Yazılar

DUYGU DURUMU SIFIR

İlişki durumu karışık gibi bir şey bile değil baya baya sıfır. Nasıl oluyor peki bütün duygu durumunun sıfıra bağlaması sizce… Nelerden sonra oluyor? Ne gibi durumlar sebep oluyor ve durum bu noktaya bağlanıyor dersiniz.

O zaman mikrofonumu alıp hızlıca konuya giriş yapmak istiyorum izninizle.
Keşke bir ruh doktoru olsaydım akıllıları delirtir, delileri diriltirdim. Çünkü genelde hakkında olumsuz eleştireler yapılan ve aynı noktadan yerilen insanlar değil de onları bunu yapanlar esas sorunlu kişiliklerdir.

Birkaç senedir Narsizm hakkında güzel bilgiler edindim, çokça okudum. Çünkü hayatımda tam olarak böylesine zor bir karakterle farkında olmadığım bir savaş halindeymişim. Aslında çok bilindik ama işin içine girince bir o kadarda bana ve mizacıma ters bir kavramdı bu. Her satırı algıladıkça insanın tüylerini diken diken eden bilgiler ve asla bunun tersi iken aksi ile mücadele etmek istemediğim bir insan tipini anlatıyordu bu terim.

Narsizm, psikolojide ”davranış bozuklukları” altında incelendiğini söyleyecek olsanız ne fayda? Kendilerinden bahsederken ki sadece kendilerinden bahsederler, cümlelerinin büyük çoğunluğu 1.tekil kişiyle başlar ve 2.ye geçtikleri pek görülmez. Kendilerine âşık insanlar olarak yorumlasanız daha mantığa uyar gibi geliyor ama bundan fazlası diyebilirim. Aşktan çok kendilerine bir ilah gibi tapan bu insanlar, kendilerinden başka kimseyi önemli görmezler. Varsa yoksa kendileridir, kendi dünyalarıdır. En çok onlar bilirler, en çok onlar konuşurlar, en çok onlar sevilirler bu böyle uzar gider. Nasıl zor bir bilseniz böylesine bir insanla yaşamak ve anlaşmak. Tabii eğer siz bağımlılıklarından kopamayan bağımlı bir tipseniz böylesine bir narsistle olan ilişkiniz ömür boyu sürebilir. Öte yandan büyüklük ve üstünlük duygusu onların en çok beslendikleri duygularıdır. Tıpkı konserine az kişi gelir diye sahneye çıkmayan şarkıcıdan, vücudu bozulur diye anne olmayan birinden pek farkı olamaz bu tanımlamanın. Sıradan olmaktan korkma durumu onların ölme sebepleridir. Başkalarını düşünmezler daha doğrusu akıllarına gelecek olsa hemen bu durumu sıfırlarlar ve taş olurlar. Çok değişik geliyor okurken farkındayım ama dışarıdan böyle gözükmediklerine yüzde yüz emin olabilirsiniz. Aksine fazla empatik ve vicdanlı gibi görünüp en zayıf anınızda size öyle bir vururlar ki neye uğradığınızı şaşırırsınız. Empati kurmaz gibi görünüp bu özelliği sadece sizin zayıf yönlerinizi tespit etmek için devreye sokarlar. Çok korkunç ama bu insanlar bundan besleniyorlar. Normalde karşınızdaki bir insanı dinlerken ona karşı değişik duygular içine girersiniz ama asla cepte onunla ilgili doneler oluşturarak bir sonraki adım için kullanmayı düşünmezsiniz. Bu insanların genellikle yalnız çocukluk geçirdikleri gözlemlenmiş. Bilemiyorum bu çocukluğa inme durumu git gide ciddileşti benim için. O değil insanların soy ağacını araştırmaya başlayacağım diye korkuyorum sırf bu deneyimimden sonra.

Özellikle iş hayatında çıkarlar bu tarz insanlar karşımıza ancak özel hayatınızda çıktığında kendinize gelmeniz biraz zaman alabiliyor.

Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan bir araştırmaya göre büyük firmaların patronları ve yöneticilerinde Narsist kişilik görülmüştür ve bu kişiler 55 yaşlarında emekli olmaktaymışlar, emekli olanların yüzde 25 i ölmektedir, ölüm nedenleri araştırmaya göre Narsist yaralanma olarak nitelendiriliyormuş. İlginç… Dediğim gibi bu insanlar başkalarının yüzünün asılmasına sebep oldukları an beslenmeye başlarlar. Yani değişik ama hayata bakışlarında farklı bir kişisel gelişim süreci geçiriyorlar. Öğrenmeye açık olsalar bile yaratıcılıklarıyla kolay öne çıkıyorlar evet iyi yerlerde de oluyor bu tipler ama başkalarının hayal kırıklıklarına imza attıktan sonra güçlendiklerini düşünüyorlar. Gerçekten değişik ve de korkunç. Ben uzun süredir böylesine zor bir durumun kendi içinde çözülemediğine şahit oldum. Üstelik bu durumu iyileştirmek için ne yapılmışsa da karşılık alınamamıştır. Ancak bu konunun en trajik kısmı bu insanların duygu durumları sıfır. Ve çok ilginç bir şekilde yukarıda da yazdığım gibi empati kurabilen, vicdanlı yaklaşımlarla gönüllerde yer ediyorlar. Özellikle kimsenin yapmadığını yapmak ve daha çok alkış toplamak diyebiliriz.
Bu noktaya kadar eğer hayatınızda böylesine bir tip varsa gerçekten kaçın çünkü sonunda sizi de kendine benzetecektir. Bir an da huysuz ve ne istediğini bilmeyen bir insana dönüşüp, sevme yeteneğinizi yok edebilirsiniz. Benden söylemesi aman Allah korusun.

Kendinizi suçlu hissettirecek, sürekli yanlış yapıyormuş hissi ile yaşayacaksınız sakın bu tuzağa düşmeyin. Narsistler önce kendilerine alıştırır sonra mahrum bırakmaya başlar. Dediğim gibi bağımlı bir yapınız varsa falınızda mutluluk var tabi ki koşullu olanından ama eğer bağımlı bir tip değil aksine kendine değer veren bir yapınız varsa asla bu işin ucunda mutluluk yok. Sonunda sizin de duygu durumunuz sıfır ve hatta sıfırın altında olacaktır. Bunları baştan bilerek gene de yaşamak istiyorsanız seçim sizin.

Unutmayın ki her şey kendini çok sevmekle başlar ancak onun bile bir sınırı var. Bunu abartan insanların en sonunda yalnızlıktan öldüğünü biliriz. Bu dünyada en çok diye bir şey yok sadece alternatifler var. Her şey çok anlamlı şekilde yaratıldı ve düzenlendi. Ama tadını kaçırdığınızda ilahi plana da gidiyorsunuz.

Hepimizin defoları var. Mutsuzlukları ve gizli odaları var çoğumuzun çocukluğunda kimine göre büyütülmeyecek ancak kişinin zihnine ağır bir kaza olarak kazınmış anıları var. Her ne şartta olursa olsun hiç kimseyi bunlardan dolayı sorumlu tutamazsınız. Kimseye yaşadığınız üzüntülerin bedellerini ödetemezsiniz. Bunu yapsanız ve hatta başarılı olsanız bile bir gün sizde aynısını belki daha kötüsünü yaşamakla tecrübe kazanabilirsiniz.

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

 

Kısa Kısa…

Narsizm, orijinal anlamı ile Narcissus isminden gelmedir.

Efsanesi Narkissos’tur. Narkissos, Yunan mitolojisinde bir kahraman. Kendine âşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Diyor Vikipediciğim…
Bir başka kaynak; Mitolojiye göre, dünya üzerinde birçok tanrı bulunmaktaydı. Bunlar çeşitli doğa olaylarından ya da canlı-cansız varlıkların kontrolünden, davranışlarından sorumluydular. İnanışa göre bu tanrılar insan şeklindeydi ve insanlarla ilişki içine de girerlerdi.
Size narsisizm sözcüğünün köken aldığı narkissos’un mitolojik öyküsünü aktaracağız. Kendine âşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda ‘eko’ dediğimiz yankılara dönüşür.
Olimpos dağında oturan tanrılar bu duruma çok kızarlar ve Narkissosu cezalandırmaya karar verirler. Gene günlerden bir gün av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü. O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, ayni Ekho gibi Narkissos ta günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür.
İşte narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile hak etmiş sayarak en önde, en gözde ve tek olmak isterler. Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarını anlayamazlar. Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Gerçekle bağdaşmayan, başkalarının zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında öfkelerine hâkim olamaz, saldırganlaşır, çöker hatta ağır psikotik tablolara girerler.

Kimileri için bir hiçken, başkası için her şeysin.
Her şey olmayı umarken, bir de bakıyorsun ki hiçsin!

