Yazılar

“Denizlerin Beyi” demek isterdim tabii ki ama bu canlı bazı beylerde olmayan özellikleri ile göz doldurduğu için “Denizlerin Beyni” olarak anılsa diğer başlığa da haksızlık etmemiş olurum diyerek başlıyorum.

Hoş geldiniz hayvanlar âlemine…
Ben nedense “hayvan” kolik bir kişilik olarak hepsini tek tek yazsam hiç sıkılmam ama merak etmeyin bugün gerçekten sağlam şaşırtıcı bir canlı var önümde… Kendisi ara ara rüyalarıma giriyor ve ben nedense varlığının verdiği ürpertici tanımlamaları yapamıyorum. Bazen kendimi ahtapot gibi hissettiğim için kimseyi de suçlayamıyorum açıkçası.

Çoğu insan tarafından “garip yapışkan şey” diye tasvir edilse de bu olağanüstü sekiz kollu sihirbaz, gezegendeki en büyüleyici hayvanlardan biri imiş. Kendisini gördüğüm bir rüya üzerine araştırıldığımda, onların neredeyse “doğaüstü” güçleriyle var olduklarını da öğrenmiş oldum. Sevimli değil, pofuduk tüylerle kaplı değil ya da büyük tatlı gözleri yok elbette hatta son derece itici geliyor yüzerken falan hani. Lezzetti tartışılmaz olunca biz ölümlülerin en sevdiği canlı haline geliyor.

Çok az insan bu hayvana hayranlık besliyor. Ama gösterilen ilgi, onların neredeyse “doğaüstü” güçleriyle orantılı olsaydı, ahtapotlar dünyanın en sevilen hayvanların olurdu.

Ne yazık ki, onun yerine deniz canavarı efsaneleri Kraken ve Lusca’ya, kurgusal kötü karakterler Ursula ve Doctor Octopus’a ilham kaynağı oldu. Şimdi ise bu ağırbaşlı ve dahi varlıklara çamur atmak yerine saygı gösterilmesini gerektiren bilgilerle sizi baş başa bırakıyorum.

Sihirbazlık yetenekleri olduğunu bilmiyordunuz tabii…
Tıpkı sihirbazlar gibi ahtapot da nesneleri duman ve aynalar kullanarak yok edebiliyor. Fakat bunu yaparken sihirbazlar gibi mekanik aletler kullanmak yerine, ahtapot bildiğimiz biyolojiyi kullanıyor. Pigment hücre ağı ve özelleşmiş kaslarını kullanarak, bir ahtapot nerdeyse anında; renkleri, şekilleri ve etrafındaki yüzeyleri birebir taklit edebiliyor. Kamuflajı o kadar ustalıkla yapılmış ki yırtıcılar yanından fark etmeden geçip gidiyor.

Ahtapotlar en havalı kaçış mekanizmasına sahipler…
Sihirbazlara eşdeğer farklı bir yeteneği de saldırganın görüşünü engelleyerek ahtapotun kaçmasına olanak sağlayan, salgıladığı mürekkep bulutu – bu özellik genelde mürekkep balıklarıyla karıştırılır, bazı türleri bu özelliğe sahiptir ve mürekkep balıkları ahtapotların en yakın akrabasıdır. Ne ilginç ben hepsinin akraba olduğunu düşündüğümü söylediğimde çok akıllı biri gülmüştü katıla katıla.
Eğer bu da yeterince havalı gelmediyse, çoğunlukla mukus ve pigment hücrelerden oluşan bu bulut, saldırganın gözlerini tahriş eden ve koku hissini körleştirerek kaçış ustasının takip edilmesini daha da zorlaştıran bir çözelti barındırıyor.

Hız ve çeviklikte muhteşemler!
Kendilerini güvende hissetmediklerinde ahtapotlar, mantolarından geriye doğru suyu ileterek kendilerini ileri itiyorlar. Bu davranış onları saatte 40 kilometre hıza çıkarıyor. Ayrıca görülmeye değer başka bir becerileri de, yumuşak vücutları sayesinde en ufak çatlaklardan ve deliklerden rahatlıkla geçebilmeleri.

Belki bu noktada çok esnek olmayabilirim ama istediğim yerden her zaman girer ve geçerim. Hele kullandığım araba gerçekten önden çekişli ve sağlam bir motor gücüne sahipse siz beni bir de trafikte görün… Şaka tabii bunlar sakın örnek almayın.

Ortalama bir Ayı’dan daha zekiler!
Aristotales ahtapot hakkında “aptal bir yaratık” tabirini kullanmasına rağmen (ölmüşün arkasından konuşulmaz ama gerisini siz tamamlayın), araştırmalar ahtapotların gelişmiş zekâya, duygulara ve hatta kişisel karakterlere sahip olduklarını gösteriyor. Kurnaz kafadanbacaklı aynı zamanda labirentlerden geçebiliyor ve hatta işbirliği yapmak istemiyorsa karşı koyabiliyor.

Problem çözüp çözümleri hatırlayabiliyor, sadece eğlence olsun diye bir şeyleri parçalarına ayırabiliyorlar. Hatta oyun olsun diye köpekler gibi atılan şeyleri alıp geri getirebiliyorlar. Su borularını yerinden çıkarabiliyor, kablo bağlantılarını kesebiliyor, laboratuvarlardan kaçabiliyor ve hatta yuvalarının etrafına deniz kabuklarını ve diğer objeleri toplayarak kale inşa ediyor ya da yuvalarının etrafına bahçe yapabiliyorlar.

Bilim insanları ahtapotların bireysel kişilikleri olduğunu düşünüyorlar. Yapılan çalışmalarda ahtapotların her birinin mizaçlarına göre, oynamak için farklı oyuncakları tercih ettikleri gözlemlenmiş.

Geniş kapsamlı beyinleri vardır!
Ahtapotların en çılgın özelliği nöronlarının kafaları yerine kollarında bulunmasıdır. Ve bu kollardan biri vücuttan koparsa, araştırmalar kopan kolun suda kendi kendine hareket edebildiği ve hatta bir besini bağımsız ağzın bulunacağı bölgeye doğru yönelttiğini gösteriyor. Tabii kol koptuktan sonra bu öyle kolay olmuyor ama gene de bağımsız olarak çalışan uzuvları aslında beyinleri.

Kaybedilen uzuvlarını yenileyebiliyorlar!
Adeta Deadpool’un yenilenebilme yeteneğine sahipmiş gibi kaybettiği bir kolunun yerine hiçbir kalıcı zarar almadan tekrar yenisini çıkarmak onun için tam bir çocuk oyuncağı. Nedense Vampirleri hatırlattı.

Tam üç adet kalbe sahipler!
Dediysem asla 3 kişiyi aynı anda sevemiyorlar :). Onu sadece biz İnsanlar yapabiliyor ah ne manidar…
Evet, tam üç adet kalbe sahipler, iki tanesi kanı solungaçlara oradan da 3 numaralı kalbe taşımakla görevliyken, 3 numaralı kalp ise diğer 2 kalpten aldığı kanı bütün vücuda pompalıyor. Ve şaşırtıcı olan şey, 3 numaralı kalbin ahtapot yüzerken durması ki bunun sebebi hızlıca yüzerek kaçmaktan çok kamufle olarak saklanmayı tercih ettiklerini açıklıyor, yüzmek bu kafadanbacaklı için yorucu bir aktivite.

Çiftleşme sırasında erkek, dişinin her zaman sağ tarafındadır!
Erkek spermleri dişinin tübüler borusuna koyar veya dişi, erkekten kollarıyla kendi alır. Spermleri aktardıktan sonra erkek hemen kaçabilirse şanslı! Çünkü çiftleşmeden sonra dişi erkeği boğarak öldürür ve yer. Erkeği her zaman sağ tarafında tutması ise henüz açıklanamamış.
Dişilerin bu agresifliğinin sebebinin bir çeşit annelik içgüdüsü gibi yumurtalarını her türlü tehdite karşı korumak amaçlı olduğu düşünülüyor. Çok şeker.

Çiftleşme döneminden sonra, erkekler hala yaşıyorsa bile birkaç hafta içinde ölür. Dişiler ise yumurtalar açılana kadar yaşamaya devam ederler. Fakat yumurtalar açılana kadar beslenmelerini durdurdukları için yavrular çıktıktan bir süre sonra açlıktan ölürler.

Dağlar kadar yaşlılar…
Hatta belki de daha yaşlı. Bilinen en yaşlı ahtapot fosili 296 milyon yıl önce Karbon Çağı zamanı yaşamış. Şu anda Chicago, ABD’de Field müzesinde sergilenmektedir. Çağımızdaki ahtapotlar gibi sekiz kola ve iki göze muhtemelen de mürekkepli kaçış mekanizmasına sahipti. Smithsonian, “Ahtapotlar karada yaşamdan çok önce, şekillerini milyonlarca yıl sonrasına gelebilmek için belirlediler” diyor. Bence çok doğru bir tez.

Neredeyse tüm ahtapotlar zehirlidir. Mavi Halkalı bu ahtapot ise (Haoalochlaena lunulata) dünyadaki en zehirli ahtapottur. Bir ısırıkta sizi öldürebilir. Herhangi bir panzehri henüz yok.

