki yıl boyunca gişe hasılatı rekorunu elinde bulundurdu. 4 Nisan 2012 tarihinde filmin üç boyutlu bir versiyonu da trajedinin yüzüncü yılını anmak amacıyla sinemalara girdi.

Oh You Beautiful Doll – William Ross
Alexander’s Ragtime Band – I Salonisti
Come Josephine, In My Flying Machine – William Ross
Vision of Salome – I Salonisti
Wedding Dance – I Salonisti
Sphinx – I Salonisti
Valse Septembre – I Salonisti
Nearer My God To Thee – I Salonisti
Alexander’s Ragtime Band – I Salonisti
An Irish Party In The Third Class – I Salonisti
My Heart Will Go On – Celine Dion *****

 

She’s All That – İşte Böyle Bir Kız 1999

She’s All That – Kiss Me (HD) By Sixpence None The Richer♥
Benim en sevdiğim şarkıdır “kiss me” bu film ile birlikte çok daha popüler olmuştur o dönemlerde.

 

 

 

 

 

Blade – Bıçağın İki Yüzü 1998


1.The Edge of the Blade – Mystikal
2.1/2 & ½ – Gang Starr & M.O.P.
3.Blade – KRS-One & Channel Live
4.Fightin’ a War – Down 2 Earth & Rome
5.Reservations – P.A.
6.Gangsta Bounce – Wolfpak (Chief Headhunter, Mr Po-Flip & Slip-Roc)
7.Things Ain’t the Same – Kasino
8.Deadly Zone – Bounty Killer, Big Noyd & Mobb Deep
9.Blade 4 Glory – Majesty & Bizzy Bone
10.Strictly Business – EPMD vs. Mantronik
11.Wrek Tha Discotek – Roger Sanchez & Soulson
12.Confusion” (Pump Panel Reconstruction mix) – New Order
13.Playing with Lightning – Expansion Union
14.Dig This Vibe – DJ Krush
15.Dealing with the Roster – Junkie XL

 

Scarface – Yaralı Yüz 1983

En en en favori filmlerimden biri Dvd si kaybolsa hemen gidilir yenisi alınır. Tekrar izlemekten asla sıkılmam ve her izlediğimde de aynı hazzı gene verir.

 

Zaten filmde ki kadın figürü Michelle Pfeiffer olduğu için, ben kendisine çok hayranım ancak canlandırdığı karakter de bir o kadar güzel ismi kadar Elvira.

Bu soundtrack te bütün şarkılar çok güzel ama ben She’s On Fire şarkısını çok severim.

 

 

 

 

 

1 –Paul Engemann*Scarface (Push It To The Limit)
Lyrics By – Pete Bellotte
2 –Deborah Harry*Rush Rush
Lyrics By – Deborah Harry
3 –Amy Holland*Turn Out The Light
Lyrics By – Pete Bellotte
4 –Maria Conchita*Vamos A Bailar
Lyrics By – Maria Conchita*
5 –Giorgio Moroder
Tony’s Theme
6 –Amy Holland*She’s On Fire
Lyrics By – Pete Bellotte
7 –Elizabeth Daily*Shake It Up
Lyrics By – Arthur Barrow, Giorgio Moroder
8 –Beth Andersen Dance Dance Dance
Lyrics By – Arthur Barrow, Giorgio Moroder
9 –Elizabeth Daily*I’m Hot Tonight
Lyrics By – Arthur Barrow, Giorgio Moroder
10 –Giorgio Moroder
Gina’s And Elvira’s Theme

Pretty Woman – Özel Bir Kadın 1990

Rodeo Drive diyorum başka bir şey demiyorum. Film totalinde bütün sahnelerin çekildiği yer ve mekân seçiminde inanılmaz büyüleyiciydi. Başrolleri unutmamak lazım elbette ama hem karakterler çok oturmuş hem de senaryo gereği film benim en iyilerimdendir. Zaten kimin değil ki dimi?
Film yönetmeni Garry Marshall oda bir Akrep burcu. Sanırım bu aşk filmlerini hep Akrep burçları yazıyor veya yönetiyor.
Müzik Albümü baştan sona eksiksiz güzel ve benim en favori parçam Fallen-Lauren Wood.

 

1. “Wild Women Do” (performed by Natalie Cole)
2. “Fame ’90” (performed by David Bowie)
3. “King of Wishful Thinking” (performed by Go West)
4. “Tangled” (performed by Jane Wiedlin)
5. “It Must Have Been Love” (performed by Roxette)
6. “Life in Detail” (performed by Robert Palmer)
7. “No Explanation” (performed by Peter Cetera)
8. “Real Wild Child (Wild One)” (performed by Christopher Otcasek)
9. “Fallen” (performed by Lauren Wood)
10. “Oh, Pretty Woman” (performed by Roy Orbison)
11. “Show Me Your Soul” (performed by Red Hot Chili Peppers)