Varlık ve Hiçlik

Jean-Paul Sartre

 

 

HİÇLİK MAKAMI

 
SONSUNZLUK MAKAMI

 

Gözlerimi kapatıyorum ve hayalini kurduğum gizli cennetimdeyim… Orada renklerinden gözlerimi alamadığım bir ırmak var ve bedenim bütün bu doğanın içinde sanki sadece bir zerre.
Kendimi o suyun üzerine bırakıyorum. Ve tekrar zerrelikten bedenimin ağırlığına geçiş yapıyorum.
Kendim için ağırım ama içinde bulunduğum bu muhteşem suyun içinde hafifim.
O zaman tekrar zerre oluyorum ve bedenime yukarıdan bakıyorum, işte o zaman içimden dışıma taşan bu mucizevi mutluluğu tarif etmek çokta zor olmuyor.

Var oluşunun muhteşem gerçekliğini Tanrı ile bütünleştirdiğinde sen de bu deryanın bir parçası oluyorsun.
O ana kadar zaten varsın. Ama bundan sonra var oluşun üzerine yaptıkların seninle birlikte var olacaktır. Eylemi başlatan biziz.
Ve eylem başlayana kadar o eylem henüz ortada yoktur ne zaman ki eylemi biz başlatırız artık kesin olarak o eylem de bizimle hayattadır.

Yani şu an yapmadığınız ya da olmadığınız bir şey için üzülüp hayıflanmak aptallıktan ve boş vesveseden ileri gitmez. Kimimiz kötüyü çağırma der, sırf bu yüzden ağzınızdan çıkan her söze dikkatle özen göstermelisiniz. Çünkü bu mucizevi kâinat her sözü ve sesi kayıt ediyor. Ne söylediğinize, ne için üzüldüğünüze gerçekten dikkat ediniz.
Var olmayan enerjileri hayatımıza muhteşem güçlü bir enerji ile hayatımıza çekiyoruz. Çoğu zaman korku dediğimiz endişe halinden sızarak büyüyen bu duygu, öylesine kuvvetli bir enerji yayar ki, aynı hızla nasıl gerçekleştiğine inanamazsınız. Yani aklınıza gelen başınıza gelir.

 


Hayata geçmemiş, gerçekleşmemiş eylemler için vesvese edip onların oluşumunu reele döndürmeyin.
“Düşündüğümüz gibi hissetmenin gerçekleştiği tek yer rüyalarımızdır. Rüyalarımızda ölümden belki 1 saniye öncesini bile hayal ettiğimiz gibi hissederiz ama ölümü canlandıramayız.
Zaman kavramından ayrı bir düşünce geliştiremiyoruz, ölünce ancak zaman yanılgısından kurtulabiliriz.
Aslında her şeyin bir an olduğunu, hislerin ve güdümündeki ç düşüncelerin bizi ilizyonun içerisinde tutan duvarlar olduğunu söyleyebiliriz.
Ölüm düşüncenin ve hislerin yok olduğu yerdir, ölümü anlayabiliyorsan zaten ölmemişsindir. Toplumumuzda ne yapıyorsun sorusuna hiç gibi iddialı cevap verenlerimiz oldukça fazladır. Ama hiçlik deneyimlenemez, çünkü hiç; var olmayandır. Var olmayan bir şey de ne düşünülebilir ne de hissedilebilir.”
Alıntıdır.
ekşisözlük
kullanıcı adı: el samarra

Nasıl taptım bu söze anlatamam. Hatta en kısa sürede 20 sene sonraki 2. Dövmemi yaptırmaya da karar verdim. Mesela işte “an” bu an. Bu an ölümsüz ve bütün diğer anlar gibi.
Her an her şey olabilir. Hayat bu ya…

Hep hazırlıklı olmak lazım mucizelerin ansızın gelmek gibi huyları vardır çünkü. Felaket sandığın o hazin son, senin yeniden doğuşun da olabilir. Başkasının kalbinde hiçleştikçe, mucize bir kalpte tekrardan ve daha da devasa şekilde “her şey” olabilirsin. Hayat… Hiçliğin hiçlik olmadığını ben demeyi bıraktıran en doğru noktada seni yakaladığını, kendinin öğretmeni olduğunda tekâmül yolunda anlayorsun.

Egodan sıyrılıp bütününle Allah ile bir olduğunu fark etmek yani kısaca okunduğu gibi “hiç” olmak değil “hiçlik” “ben” kavramının ortadan kalkması, bir bütünün parçası olarak hissederek yaşadığında farkındalığın şekil değiştiriyor.

Bütüne…

Bir olmaya…

Kabule…

 

SEVGİLERİMLE,

MERVE