Ahtapotlar gruplar halinde yaşamazlar. Bu nedenle her biri, çevik davranışlarıyla av olmaktan kaçarak türlerini kontrol altında tutarlar. Bu nedenle süper avcılar olarak bilinirler. Zeki olmalarının temelinde de tek başına yaşam sürdürebilmenin zorlukları yatıyor olabilir.
Derin denizlerde hayatta kalabilmek için, kanlarında oksijen taşıyan solunum pigmenti olarak hemosiyanin bulunur. Hemosiyanin yapısında bakır içerir ve oksijenle birleştiğinde mavi renkte görünür. Bu sistem asitlik-bazlık değişimlerine karşı çok hassastır, eğer ortam asidik olursa ahtapotlar yeterince oksijen alamaz. Bu nedenle iklim değişikliğine bağlı olarak okyanusların yavaş yavaş asidik hale gelmesiyle buradaki canlılara ne olacağı hala tartışma konusu.

Dünya denizlerinde çeşitli büyüklük ve özellikte 50’den fazla ahtapot çeşidi vardır. Mavi olanı görünce sakın sevmeyin ok 😉

Genel olarak kendilerinden büyük hayvanlardan korkan ve insanlardan olabildiğince uzak durmaya çalışan, parlak veya ses çıkaran bir obje gördüklerinde meraklarını dizginleyemeyen bu muhteşem canlılar, sadece Ege ve Akdeniz sofrasında bir meze olarak görülmekten çok daha fazlasını hak ediyorlar.

Evrimin yıllardır nerdeyse hiç uğramadığı ahtapotlar, zekâlarıyla birçok insanı kendine hayran bırakabilme yeteneğine sahip muazzam bir canlı.

 

Sevgilerimle,
Merve♥

 

Çok gülerek alıntı yapıyorum yazanında mizah duygusu kadar beklentilerinin geniş olmamasını umuyorum :).

Ekşi Sözlük/ Scarletsage: Her işe el atan, bir sürü meziyeti olan insanlara verdiğim isim.
Ekşi Sözlük/Islak köpek: Gittiği yer neresi olursa olsun fark etmeden, tanıdığı tanımadığı sağda solda gördüğü herkese hemen bir kol atan, bunlar hatunsa bele sarılmak ya da omzundan tutmakla da yetinmeyip, enseden yakalayıp kulağa baskı uygulamak suretiyle kol hareketlerinde bulunan ve aynı anda kaç kişiye kolunu attığını takip edemediğimiz insanlara verdiğimiz isim.Ekşi Sözlük/Olmayana yergi: İspanyolların İtalyan erkeklerine taktığı isim.
Hepsi de çok iyi yorumlar…

 

Kısa kısa…
Kraken: iskandinav mitolojisin ’de bir karakter. Kendisi dev bir mürekkep balığıdır. Gemileri kollarıyla sarıp dibe çekecek kadar güçlüdür.
Lusca: Karayiplilerin efsanevi deniz canavarıdır.
Aristotales: Aristoteles ya da kısaca Aristo Antik Yunan filozof. Platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki filozofundan biri sayılır. Fizik, gökbilim, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir.
Smithsonian: Smithsonian Enstitüsü, ABD hükümeti tarafından yönetilen bir müze ve araştırma merkezi öbeğidir. 1846 yılında “bilgiyi artırmak ve yaymak” amacıyla kurulmuştur. Washington, DC’deki merkezinde 137 milyon nesne bulunmaktadır.

Kaynaklar

https://onedio.com/haber/ahtapotlar-hakkinda-muhtemelen-ilk-kez-duyacaginiz-15-enteresan-bilgi-715746

AKDENİZ’İN EGZOTİK MİRASI
SARDİNYA ADASI

Sardinya, Akdeniz’de, İtalya’ya ait bir ada. Akdeniz’in Sicilya’dan sonra ikinci en büyük adasıdır. Yüzölçümü 24.090 km² olup, ada nüfusu 1,656,960 ‘dur. İtalya’nın batısında, Korsika’nın güneyindedir. Diyor Vikipediciğim…
Akdeniz’in bebek yüzü desem, abartmış olmam herhalde… Dayanılmaz güzelliği ile benim için cennet köşesi sayılacak apayrı bir yer. Uçaktan indiğiniz an bile başka bir yere geldiğinizi hissediyorsunuz. Her neyse hava atılacak bilgilerle doldurayım kafanızı biraz… İtalya Sardegna, adını mitolojik kahraman Sardus’tan aldığı söyleniyor… Ayrıca Akdeniz’in Sicilya’dan sonraki en büyük adası. Nüfusu 1.5 milyon civarında diyor kaynaklar.

Adadaki yerleşim M.Ö. 250 yıllarına dek dayanıyor. Sardinya özerk bölgesi kabul edilen ada 8 şehre bölünmüş. Tropikal bir tatili uzakta aramak istemeyenler için, Akdeniz’in kucağında okyanus gibi turkuaz sulara sahip adanın plajlarında muhteşem bir tatil yapabilirsiniz. Bu egzotik ve tertemiz koylarla, adanın tarihi güzellikleri de birleşince haliyle ideal tatil ortaya çıkıyor. Tabii ki fiyatlar o kadar ideal değil. Tabii her keseye uygun tatil yapma limitleri zorlandığından belki evet bir şekilde burayı görmeden ölmezsiniz ama yolunuz buraya düşmeden önce biraz birikim yapın derim. Son yıllarda Porto Cervo kenti dünya jet sosyetesinin sayesinde popülerliğin zirvesinde. Porto Cervo’nun plajlarında öyle Çeşme-Bodrum gibi rahatlık yok şezlong kirası 300€. Ada Porto Cervo ve Costa Smeralda sahilleriyle biliniyor. Oysa üç bin yıllık tarihi, zengin mutfağı, cennet doğası ve kendine has yaşam kültürüyle Akdeniz’in gerçek incisi olarak biliniyor.

Bu arada araştırmacı kişilikler için bir kısa bilgi daha…
Biliyorsunuz Atlantis, tüm zamanların en büyüleyici efsanelerden biri. Binlerce kitap ve bilimsel çalışma, bir gecede okyanusa batan bu kayıp şehre adandı. Peki ya dünün Atlantis’i, bugünün Sardinya adasıysa? Herakles Sütunlarının gerçek yeri tespit edilirse bu sorunun yanıtına ulaşmak da mümkün.

Platon, konuşmalarında, Atlantis’in yerini şöyle anlatıyor: “Okyanus için gemilerin geçebileceği bir zaman vardı; ağzın ya da siz Yunanların söylediği gibi ‘Herakles’in Sütunları’ karşısında, Libya ve Asya’nın birleşiminden daha büyük bir ada bulunmaktadır, buradan diğer adalar üzerinden karşı kıtaya rahatça ulaşılabilirdi.” Peki ya Herakles’in Sütunları aslında Cebelitarık’ta değil de Tunus Boğazı’nda (Canale di Sicilia) yer almışsa? Olamaz mı olabilir…


Sardinya Adasında tekne turlarına katılarak, en güzel koylardan biri olan Alghero’da muhteşem bir gezi yaşayabilirsiniz. Çocuklu aileler için de ideal olan turlar da ziyaretçilerim güvenlikleri için her şey düşünülmüş. Cagliari de çocukları olan aileler için uygun olan plajlardan bir diğeri. Sardunya Adasının tarihi atmosferini yaşamak isteyenlerin durağı Barumini kenti olacaktır. Bu kentte çeşitli arkeolojik kalıntıları gezebilir, bronz çağından günümüze dek taşınmış tarihi taşları gözlemleyebilir. Unesco Dünya Mirası listesine girmeye hak kazanmış tarihi surları ve ilginç kule yapısı ile Nuraghe Su Nuraxi kesinlikle görülmelidir.

Akdeniz’in sahilleri ve denizlerinin güzelliği zaten dünyaca ünlü, Avrupa’nın ve dünyanın her yanından gezmeye, tatil yapmaya gelenler için bir tutku halini almış durumda.

Sizde bu eşsiz güzellikteki turkuazın benzersiz tonlarındaki denizi görmek için Sardinya (Sardinia) Adasını ziyaret etmelisiniz. En ünlü ve en güzel kabul edilen Akdeniz sahili Cala Luna’nın benzersiz manzarası ve La Pelosa’nın tropik denizleri aratmayacak sularını görmeden ve yüzmeden kesinlikle dönmeyin.

Bir diğer gezilecek tarihi şehir ise Castello. İtalya’nın tarihi yapıları oldukça güzel mimarilere sahip ve kentin taş duvarları sizi ortaçağa geri götürecek, Bastione Sam Remy Katedralini de gezebilirsiniz. Nuoro şehir merkezine yolunuz düşerse buradaki Mavi Mağarayı ve İspinigoli Mağarasını mutlaka görmelisiniz. Büyüleyici güzelliklerdeki otantik doğal yapılar bunlar.

En önemli Sardinya Adası şehirlerinden biri olan Cagliari’nın gece hayatı eğlenceli ve hareketli. Eğlence severlerin merkezi burası. Özellikle akşam 22.00’den sonra gece başlıyor ve soluksuz eğlence tüm yoğunluğuyla sabahın ilk ışıklarına dek devam ediyor. Eğlence yerleri marina pubları ve renkli kulüpleri olunca bu daha da güzel bir hal alıyor. Tropik bir yerde eğlendiğinizi size hissettiriyor.

İtalya da el işçiliği ile yapılmış hediyelik eşyalar hep ayrı bir yere ve öneme sahip olmuştur. Burada da kendiniz ve sevdikleriniz için el emeği yapılmış birbirinden güzel eşyalar bulabilirsiniz. Üzüm ve zeytin bağları ile dünyaca ünlü İtalya dan dönerken alınacak en güzel şeylerden biri de has zeytinyağı ve tabii ki ünlü şaraplarından olabilir. Cannonau şarabını kesinlikle tercih edebilirsiniz.