My Best Friends Wedding – En İyi Arkadaşım Evleniyor 1997
1. “I Say a Little Prayer (For You)” – Diana King
2. “Wishin’ and Hopin’ ” – Ani DiFranco
3. “You Don’t Know Me” – Jann Arden
4. “Tell Him” – The Exciters
5. “I Just Don’t Know What to Do with Myself” – Nicky Holland
6. “I’ll Be Okay” – Amanda Marshall
7. “The Way You Look Tonight” – Tony Bennett
8. “What the World Needs Now Is Love” – Jackie Deshannon
9. “I’ll Never Fall In Love Again” – Mary Chapin Carpenter
10. “Always You” – Sophie Zelmani
11. “If You Wanna Be Happy” – Jimmy Soul
12. “I Say a Little Prayer (For You)” – The Cast of My Best Friend’s Wedding
13. “Suite From My Best Friend’s Wedding” – James Newton Howard

 

Vannilia Sky 2001

Vanilla Sky, 2001 ABD yapımı psikolojik gerilim filmidir. Türkiye’de de birçok ülkede olduğu gibi özgün adıyla gösterime sunulmuştur. “Vanilla Sky”, İspanyol sinemacı Alejandro Amenábar’ın 1997’de yazıp yönettiği “Aç Gözünü” (Abre los ojos) adlı filmin yeniden çevrimidir.

Tom Cruise, Cameron Diaz ve Penélope Cruz’un başrollerini baylaştığı filmin yönetmeni Cameron Crowe’dur. Penélope Cruz 1997 tarihli filmde de rol alıyordu.
Albümdeki favorim *Mondo’77 , Looper

 

1. All The Right Friends – R.E.M.
2. Everything In Its Right Place – Radiohead
3. Vanilla Sky – Paul McCartney
4. Solsbury Hill – Peter Gabriel
5. I Fall Apart – Julianna Gianni
6. Porpoise Song (Theme From ‘Head’) – The Monkees
7. Mondo ’77 – Looper
8. Have You Forgotten – Red House Painters
9. Directions – Josh RouseAfrika Shox – Leftfield
10. Svefn-g-englar – Sigur Ros
11. Last Goodbye – Jeff Buckley
12. Can We Still Be Friends – Todd Rundgren
13. Fourth Time Around – Bob Dylan
14. Elevator Beat – Nancy Wilson
15. Sweetness Follows – R.E.M.
16. Where Do I Begin – The Chemical Brothers
17. One of Us – Joan Osborne
18. Good Vibrations-Beach Boys

 

 

Teen Witch – 1989

Hayatımda izlediğim ilk filmim desem. Çıktığı sene videokaset kiraladığımız dükkâna gelmişti ve sanırım bizim evde 4 ay kadar kaldı. Çünkü durmadan izliyordum gerçi hala çok değişen bir şey yok bu zamanlarda da ara ara çok daraldığımda açar izler keyif alırım. Konusu itibari ile tam bir kolejli gençlik Amerikan filmi ama o dönemi bütünüyle yansıtan çok ama çok eğlenceli bir film ve asla zaman kaybı değil. Müzik albümü bir o kadar eğlenceli ve güzel. Bazen keşke o yıllarda gene olsak, öyle giyinsek ve dans etsek diyorum şimdiki boğucu mekânlar yerine diskolar olsa gene diyorum. Ve bu arada film içinden ilginç bir bilgi size, filmdeki başrol Robyn Lively (43) şimdiler de Gossip Girl dizisi ile meşhur olan Blake Lively’nin Annesi oluyor.

 

Favorim olan en güzel parçalardan;
Never Gonna Be the Same Again – Lori Ruso
Cindy Valentine – Finest Hour ft.Larry Weir
I Like Boys – Elizabeth & The Weirz
Popular Girl – Theresa & The Weirz

Toplamda albüm 14 şarkıdan oluşuyor mutlaka dinlemenizi tavsiye ederim.

 

Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children
Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları 2016

Bu film ile ilgili bir yazı yazmıştım zaten mutlaka izlenmesi gerekenlerden biri diye. Oradada soundtrack albümünden bahsetmiştim burada listem de yine var. Muhteşem çünkü.

 

 

New World Coming – Miss Peregrine’s Home For Peculiar Children Trailer song
Wish That You Were Here – Florence and The Machine

O kadar güzel ki dinlemeye doyamıyorum beni inanılmaz dinlendiriyor ve sözleri onlar zaten bambaşka… “Some feelings, they can travel too…”

 

Gossip Girl 2007

 

Tv serisinin bütün bölümlerinde hiç kötü şarkı yoktu diyebilirim. Bütün sezon ve sezon bölümlerinde bıkmadan dinleyebileceğiniz dolu bir şarkı listesi bulunmakta.

http://www.tunefind.com/show/gossip-girl

 

Vicky Cristina Barcelona 2008


Filmin müzik albümden Paco de Lucia – Entre Dos Aguas şarkısı dinlemekten vaz geçemediğim desem… Film ayrı güzel ve eğlenceliydi zaten ama İspanyol ezgileriyle daha da güzelleşmiş. Orijinal hali bozulmamış.