Plaj Ve Kulüpler

Nikki Beach: Hakkında bir şeyler yazacağımı düşünenlere bir daha düşünün derim 🙂 burası öyle hesaplı tatil yapmaya gelenler için uygun bir yer değil. Hem kesenin ağzını açmanız şart hem de konforunuza düşkünseniz ayakta durmak istemeyebilirsiniz.

Baia Granu:Daha çok otel tabii ki ama dışarıdan plaj ve gece kulübü hizmeti de veriyor. Burasıda ölçüsü uçuk bir yer.

Phi Beach Bar: Muhteşem bir manzaraya sahip olan bu mekanda da durum gene aynı içecekler korkunç pahalı.

 

Nerede kalınır?

Hotel Balocco: Harika manazarası ile bu güzel cennete ev sahipliği yapan kalınası otellerden biridir. Hem ucuz değil hem de yer bulmak her zaman zor. Size kalmış. İtalya’nın ve bir çok ülkenin zengin kesiminin lüks yatlarının bulunduğu bu bölge Porto Cervo oldukça sosyetik ve lüks.


Adres:07020 Porto Cervo, Arzachena, Sardinya, İtalya

Hotel Italia bir başka orta bütçeli seçenek 3 yıldızlı bir otel burası.


Adres: Via Sardegna 31, 09124 Cagliari, Sardunya Adası, İtalya

Hotel Angedras : Burası da 3 yıldızlı orta bütçeye hitap eden bir konaklama seçeneği.


Adres: Hotel Angedras Adres: Via Frank 2, 07041 Alghero, Sardunya Adası, İtalya

Jazz Hotel: 4 yıldızlı ve orta bütçeden çıkıp artık yüksek bütçeye geçiş yapılan bir kalite sunuyor size. Ben burada kalmıştım ve çok beğenmiştim. Odamdan direk havuza açılan bir kapı vardı. Ama öylesine bir sinek soktu ki beni daha ömrümde öyle gözümün şiştiğini bilmem 🙂 neyse burada kalmamak için bir sebep değil. Hem buradan araba kiralayarak istediğiniz gibi de dolaşabilirsiniz, isterseniz de taksi ile çok yakında olan marinaya geçiş sağlayıp oradan istediğiniz gibi turlayabilirsiniz.


Adres: Via Degli Astronauti 2, 07026 Olbia, Sardunya Adası, İtalya

 

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

Kaynak
http://www.seninle.com.tr/yasam-tarzi/gezi/1082-akdenizin-egzotik-guzeli-sardunya.htm

ALMA-ATA
ÜŞÜMEYİ TEK SEVDİĞİM YER SENSİN
bir de elimde değil

#winteriscoming😂

Hani Rus Ülkelerine falan çok bayıldığımdan değil de tabii haksızlık etmemek gerek zevkler ve renkler konusu… Ama ben burayı nedensizdir çok seviyorum, soğuktan nefret etsem de Kazakistan’ı ve özelliklede Almati’yı ayrı tutuyorum yahu…
Mutlaka gittiğiniz yer sizde güzel anılar bırakmışsa güzel hatırlanır bu kaçınılmaz… Hatıralar adı üstünde yangın yeri bile olsa her zaman sana güzel hatırlatacaktır orayı ;)…

Bir bakalım neresiymiş burası…
Almatı, Almaty eski adıyla (Alma-ata) Kazakistan Cumhuriyeti’nin eski başkentidir. Kazakistan’ın 2.000.900 nüfuslu ve en büyük şehridir. 1854 yılında Ruslar tarafından sınır kalesi olarak kurulmuş aslında bu şehir. Orta Asya’nın en kozmopoliti olarak bilinse de orada hala ilerleyemeyen kültürel farklılıklar var aramızda.
1991 yılında Kazakistanın Sovyetler Birliğinden ayrılıp bağımsızlığını kazanmasıyla Almati hızlı bir değişim içine girdi de denebilir.
Çin sınırına yakın olduğu gerekçesiyle yani tamamen siyasi sebeplerle başkent statüsünü kaybetmiştir…

Ne Zaman Gitmeli…
Özellikle kış ayları oldukça soğuk olan Almaata için en iyi ziyaret edilecek zamanlar bahar ayları! Bu tabii ki kişisel bir seçim bence yaz ya da kış fark etmez. Yaz aylarında hava sıcaklığı ortalama 22 derece, kış aylarında ise -8 derecedir. Kıta iklimine sahip Almaata’da gündüz ve gece sıcaklığı arasında önemli farklar olur. Özellikle kış aylarında geceleri hava sıcaklığı -26 derecelere kadar düşebilir. Sırf bu yüzden yaz mevsiminde gitmeyi tercih edebilirsiniz elbet… Ama inanın ki o lapa lapa yağan kar bile öyle güzel yakışıyor ki buraya aslında her şey yerinde güzel… Kış sporları için şehre gidecek ziyaretçiler Kasım ayından Nisan ayına kadar kar bulabilirler.

Nerede Kalınır?
Ben her gittiğimde Rixos Almaata’da konakladım. Ve itiraf ediyorum gördüğüm en harika şehir otelidir. Rixos’ların zaten kendine özgü bir klası var tabii ona söz etmiyorum ama burası başka bir otel başka bir hava…

Uçaktan indikten sonra sabaha karşı otele varıyorsunuz kahvaltınız hazır hani minnoş bir tabak hayal etmeyin asla koskoca bir açık büfe o saatte varan misafirler için hoş geldiniz diye sizi bekliyor. Hatta sabah 05.00 diyelim varış saatiniz sizi bekleyen bir sushi bar bile var… siz düşünün.

Acıktım!!!

Hayvancılık burada çok gelişmiş olduğundan Kazakların yemekleri daha çok etli yemeklerden oluşuyor. Süt ve süt ürünlerini de bu sebeple bolca ve çeşit çeşit bulabilirsiniz. Bunun dışında mantı, pişi, samsa gibi hamur işi ve börekleriyle de hemen her yerde karşılaşabilirsiniz.
Kazakistan deyince ilk olarak akla at eti geliyor. Evet, şehirde at eti diğer et türlerinden çok daha makbul! Özel olarak kesip yemek için at besliyorlar. Tabi ki diğer etlere göre çok daha pahalı.
Meşhur yemeklerinin arasında başı “beşparmak” çekiyor. İsteğe göre at eti ya da diğer etlerden hazırlanan bu yemek, et ve et suyu ile haşlanmış bir çeşit yufka ile yapılıyor. “Kazi” ve “Chuzhuk” dedikleri at etinden yaptıkları sucukları, “Kurdak” denilen kavrulmuş koyun sakatat ve yağlarından yapılmış bir et yemeği de yöresel yemekler arasında yer alıyor.

👉Manga Sushi
👉Alasha
👉Cafe M👉👉ehd-Al
👉Rixos Hotel güvenle gidilebilecek yerlerden…

En önemli yerel içecekleri ise kısrak sütünden mayalayarak ürettikleri alkollü bir içecek olan Kımız!
Bu yöresel yemeklerin dışında İtalyan, Fransız, Çin, Özbek, Rus mutfağı gibi çok fazla çeşitte restoran bulabilirsiniz.

Nereye Gidilir?
Almatı cami, katedral, kilise gibi insan yapımı eserler görebileceğiniz gibi muhteşem dağlık ve yeşillik bölgelerinde piknik, dağ yürüyüşü, dağcılık yapabileceğiniz bir yer. Öte yandan kış turizmi ile ön planda! Kasım ve Nisan ayları arasında şehri ziyaret ederseniz şehirdeki kayak merkezlerinde spor da yapabilirsiniz.

Şelaleler, göller gibi doğal manzaralı bölgelerini gezebilir, teleferikle şehrin yüksek yerlerinden manzara seyredebilirsiniz.

Şehirde birçok tiyatro, opera ve bale gösterisi izleyebileceğiniz sanat merkezleri de çoğunlukta!

 

Gece Hayatı!!!
Almaata’nın gece hayatı Orta Asya’nın en iyisi olarak bilinir. Güneş batarken gençler sokaklarda ellerinde dürümler ve biralarıyla sokaklara dökülür. Hafta sonları daha da hareketlenen eğlence merkezleri hafta içi biraz durgundur. Yine de şehrin canlı bar kültürü nedeniyle hafta içinde de eğlenecek birçok yer bulabilirsiniz.

Bunlar kaynak bilgiler tamam ama katılıyor musun diye sorarsan sonunaaaaa kadar diyorum… 😉
Hayatımın en güzel gece gezmelerini burada yaptım hatta yanlış zaman yanlış kafa desek asla kıskanç olmaz erkek arkadaşımla bile giderdim…

Dostyk caddesinde yer alan Guinness Pub, hem yerli halk hem de yabancılar için oldukça popüler bir yer. Giriş ücreti alınmayan bu mekânda dünya mutfağından seçmeler tadabilir, ithal bira içebilir ve canlı müzik dinleyebilirsiniz.

Bunlar dışında Cuba, San Siro, Chukotha, Esperanza, Soho Club gece vakit geçirmek için tercih edebileceğiniz mekânlar arasında yer alıyor.

Esperanza bunların en iyisi desem haksızlık etmiş olmam asla… Mekân içinde 3 ayrı mekan daha var ve her mekanın içinde de ayrı özel vip girişler var. Diğer mekânlardaki müzikler main-hall yani esas ana alanda ki müzikle asla karışmıyor zaten en güzel özelliği de bu olduğundan bana Frankfurt’taki Cocoon Kulübü hatırlatıyor.

Mutlaka bir gün geri gitsem gene gider gene eğlenirim öylesine özlüyorum…
Bazı mekânlarda kıyafet kontrolü yapıldığını da hatırlatalım. Gideceğiniz yeri önceden araştırmanızda fayda var. Almaata’da bazı gece kulüplerine girebilmek için oldukça şık olmanız gerekebilir.
Asla unutmayın!!! Kazak diyerek geçmeyin onlar kültürel olarak yer yer çoğu din ve kültüre göre sizi şaşırtabilirler. Gece hayatı ve beklenilen müşteri kalitesi de bir o kadar özel bazı mekânlarda o yüzden yanınızda mutlaka iyi kıyafetler olsun derim…

Haydi, Paraları Harcayalım Canikommm…
Alışveriş derseniz işte orada çok tatmin olmuş bir yabancı değilim sanırım standartları zorlama konusunda tepeden bakıyor olmamla alakalı ancak dürüst olalım mağazalar öyle de vauwww değil maalesef… Şehirde ayrıca üst marka mağazaların olduğu Silk Way City, Mega Center Almaata ve Ramstor alışveriş merkezlerini de gezebilirsiniz.

TsUM adı verilen bir diğer alışveriş merkezinde ise giyim, çini ve cam hediyelik eşyalar, kozmetik ürünler bulabilirsiniz. Burası birçok küçük mağazan oluşan bir alışveriş kompleksi. Geleneksel takılar, süs kılıçları, kürk şapkalar gibi yerel hediyeler almak istiyorsanız şehir merkezinde yer alan TsUM’u mutlaka ziyaret edin. Belki burası ilginizi çekebilir.

Kazak ya da eski Sovyet ülkelerinden gelen sanatsal ürünlerle ilgileniyorsanız Tengri Umai’ye uğrayın. Bunun dışında bu tip ürünleri Kasteev Ulusak Müzesi, Almaty Sanat Merkezi ya da Rysbek Akhmetov Sanat Galerisi’nde de bulabilirsiniz.

Ama önermeden geçemeyeceğim ben tesadüfen keşfetmiştim. Baykal Gölünden çıkarılan mineraller (tuz) kullanılarak yapılan efsanevi Votkası. Ve benim vazgeçilmezim kömür hapı bolca alınır eşe dosta hediye edilir. Sonra bir sürü insanın duasını alırsınız. Nerede kullanıyorsun bunu Merve diye soruyorsanız eğer lütfen linki takip edin…👇🏻

http://www.diyetz.com/aktif-komur/

Ulaşım…
Burada bir olay daha var ki sizi çok şaşırtacak eminim… Şehirde tabii ki taksi var ama taksi dışında da sivil sürücüler de taksi olabiliyorlar yani bu çok doğal. Yolda el işareti yaptığınız da önünüzde duran ticari olmayan bir araçla da gayet rahat bir şekilde anlaşmanız halinde dilediğiniz yere gidebilirsiniz…

Önemli Bilgiler🕵

Para Birimi: Kazak Tengesi (KZT) kullanılmaktadır.
100₺ – 9.388 KZT ye denk gelmektedir.
Ülkede dövizle alışveriş pek yaygın olmadığından giderken yanınıza alacağınız Amerikan Doları ya da Euro gibi dövizleri döviz bürolarında bozdurmanız gerekiyor. Fiyat karşılaştırması yapmayı unutmayın.
Resmi Dil: Kazakça ve Rusçadır.
Saat Farkı: GMT+4
Din:Müslüman

Türk Konsolosluğu: Türkiye ile Kazakistan arasında imzalanmış bulunan vize muafiyeti anlaşması çerçevesinde vatandaşlarımız 30 günü aşmayan seyahatleri için Kazakistan’a vizesiz olarak gelebilmektedir. Kazakistan’da daha uzun süreyle ikamet etmek isteyen vatandaşlarımızın bulundukları ülkedeki Kazakistan temsilciliğine giderek amacına uygun vize başvurusunda bulunmaları gerekmektedir.
Başkonsolosluk Santral: +7 727 278 41 65
Acil Durum Nöbetçi Telefon Numarası: +7 701 971 62 80
Konsolosluk Şubesi: +7 727 278 4176

Türk Hava Yolları ve Pegasus’un Almaata’ya direkt seferleri bulunuyor. Atlasjet, Air Astana, Transaero Havayollarını tercih etmek isteseniz Moskova ya da Aktau üzerinden aktarmalı olarak şehre gidebiliyorsunuz. Direkt uçuşlar yaklaşık 5,5 saat sürüyor.

Unutmayın;
1 Ocak – Yılbaşı,
22 Mart – Nevruz- Bahar Festivali,
1 Mayıs – Kazakların Birlik Günü,
9 Mayıs – Zafer Bayramı,
30 Ağustos – Anayasa Günü,
25 Ekim – Cumhuriyet Bayramı ,
16-17 Aralık – Bağımsızlık Günü Kutlamaları
TATİLLLLLLL!!!!!

Kaynaklarım
http://almati.bk.mfa.gov.tr/ShowInfoNotes.aspx?ID=127557
https://www.enuygun.com/ucak-bileti/almati-sehir-rehberi/
http://www.diyetz.com/aktif-komur/
http://almaty-tr.rixos.com/</p>

Şimdiden İyi Tatiller Diliyorum 😉
Yanınıza Sıkı Sıkı Kalın Kıyafetler Alın…
Sevgiler
Merve😘

KOH SAMUI ADASI

Koh Tay’ca da “Ada” demek. Yerel halk için “Samui” olarak anılır. Ada üzerinde 50 bin kişinin yaşadığı söyleniyor. Ülkenin 2.büyük adası olarak geçer. Mayıs ve Ekim ayları muson yağmurları zamanıdır.
Samui Adası olarak da bilinen Thailand körfezinin içinde yer alan cennetten kopartılmış arazi parçası desek haksızlık etmiş olmayız. Uçaktan indiğinizde, havaalanının bambulardan yapıldığını görünce vize işlemleri bir an önce bitsin istiyorsun… Sanki tatil köyü diyor insan kendine… Bangkok ile Samui Adası arası uçak ile 1 saat. Bangkok Airways her gün karşılıklı seferler gerçekleştiriyor.


Phuket kadar olmasa da Samui Adası oldukça popüler. Fiyatlar gerçekten ucuz ve dışarıdan gelen turist için her türlü konaklama imkânı mevcut. Alan da iner inmez 400 baht sabit fiyatla bir taksi alıp konaklama yapacağınız otelinize ulaşmanız mümkün. Her yer palmiye ve beyaz kum ve yine adım başı en sevdiğim masaj salonları burada da kültürel bir meslek haline gelen kazanç kapısı… Masaj salonlarından sonra en çok takım elbise satan dükkânlar karşınıza çıkar Chaweng tarafında gezerken… Eğer yeni yılı burada geçirme planınız var ise sahilde güzel bir havai fişek şovu, havada uçuşan ışıl ışıl balonlar ile yeni yıl eğlencesi yaşayabilirsiniz… Ya da konaklama yaptığınız Otelin eğlencesine dâhil olabilirsiniz. Eğer ki Thailand sınırları içindeyseniz zaten aynı zamanda da eğlence dünyasındasınız demektir… Ladyboy Showlar ne güne duruyor bence en eğlenceli partyler orada…

Burada da insanlar inanılmaz güler yüzlü ve neşeli. Sanki Balideyiz.
Samui Adasında ne yapılır, nerelere gidilir hakkında çok fazla kafanız karışmasın her yerde olduğu gibi temel atraksiyonlar: fillerle gezme, dalma, maymun ve timsah gösterileri, altın buda tapınağını gezmek gibi etkinliklere katılabilirsiniz…

Eğer ki balık yemiyor, deniz ürünlerine karşı antipatik bir tutum içindeyseniz üzgünüm ama gittiğiniz yerlerde makarna yapıyorlar mı bir sorun…

Deniz ürünleri demişken fiyatlar inanılmaz ucuz. Özellikle Frogs diye bir restaurant var ki uğramadan Adadan ayrılmayın derim. Gece hayatı Phuket kadar olmasa da Koh Samui’nin de kendine has bir eğlence caddesi var elbet Chaweng plajı üzerinde “Soi Green Mango”. Ama tabiatı gece hayatından üstün tabii ki…
Not: Leonardo Di Caprio’nun oynadığı, “kumsal” filmi Koh Samui’ye tekneyle iki saat uzaklıkta olan Phi Phi Lay Adalarında çekilmiştir… Koruma altına alınmış yeryüzü cennetlerinden biridir…

Thai dili bir efsane sürekli unutup duruyorum merhabadan öteye gidemedim, teşekkür ederim’i unutuyorum zaten başka da bir şey bildiğim yoktu zaten;)

Hadi o zaman turlayalım…

Koh Samui Adasına gidiyorsun…
Güzel fotoğraflar çekmek istiyorsan, harika yemekleri tatmak istiyorsan… Doğru adreslerden birindesin… 😉

Angthong Marine Milli Parkı

102 km² kare alandan ibaret olan milli park 12 Kasım 1980 yılında koruma altına alınmıştır. Ang Thong deniz milli parkı Tayland körfezinde bulunuyor. Çeşitli adalara ve bu adalardaki lagünlere sahip olan park Tayland’daki en güzel ve de önemli doğa harikalarından. Buraya Koh Samui, Koh Phangan ve Koh Tao adalarından günübirlik turlarla ulaşmak mümkün. Adadaki kuş türleri batakçulluğu, brahminy kites, oriental pied horn bills, drongo kuşu, mina kuşu, balıkçıllardır. Kuş haricinde görülen diğer hayvan türleri ise yeşil kaplumbağalar, piton, kobra, büyük kertenkeleler, iguana ve şahin gagalı kaplumbağalardır.