 

 

 

 

 

 

Indecent Proposal – Ahlaksız Teklif 1993


Indecent Proposal 1993 yapımlı romantik dram filmidir. Yönetmenliğini Adrian Lynenin yaptığı film zamanında iyi bir çıkış yapmıştır, filmin senaristi Amy Holden Jones’dir ve filmin başrollerinde Robert Redford, Demi Moore ve Woody Harrelson vardır.

Instrumental Suite From Indecent Proposal – John Barry / Michael Lang benim favorim ⇐♥

http://www.soundtrackinfo.com/tracks/indecentproposal/
linkten Soundtrack listesine ulaşabilirsiniz.

 

 

 

 

Dirty Dancing – İlk Aşk, İlk Dans 1987

Film kadar sahnelerdeki koreografi tam anlamıyla izlerken izleyiciyi havaya sokan müzikleriyle beraber harika bir bütündü. Yönetmenliğini Emile Ardolino’nun yaptığı başrollerini Jennifer Grey ve Patrick Swayze’nin paylaştığı 100 dakilalık 1987 ABD yapımı film. Türü romantik dramdır. Bağımsız bir yapımdır. Orijinal adı “Dirty Dancing”dir.
80’li yılların en önemli filmlerinden biri sayılan İlk Aşk, İlk Dans 1988’de en iyi şarkı dalında Oscar ödülünü “The Time of My Life” şarkısıyla kazanmıştır.
Adından da anlaşılacağı üzere dansa ve müziğe ağırlık vermesine karşın film, sınıfsal farklılıklara dikkat çekmesi, onur ve gurur gibi kavramları yer vermesi nedeniyle beğeni toplamıştır.

 

Soundtrack listesine linkten ulaşabilirsiniz.
 

 

Bodyguard 1992

The Bodyguard, Whitney Houston’ın ve çeşitli sanatçıların 17 Kasım 1992’de çıkardığı soundtrack albüm. Albümdeki 6 şarkı Whitney Houston tarafından, diğer şarkılar başka sanatçılar tarafından seslendirilmiştir. Albüm 1994 Grammy Ödül Töreni’nde “Yılın Albümü” ödülünü almıştır. Kasım 1999’a gelindiğinde ise albüm 42 milyonluk bir satış yakalamış, 17 RIAA tarafından platin plak ve sayısız ödül kazanmıştır. Albüm, tarihin en çok satan soundtrack albümü olmuştur. Albümün yapımcıları Whitney Houston ve Clive Davis’dir.

https://tr.wikipedia.org/wiki/The_Bodyguard

 

 

 

Changeling – Sahtekar 2008

Sahtekâr 2008 yapımı film.Angelina Jolie’nin başrolde olduğu filmde John Malkovich, Geoff Pierson, Jeffrey Donovan, Jason Butler Harner, Colm Feore, Amy Ryan ve Michael Kelly’de rol almaktadır. 15 Ekim 2007’de çekimleri başlayan film Aralık 2007’de tamamlanmıştır. Ülkesi ABD’de 7 Kasım 2008’de gösterime girecek olan film Mayıs 2008’de 2008 Cannes Film Festivali’nde gösterildi. Changeling, ingilizcede küçükken değiştirilen bebek, çocuk anlamına gelmektedir

https://itunes.apple.com/us/album/changeling-original-motion/id883442131

Piano severler bu şarkıya bayılacaktır. ♥Mom’s On Call – Late To Trolley

 

 

 

Fifty Shades Of Grey – Grinin Elli Tonu 2015


Pek çok sanatçının yer aldığı, eski şarkıların yeniden yorumlandığı, hatta yeni şarkıların da olduğu bu albüm pek çok kişiye göre filmden bile güzeldi. Ama Weekend performansını asla unutmamak gerek bence sonuçta Earned It kadar bu filme yakışan bir şarkı olamazdı.
Grinin Elli Tonu (İngilizce: Fifty Shades of Grey), Sam Taylor-Johnson tarafından yönetilen erotik/romantik dram türündeki 2015 yılı bir ABD filmi. İngiliz yazar E. L. James’in 2011 yılında yayınlanan aynı adlı romanından uyarlanan filmin senaryosunu Kelly Marcel yazdı. Filmin başrollerinde Dakota Johnson İngiliz edebiyatı okuyan genç kolej öğrencisi Anastasia Steele karakterini canlandırırken Jamie Dornan ise genç iş adamı Christian Grey karakterini canlandırmaktadır. Film Anastasia ve Christian arasındaki sadomazoşist ilişkiyi anlatmaktadır.
Film 11 Şubat 2015 tarihinde 65. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde galasını gerçekleştirdi ve 13 Şubat 2015 tarihinde Universal Pictures tarafından vizyona girdi.[3][4] Karışık eleştirilere rağmen film çok sayıda gişe rekoru kırdı ve tüm dünya üzerinde $570 milyon gelir elde ederek geniş çapta gişe başarısı kazandı.

Gene aynı Fifty Shades of Darker filmin 2.seriside aynı şekilde başarıla gerçi yeni vizyona grdi ama yaklaşık 2 ay kadardır bütün internet üzerinde filme ait olan müzikler dolaşmakta.

Ve de mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum uzun zamandır bu kadar güzel bir seri film izlememiştim.