Bophut Plajı


“Fisherman’s Village” (balıkçı kasabası) Samui adasının kuzeyindeki Bophut bölgesinin küçük bir mahallesi. Burası adada ki Tai-Çin kültürel etkilerinin en çok görüldüğü yerlerden biri. Kuzey kıyısında bulunan Bophut plajı lüks butik otelleriyle daha seçkin bir kesime hitap ediyor ve özellikle balayı için sıkça tercih ediliyor.
Dalmayı Sevenler için…


Mutlaka 2 gün bu Adaya ayırmalı harika ulusal parklar ve su altı cennetine sahip olan bu adaya yolunuz düştüyse mutlaka suyun altını da görmelisiniz.

Wat Khunaram


1973 yılında vefat eden ve insan varlığının geçiciliğinin hatırlatıcısı olarak cesedinin sergileneceğini söyleyen “Anne Karnesi” nin tapınağı Luang Pho Daeng için en dikkat çekici şey. Adanın etrafındaki ana rota olan Taylandlı rota 4169’da, Na Muang ve Hua Thanon arasındaki bölgede bulunur. Adanın “başkenti” ve ana limanı olan Nathon’un 13 km güneydoğusunda ve tatil köyü Lamai Plajı’nın 6 km batısında.

Ladyboy Kabere Şov


Yukarıda da yazdığım gibi Phuket ile bir tutmanız münkün değil çünkü Samui daha sakin daha az sesli bir ada. Genel olarak Tai Kültürel Tatil turizmini tatmak isteyenler ilk önce Phuket gezisi yaparlar ve bir sonra ki seyehatlari genelde Samui Adası olur. Eğer burada da etkinlik, müzik, eğlence yok mu yani derseniz tabii ki var sadece sabaha kadar değil çoğu mekân gece 02.00 sularında eğlence konusunu kapıyor. Chaweng plajında Soi Green Mango caddesinde yürürseniz mutlaka bir yerlere göz atacaksınız eminim ki. Ladyboy Show ları izlemediyseniz mutlaka gidip izleyin şahsen ben çok seviyorum ve çok yaratıcı buluyorum. Ayrıca hemcinsim olmasa da bence çok güzeller.

Alışveriş olmadan olur mu?

Alışveriş tutkunları için adanın her noktasında imkân olduğu gibi en önemli merkezleri Chaweng, Lamai ve Nathon’dur.

En Muhteşem Konaklama 😉

En sevdiğim başlık…
Dünya üzerinde Otel zincirlerine çocukluğumdan beri olan bağımlılığım ile gene çok mutlu ayrıldım… Keşke hiç ayrılmasaydım bütün tatili orada geçirseydim diyorum…
Neresi orası derseniz?


Intercontinental Koh Samui… Şiddetle mi tavsiye etsem kendiniz görünce tası tarağı toplayıp yerleşme kararı alacaksınız nasıl olsa…
Fiyatlar nasıl mı? İşte orada çok mütevazı değil burası maalesef ama bir görün sadece hak verirsiniz diyebiliyorum sadece…
Tam adı ile InterContinental Samui Baan Taling Ngam Resort

Öncelikle Yatık menüsünü sunuyorum takdirinize 🙂
👇🏻

Odanıza geçtiğinizde sizi harika bir sürpriz bekliyor olacak :)🐒

Kendinizi Rüya da hissedeceğiniz diğer  KoH SAMUI Otelleri
👇🏻

Banyan Tree Samui
Four Seasons Resort Koh Samui Thailand
W Retreat Koh Samui
Anantara Bophut Koh Samui Resort
Code Samui
X2 Koh Samui Resort – All Spa Inclusive
OZO Chaweng Samui
Chaweng Regent Beach Resort
Nikki Beach Resort & Spa

Gecelik ücret pool-villa seçiminiz de hatırı sayılır bir miktar. Elbet normal odalar da var ama buralara kadar gelmişken sabah uyanıp kendine ait olan bir havuza girmeyeceksen bence böyle bir otel tercih etmemelisin…

Çok Acıktım… 😉

Konaklamadan sonra en önemlisi doyma konusu. Biliyorum herkes bu Uzakdoğu mutfaklarına çok sıcak bakmıyor bizim kültürümüzde ama seven de çok meraklı ne kadar değişik tat varsa bilmek istiyor insan… Kırmızıbiber, taze nane, misket limonu, yer fıstığı, Hindistan cevizi başta olmak üzere egzotik tatlar ile yaratılan eşsiz karışımlardan oluşan Thai Mutfağı oldukça zengindir.
İlk gün tavsiyelerim; Tay usulü kızarmış uzun erişte (Phad Thai) ve Rosto ördekli köri (Kaengphet pet yang) olacak.
Deniz ürünlerini ve tropik meyveleri bol bol bulacağınız bölgelerden biride Koh Samui’dir.

Zazen… Şiddetle tavsiye ederim. Zazen Fransız mutfağını baz alarak Thai lezzetleriyle karma bir menü oluşturmuş… Önceden rezervasyon yapmanız gerekli.

Dr Frogs… Burayı çok sevmiştim yemekleri lezizdi ama manzarası da harika. Gece gece ne gördün diyenlere cevabım gündüz de gittim oradan biliyorum 😉 Italian&Thai Cuisine olarak geçiyor…
Executive Chef: Massimo Mariani’nin leziz yemeklerini tavsiye ederim…

Zen Japanese Restaurant… Burada da sushiler harikaydı tavsiye ederim…

Fisherman’s Village restaurantlarında yemeden dönmeyin derim..

Bunların dışında her keseye uygun farklı lezzetler tadabileceğiniz bir yer Koh Samui ama tabii çokta fazla güvenmediğiniz yerlerde Thai mutfağı dışına çıkmayın derim…

Biraz da İlgiye ihtiyacım var… 😉
Nedense masaj dendiğinde önce ben demekten hiç vazgeçemiyorum… Koh Samui’nin en iyi spa merkezlerinden olan
Eranda Spa ve Tamarind Springs Forest Spa’ya gidin demezsem sanki eksik kalacak bu yazı…
Beni en çok etkileyen buraların esasen Spa okulu olmaları ve aynı anda da 5 yıldızlı terapi hizmeti vermeleri. Bakmayın Spa Okulu olduğuna base olarak en pahalı okullardan biri ve burada eğitim alanların tamamı iyi maaşlı ve isimli yerlerde çalışabiliyor…

Eranda Spa


Kaldığınız otelde mutlaka masaj hizmeti var tabii…Ama biraz daha iyisine oynamak ve denemek istiyorsanız Eranda Spa’nın dünyaca ünlü Thai masajını denemenizi şiddetle öneririm.

 

Tamarind Springs Forest Spa


Six Senses Spa
Daha kaliteli bir spa hizmeti almak isteyenler Six Senses Spa’ya gidebilir. Fiyatları dışarıya göre daha pahalı olmasına rağmen farkı hemen hissedeceksiniz. Geleneksel Thai masajı, size verilen ipek ya da benzeri bir pijama üzerinden, eğitim almış bayanların kaslarınıza kısmen baskı, kısmen gerdirme hareketleri uygulayarak yaptıkları bir masaj türüdür. Günümüzde Tayland‘da bu masaj haricinde esasen Bali’de uygulanan aromaterapi (çıplak vücuda ılık esans karıştırılmış yağlar ile yapılır), geleneksel Thai masajlarından biri olan Ayak Masajı (foot Reflexology) da yapılmaktadır. İlk gün yaptıracağınız masajın kesinlikle Geleneksel Thai Masajı olmasını öneririm. Daha sonraki günlerde ise mutlaka 2,5 saatlik Samui Sensation paketini deneyin.


Rezervasyonsuz gitmeyin çünkü üzülerek otelinize geri dönersiniz sadece…

Belki lazım olur…

Para Birimi: Thai Baht (THB) para birimi olarak kullanılır.
Saat Farkı: GMT +7
Telefon Kodu: +66
Resmi Dili: Thai resmi dildir. Ama Çince ve İngilizce de konuşulan diğer dillerden.
Vize: Aralarında Türkiye’nin de olduğu birçok ülkenin vatandaşlarına Tayland vizesi gerekmiyor. Vizeye gerek olmaksızın Tayland’da 30 veya 15 gün kalma hakkı tanınıyor.

Her hangi bir durum acil numaralara ihtiyacınız olabilir.
Polis : 191 Türk Konsolosluğu: 61/1 So Chatsan Suthisarın Road Bangkok 10310, Tel: (2) 274 7262
Su konusunda çok dikkatli olun. Pet şişeleri tercih edin.

En sevdiğim kaynaklarım 😉

👇🏻

https://en.wikipedia.org

http://www.g-e-t.in/blog/index.php/ben-olsam-nasil-gezerdim-koh-samui-ve-bangkok/
https://thebuddhistcentre.com/buddhism
http://www.aboutbuddhism.org/what-is-buddhism.htm/
http://www.chanpureland.org/purelandhandbook.html
http://www.buddhanet.net/e-learning/5minbud.htm
https://www.agoda.com/tr
http://www.shivasamui.com
www.samui.intercontinental.com
http://www.drfrogssamui.com/
www.samuizazen.com

🐒

#visittokohsamui
#musttovisit
#gotothailand
#thaimemories
#girlsborntotravel
#travelmore
#sheisnotlost
#eatpraylove
#luxuryworldtraveller

🐒

İyi Yolculuklar ve İyi Tatiller
Güzel Uçuşlar olsun diyorum şimdiden.
Sevgiler
Merve😍

Bugün özellikle artık herkesin mutlaka gittiği adadır. Gitmeyen de evlenmeyi bekler gider gene gider. Balayı der, yıl dönümü der, düğün der gene gider.

Peki, bu Maldivler nerededir, nasıl gidilir, neler yapılır?

Canım Vikipedim diyor ki; Maldivler, resmî adıyla Maldiv Cumhuriyeti, Hint Okyanusu’nda 1.200 adadan oluşan bir devlettir. Hindistan’ın güneyinde ve Sri Lanka’nın yaklaşık 750 kilometre (435 mil) güneybatısında yer alır. … Yerleşim bulunan 281 adadan 195’inde Maldivliler, 86 ada ise “otel ada” şeklinde kullanılmaktadır.
Maldiv halkının % 97’si Müslüman olup devlet “başkanlık” tipi cumhuriyet ile yönetilmektedir.

Adalarda ki yerleşim binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Daha önce Budist olan ada halkı, Arap tüccar Abul Barakhat Al-Bar Bari’nin tebliğiyle Müslümanlığı seçmiştir. Sırasıyla, Portekiz ve Hollandalıların saldırılarıyla ve kısa süreli hakimiyetleriyle boğuşan Maldivliler, 75 sene İngilizler’in hakimiyetine boyun eğmek zorunda kalmış, 26 Temmuz 1965 yılında İngiltere’den bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Daha sonra 3 sene Kral Muhammad Fareed saltanatı devam etmiştir. 11 Kasım 1968’de Monarşi kaldırılmış ve İbrahim Nasir başkanlığı idaresinde Cumhuriyete geçilmiştir. Cumhuriyet idaresine geçiş sembolik olmaktan öteye gitmemiş olsa da, 1970’lerin başlarından itibaren turizm adalarda gelişmeye başlamıştır.

Turizm ve balıkçılık, Maldiv ekonomisinin iki temel bileşenidir. Gemicilik, bankacılık ve taşımacılık da hatırı sayılır bir hızla büyümektedir. Dünyanın tüm büyük kara parçalarına uzak bu adalar ülkesinde hemen her şey İthalat yoluyla sağlandığından, yerel halk büyük bir sıkıntı çekmektedir.

Maldivlerin kültürü komşu olan yakın Srilanka ve Hindistan kültürleri benzer. Bunun nedeni zamanında adalara göç eden insanlar Srilanka’dan gelmektedir. Genel tropik ülkeler gibi çok eğlenceli bir kültür yoktur. Fakat genel halk daha sakin ve yavaş bir hayat düzeni sever.

Turizmin gelişmesi, ülkenin ekonomisinin de büyümesini sağlamıştır. Doğrudan ve dolaylı olarak istihdam ve gelir artışı sağlamıştır. Günümüzde turizm ülkenin en büyük döviz kaynağı haline gelmiştir ve ülke ekonomisinin %20’sini oluşturmaktadır. Maldivler’de oteller adalar üzerine kurulmuştur ve her otel genelde adanın adıyla anılmaktadır.

    

Düşünün 1200 adet ada ama tabii bunların bazıları sadece kara parçası ve küçük adacıklar. Bu kadar küçük kara parçalarına otel tesisi kurmak mümkün olmadığından gene de jeolojik olarak adadan sayılıyor. Başkent Male adası. Resmi dilleri Maldivce ve İngilizcedir. Ada tamamı Müslümandır. Male adasında her hangi bir etkinlik ve sosyal alan olmadığından gelenler sadece otel turizmi yaparlar ve bu geriye kalan 86 adadan birine giderler. Oteller de konaklama standarttır yani 2 tür oda seçebilirsiniz. Birazdan onları da ayrıntılı olarak yazacağım.

Eğer su sporlarına, su altı dünyasına meraklı iseniz aranılan kan bulunmuştur diyebiliriz. Gerçi ben Kızıl Deniz için daha iyi diye düşünüyorum ama burası doğa ve ada özelliği açısından durumu en başından farklı kılıyor. Mesela Başkent Male yakınlarında muhteşem sörf alanları var. Ben uğramadım çünkü Maleyi sevmemiştim etrafına da bakma istemedim. Ama burada bütün adalar ve etrafında her türlü su sporu yapılabiliyor. Özellikle Diving & Snorkelling dalmayı sevenler için mercanların okyanus derinliklerine girdiğiniz zaman belki de yeryüzünde başka hiçbir yerde daha bir arada bulamayacağınız kadar çok canlı türünü ve renk karmasını bir arada görebilirsiniz.

Dalgaların yumuşak dansı, beyaz kumlar ve palmiyelerin altında yüzmek eşsiz. Ananas, nar, hindistancevizini unutmayalım adanın başlıca yetiştirdiği ürünler bunlar. Çok iyi restoranlar da var oralarda ki yabancı şefler bu ürünlerle harika sunumlar yapıyorlar. Sadece bir kere akşam yemeğine kalmış biri olarak sanırım çok fazla şey yazmam doğru olmayabilir.

Niye yemedim konusunu şöyle açıklığa kavuşturayım gün boyunca bu muhteşem manzaraya nazır güneşin altında korkunç bir mutsuzlukla kalmak akşama enerji bırakmıyordu ondan  Damak Zevkime her zaman güvenebilirsiniz tabii ama burada da gündüz ve öğlenleri ağırlıklı yemek yediğim için mutfak deniz mahsulleri üzerine kurulu bir düzen var diyebilirim.

Suyun Üstünde Uyanmak derseniz evet orası Maldivler. Rüyamı bu Tanrım dedirtiyor gerçekten ve huzur depolayacağınız bir manzara sürekli önünüzde. Ama bu balayı seferileri durumu inanılmaz abarttıkları için artık orada da uyumak gelmiyor insanın içinden 🙂 şaka tabii şu an Maldivlerde olsam ilk yapacağım şey suyun üzerine bütün düzeneğimle kurulmak olurdu.


Balayı çiftlerine alerjim var dermişim bunlar sadece şaka sakın ciddiye almayın böylesine güzel bir iklimi yazarken ambiyansı nasıl bozarım olmaz ki öyle şey… 😛

Her neyse yazıma geri dönüyorum… Daha önce hiç duydunuz mu bilmiyorum Deniz Kulağı yani diğer adıyla Lagun. Bunlar dalgalar tarafından oluşturulan kıyı birikim şekillerindedir alçak kıyılardaki koy ve deltalardan oluşurlar. Adadaki bir diğer özellikte her adanın kendine özgü bir lagün tarafından korunuyor olması… Buna örnek olarak Büyükçekmece Gölü ve Küçükçekmece Gölü verilebilir. Tabii ben Maldivleri yazarken neden bunu örnek verdim bilemedim. Odağımızı Maldivlerden almayalım lütfen :-P.

Neyse göller, akarsular konularından uzaklaşıp bazı önemli deneyimlerimi yazmak istiyorum. Daha üst satırlarda yazdığım gibi Halk Müslüman olduğu için alkol kullanımı sadece turistlere aittir. Ülkeye girerken havaalanında ciddi bir alkol kontrolü yapılıyor ve dışarıdan yanınızda getirdiğiniz içkilere dönüşünüzde geri verilmek üzere el konuluyor. Welcome to Maldives. 🙄

Otel konusu çok önemli çünkü burada çok fazla bir aktivite olmadığı için otellerin size sunduğu her neyse ondan faydalanacaksınız bu sebepten Maldivler diğer ada turizmi olan adalar gibi seçenek sunuyor ama fiyat olarak çok ucuza kaçmak gibi bir lüks vermiyor neredeyse oteller ortalama fiyatta aynılar. Sadece otel içi seçeneklerinizde fiyat artışına gidebilirsiniz bu da istediğiniz lüks seçime bağlı olarak değişiklik gösterir. Sadece lüks oteller için değil, Maldivler’in geneli için ekstraların oldukça pahalı olabileceğini söylemek mümkün. Yiyecek ve içecekler öncelikle dışarıdan, başkent Male’ye ithal edilir, sonrasında da otellere dağıtım yapılır. Otel fiyatlarının yanında 2 çeşit vergi uygulanmaktadır. % 10 servis bedeli ve – % 8 ürün ve hizmet bedeli (bu vergi sürekli olarak yükselmektedir.) Bazı otellerde ise bu bedeller menülerinde ve fiyat listelerinde size sunulan fiyatlar içine önceden dahil edilmiş olarak bulunur.

      

Eğer uçağınız saat 16.00’dan sonra Maldivler’e ulaşırsa otelinizin konumu ve politikası gereği ilk gecenizi Male’de ya da havaalanı adasında geçirmek durumunda kalabilirsiniz. Ertesi gün otelinize transferinizi gerçekleştirebilirsiniz. Dönüşte uçuşunuz gece geç vakitte dahi olsa otelinizi erken terk etmek durumunda olacaksınız, bu durumda da havaalanında fazladan bir kaç saat geçirmek zorunda kalabilirsiniz. Otelinizin konumuna göre tekneler ve deniz uçakları güvenlik nedeniyle son seferlerini en geç 17.00-17.30 saatlerinde gerçekleştirirler. Deniz uçakları gün doğumundan önce ve gün batımından sonra uçamazlar. Gün doğumu ile çalışmaya başlayıp gün batımı ile birlikte seferlerini durdururlar. Sadece ‘Fly Me’ ve ‘ Maldivian’ değişik tip uçaklarıyla gece uçuşu yapabilirler. Bu iki şirket hem Maldivlerin güney ve kuzey bölümlerine hem de takımadaların değişik havaalanlarına uçarlar.

Kuzey Male Atol’ ündeki en iyi ada ” Paradise Island” dır. Paradise Island haritada bulabileceğiniz adı ise “Lankanfinolhu” dur. Burada Sheraton Otel var iyi tercihlerden bir tanesi. Velassaru Maldives Otel var ben burada kalmayı çok istemiştim tabii hayaller son dakika gerçekleşemedi. Jumeirah Vittaveli var ki hani hayal bile etmiyorum inşallah canım demekle kalıyorum o derece yani. Gene onu takip eden Baros Maldives var herkes bir gün Baros lu olacak bu gidişle var da var kısaca… Gitmeden bütçe belirlemek en doğrusu olur sizin için… Eğer burada yer bulamaz iseniz ” Kurumba Village ” ikinci tercihiniz olabilir. Ama mutlaka Kuzey Male tercih edilmelidir. Ben Kurumba Viilage ı çok beğenmiştim. Turkuaz rengi deniz ve beyaz kumlar… Plajda sürekli önünüze çıkan minik beyaz yengeçler inanılmaz gerçekten… Hatta bir gün balıklardan bir tanesi ile çok içli dışlı olmuşum ekmek falan atıyorum suya bir tanesi sudan zıplıyor elimden ekmeği kapıyor falan bildiğin under water life sona erdi orada. Ne zaman ki otel görevlileri beni uyarana kadar. Hayaller denizkızı gerçekler Merve ne de olsa. Her neyse kendisi hakkında bir öğrendim ki adı Mr.Trigger Fish “more dangerous than sharks, can attack divers for no reason” dişleri var, denizdeki pislikleri temizliyor, diğer balıklar ona gayet rütbeli davranmaktaymış çünkü köpek balığından bile tehlikeli diyorlar. Düşünsenize ben bununla 1 saat falan oynadım suda sanıyorum ki evcil bir şey. Hala hatırladıkça buz gibi oluyorum. Onu evcil zannetmem ayrı bir konu zaten hiç oraya girmiyorum sadece havanın sıcaklığına veriyorum ruhsal durumumu ahahahah.

     
Bir sürü minik köpek balıkları var onlarla ilgili her hangi bir sorun yokmuş, hatta ada yerlileri “shark attack” köpek balığı saldırısı hakkında çok önemli bir şey olmadığını söyleseler de shark is shark arkadaş değişir mi huyu ısıran hep ısırır. Desem de bakmayın yüzün, açılın, dalışa gidin ben yüzdüm ne düşünürsen o olur sadece ben suyun üstündekilerden korkmayı o zamanlar öğrenmiştim mesela Senenin 365 günü sıcaklık 29 – 31 derecedir; ama muson yağmurlarını unutmamak gerekir: aslında çok hoş oluyor, yağmur altında yıkanmak, yüzmek vs.. vs.. Seycheller de en uzun gecenin sabahında yüzmüştüm hala o gün ki enerjiyi hissederim… Bu arada next topic will be Seychells olamaz mı olabilir…


Maldivlerin ne günahı var sanki burada en uzun gece oldu da ben mi uyanıp yüzmedim sanki zaten en uzun gecelerimin şahididir sanırım Maldives ve Taj Exotica Resort & Spa.

          Otellerden en ünlüleri:

  • One and Only Reethi Rah Resort – Makunudhoo
  • Huvafen Fushi Resort – North Male Atoll
  • Naladhu Resort – Gulhi
  • W Retreat Resort – Himandhoo
  • Jumeirah Vittaveli – Gaafu Alifu Atoll
  • Banyan Tree Resort – Vabbinfaru Island
  • The Beach House at Manafaru Resort
  • Ayada Resort – Gadhdhoo
  • Sheraton Resort – Furanafushi Island
  • Anantara Kihavah Maldives Villas – Kudarikulu Island
  • Baros Maldives – North Male Atoll
  • Conrad Maldives Rangali Island – Mandhoo
  • Taj Exotica Resort & Spa – South Male Atoll
  • Hurawalhi Island Resort – Kuredu Island

Hurawalhi Island Resort – Kuredu Island

⇐ Burası herkesin resimlerden bildiği su altında odaları ve müthiş restoranı bulunan Otel oluyor.

Otellerde iki ayrı oda kategorisi bulunmaktadır.
⇒Beach Bungalow (Sahil Villa)
⇒Water Bungalow(Su üstü Villa)

Water Bungalowlar, denizin üstüne çakılan kazıklar üzerine inşa edilmiştir. Birçok otelde “no news-no shoes” uygulaması vardır. (haber okumak yok, ayakkabı yok !) 😛
Tesislerin çoğunda “buttler” (bir çeşit uşak, sadece size hizmet eden görevli) bulunur. Ayrıca, birçok otelde 12 yaş altı çocuk kabul edilmemektedir.
(The Beach House, W Retreat, Baros Island Resort gibi).
Bazı oteller de sadece çiftler içindir zaten rezervasyon kanalınız nereyse oradan bu bilgilere rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Water Bungalowlar 12 yaş altı çocuklar için güvenlik gerekçesiyle yine yasaktır.

◊ Maldiv parası birimi Rufiyaa’dır. (1 Rufiyaa = 12 kuruş)

Bir de güzel harita linkimiz var bol bol bakabilirsiniz.↓
http://www.mal-dives.com/maldives/maldives_google_map.html

 

HUZURLU İNSANLARIN ADASI
BALİ

Ezan sesleri arasında Hinduizm rüzgârı kesinlikle kolay bir eşleşme değil ve her haliyle o puslu havayla uyum içinde olması kendine hayran bırakıyor. Evet, vardığımız ilk nokta Cakarta.

İstanbul Atatürk Havalimanından Endonezya’nın Başkenti olan Cakarta’ya 14 saat uçtuktan sonra varıyorsunuz. Cakarta-Bali arası iç hat uçuş süresi ise 1.20 dakika sürüyor. Normal şartlarda varış saatini takiben Endonezya’nın yerel havayolu olan Garuda Indonesia ile Bali Denpasar Havalimanına gitmek en çok tercih edilenlerden.

Ben Jakarta’da 1 gece konakladıktan sonra gitmeyi tercih ediyorum. Çünkü İstanbul-Cakarta arası zaten yeterince uzun bir uçuş olduğu için öncelikle üst üste uçmamayı istemediğimden kalmayı tercih ediyorum bir ikinci sebebi de Jakarta zaten kendine has, güzel ve hoş bir şehir.

Geçtiğimiz yıllarda da birçok kez mesleğim sebebi ile Cakarta’ya gitme şansım olmuştu, o zamanlarda da fazlasıyla gezmiştim.

Gerçekten Cakarta’nın gezmek ve görmek için çok çok güzel yerleri var. Mutlaka Bali programı yaptığınızda burası için 1 ya da 2 gün ayırın derim. Öncelikle Güneydoğu Asya’nın en kalabalık şehri olmakla birlikte dünyanın da 12.büyük şehridir.

Cakarta ismi Sanskritçe bir kelimedir ve “zafer” anlamına gelir.

Sanskritçe öğrenmek tabii ki hayalimiz orası işin ütopik kısmı, oraya sonra bir bakarız derin konu ne de olsaJ ve bu dili ilk konuşanlar da Hintliler olduğu için konuyu oraya bağlamadan take-off diyorum J zaten Hinduizm olacak içimiz dışımız…

MERHABA TANRILARIN BÜYÜLÜ ADASI

Avusturalya’nın kuzeyinde ve Malay takımadalarının güneyinde kalan Küçük Sunda Adaları’nın batısında yer alan Endonezya’ya bağlı bir ada olan büyülü, güzel ve inanılmaz huzurlu Bali’ye hoş geldiniz.
Başkenti Denpasar olan Bali’nin batısında Java, doğusunda Lombok Adası yer alır.
İyi ki varsın en derin ve uzun uzadıya bilgi bankam
#vikipedi…
Ne kadar uzun bir coğrafi cümle oldu.
Meditasyon sever insanların fazlasıyla seyahat ettiği bir lokasyon olduğundan ben biraz dışında yazmaya çalışacağım ama şehrin kendisi zaten medite.

Bali’yi bölge bölge düşündüğünüzde tek bir lokasyonda kalmak içinizi sızlatacağından, ister sahil şeridinden ister en orta noktasından konaklamaya başlayabilirsiniz.
Tabii ki birden fazla konaklama seçeneği mümkün ve burası hem fiyat hem kalite olarak diğer adalara göre oldukça uygun ve mutlu ayrılabileceğiniz standartları size sunabiliyor.

Tabii bir de daha lokal yaşamayı deneyimlemek adına da tapınak ev tiplerini de kiralamak mümkün. Zaten Bali Adası ve Balililer size her şekilde hayatta daha az şey yaparak daha sıradan ve mutlu yaşamanın aynası oluyor.
Metropol yaşam tarzını hayatımızın bir parçası yapmış olsak bile ister istemez buradan etkileniyor insan.

Seminyak – Jimbaran – Uluwatu – Ubud burada ki diğer lokasyonlara nazaran daha pahalı ve turistik bölgeler. Marka otellerin hüküm sürdüğü ve daha tatil köyü havasında geçirmek isteyenler için çok fazla çeşitli seçenek bulunmakta tabii ki buralarda da uygun yerler var ama zevk ve tercihler doğrultusunda karar vermek mümkün.


Nusa Dua daha uygun fiyatlı otellerin yer aldığı bir bölge olarak bilinir. Ekonomik oteller Kuta bölgesinde de bulunabiliyor ve daha genç jenerasyonun tercih ettiği bölgeler olarak geçer.

Bu sebepten herkes kendi lüks ve konfor tercih sıralamasına göre konaklama yapabilir. Ben kendi tatilimi ilk gidişimde 4 farklı otel ve bölgede yaptım.

Seminyak Beach bölgesiyle başlamak iyi bir tercih diye düşündük ve adapte olmak adına da 3 gece orada geçirdik. Seminyak daha turistik ve kalabalık bir bölge.

Giyim için muhteşem dükkânlar var ve her biri tasarım markalar. Fiyatlar çok uygun hatta uygundan da öte ucuz. Alışveriş ve eğlence daha yaygın bu bölgede ve bana Bodrum merkezi anımsatmıştı ilk gidişimde çok bayılmamıştım çünkü hem çok sıcak hem de çok kalabalıktı nefes alamadığımı hatırlıyorum. Ama tabii ki Spa’ların müthiş etkisini de unutmamak lazım çünkü hemen hemen her gün masaj yaptırmak mümkün ve çok ucuz. Bu yüzden insan hemen rahatlama moduna geçiş yapıyor.

Kısa süreli masajlar gezerken verdiğimiz molalar da vazgeçilmezim. Yeme-içme sanıldığı gibi bela bir durum değil. Çünkü herkes Uzakdoğu denince korkunç fikirler üretiyor aslında orada birçok yere göre daha seçenek olduğunu söylesem hiç te haksızlık etmiş olmam. Fişi çekip 30 senedir Bali’ye yerleşen de var, kendi vatandaşının açtığı İtalyan Lokantası da var. Ne aradığını ne yemek istediğini bilmek en önemlisi çünkü ne istersen o çıkabilir cinsten karşına. Bu sene kebapçı bile gördüm

Kısaca inanılmaz keyifli ön yargılı olmamak lazım.

UBUD…
İkinci bölgemiz vazgeçilmez Ubud tabii ki. Benim için çok ama çok özel bir yer hem kendimi iyi hissettiğim, kafamı boşaltabildiğim hem muhteşem fotoğraflar yakalayabilme şansınız çok yüksek hem de insanlar çok mutlular.

Gülümsemeyen bir tane insan yok. Yüzlerine bakıyorsun telaş yok acele yok sonra kendime soruyorum neden biz bu seviye de olamıyoruz cevabı da net aslında. Neyse memleket sorunlarını Bali Adası güzelliğine karıştırmayayım…
Özetle İnsanların mutlu ve huzurlu olduğu yerde kavga, kargaşa olmuyor. Korna sesi bile duymuyorsun ki gerçekten berbat bir trafik ve sürücü potansiyeli var. Buna rağmen korna sesi gürültü kirliliği yok. Arınmaya gideceksen biraz uzak ama Bali kesinlikle mutlu, huzurlu, sağlıklı bir kaçış noktası.
#şiddetletavsiye
#visittobali

Sürekli tapınan, adanan insanlar etrafta her sokak başında ya da bir evin önünde o tütsü kokusu. Sessizlik ve sakinlik, adım başı masaj salonları, hediyelik eşyacılar, motoruyla şoförlük yapanlar ya da taksi olmak isteyen şirin güler yüzlü Balililer.

Bali her açıdan, her türlü tatil planına hizmet ediyor etmesine ama Balayı için en çok tercih edilen yerlerin başında olmasını anlayabiliyorum çok ta mantıklı zaten. Ama gezmek derseniz, keşfetmek, havayı koklamak, kendinden bir şeyler bulmak evet orası yine Bali.






Dediğim gibi burada gezmek görmek adına yapılacak çok şey var. Bunların en başında günlük turlar geliyor. İsteğinize göre rafting, atv, doğa yürüyüşleri, dalış, tapınak gezileri gibi dilediğiniz aktiviteye katılabiliyorsunuz.

Son gidişimde rafting yapmıştık ve inanılmaz eğlenceli idi, kamera taşımadığım için pişman oldum. Ayung River – Ubud rafting için muhteşem bir havaya sahip bütün nehir duvarları el oymalarıyla dolu inanılmaz bir görsel şölen sunuyor. O kadar basamak aşağı indikten sonra nehir boyunca sağ ve sol duvarlarda gördüğüm bu el oymalarıyla yapılan heykeller beni inanılmaz etkiledi. Gerçekten bu yüzden Ubud bambaşka bir yer evet Bali’nin her yeri özel, her yerinin kendine has bir duruşu var ama Ubud gerçekten mistik bir yer.

 




Pirinç tarlalarında bitmeyen yürüyüşler, tarlalarda çalışan insanları izlemek onların harika karelerini çekebilmek ayrıca güzel ve #mutlaka yapılması gerekenlerden.

Yine günlük aktivitelerden biri kuş parkları bazıları hayvanat bahçelerinin içinde de var ama sadece kendine has kuş parkları var mutlaka oraları da görmek gerek.

Luwak Kahvesi için Luwak çiftliği var, Luwak kedilerinin kendilerini görebiliyor ve kahve tadımı yapabiliyorsunuz bence en özel yerlerden biride Luwak Coffee Farm.

Bu kediler buraya tedavi amaçlı getiriliyormuş aslında resimdeki kediler oldukça hasta onlara bir şekilde kahvenin oluştuğu bitki yedirilip dışkılarından da Luwak Kahvesi yapılıyor. Kulağa ne kadar antipatik gelse de koyu ve esanslı kahve severler için gerçekten lezzetli. Ayrıca da çok pahalı hani dışkıdan yapılıyor hadi be canım deyip geçmeyin sakın inanılmaz pahalı bir kahve. Zaten bu hayvancık doğada gerçekten çok zor yakalanan bir cins hem çok hızlı koşuyor hem de vahşi. Luwak kedileri en çok karayılan sokmasında ölüyor ya da zehirleniyorlarmış. Çiftlikteki kadınla bıktırana kadar sorduğum için ne de olsa ben bir hayvan sever gene dokunmak istedim kucağıma almak falan tabii ki mümkün değil zaten çok hasta zavallıcıklar… Hastalıkları kahvenin içinde her hangi bir mikrop üretmiyor bu arada çünkü tedavi de ediliyorlar bu arada aynı yarasa gibi gündüzleri kör olurlarmış sadece gece görürlermiş.



Veeeeeee Maymun Ormanları 😛 en çok eğlendiğim ve her gün ziyaret etsem sıkılmayacağım en güzel yer. Tabii ki ben koyu bir hayvan sever olarak ayrıca seviyorum ama o kadar tatlılar ki moralin bozuksa git onları izle gülme krizine girmemek içten değil.  Bir de fotoğraf merakım var ki zaten onları çekmeden dönemezdim çokta güzel kareler yakaladım.


En önemli uyarım öyle leyla leyla akıllı telefonlarınızla maymunları görünce heyecanlanıp resimlerini çekmek isterseniz sonuç olarak telefonunuz muz zannedilip ormanın uçsuz bucaksız yerlerine gidebilir.

Bu yüzden lütfen dikkat elektronik ve değerli eşyalarınız elinizden kolayca alamayacakları şekilde muhafaza edin. Her şeyi yiyecek sandıklarından merak edip el atıyorlar J yani maymunlar asla hırsız değil…

Ancak yeme-içme konusunda şiddetle tavsiye edeceğim yerler olacak Ubud için bunları yazmazsam kendimi çok suçlu hissederim J
1.sırayı oldukça şık olan Mozaic alıyor tabii ki. Mozaic hakkında kısaca şunu söylesem “asla pişman olmayacaksınız” . Gurme, Şık, Fransız, Bali Füzyon Mutfağı Deneyimi için kesinlikle uğramanız gerekiyor buraya. Günlük sürpriz menüler var eğer bugün farklı olsun derseniz de damak tadınız şefin seçimlerine bırakabilirsiniz. Rezervasyon yaptırmadan gitmeyin yeter J

http://www.mozaic-bali.com adresinden inceleyebilirsiniz.

2. Locavore burasıda gurme Bali mutfağı olarak geçiyor.
http://www.locavore.co.id


3. Rouge Sushi Lounge

Burası tipik Japon menüsü havasında düşünülmüş ama 1-10 arasında derseniz 7 alır. Menüde çok lezzetli seçenekler var ama ben sushisini beğenmemiştim. Burayı önermemin sebebi tam yanında bir hamburgerci var ve aynı kişi sahibi bu iki mekânın. Fransız olan patron 30 kusur senedir hem otel hem restoran olarak işlettiği bu mekâna harika hamburger yapan küçücük bir yer eklemiş kesinlikle denemeden dönmeyin derim. Oranın adı da Trio Mini Burger 🙂

Mekan sahibi beyefendi çok şeker bir adam müşteri memnuniyetine ciddiyetle önem veriyor. Ayrıca burada haftanın belli günleri harika Jazz geceleri düzenleniyor.

Ayrıca Ubud alışveriş, sanat galerisi ve müzeler olarak oldukça zengin. Akşamları tapınaklarda dans gösterilerini izlemek harika. Geleneksel müzik ve dans, Bali kültüründe çok önemli bir yere sahip ve neredeyse her hafta, Hindu tapınaklarında gerçekleşen dinsel seramonilerden yükselen benim en çok sevdiğim hipnotik ve rahatlacı etkisi olan Gamelan müziğini duymak mümkün.

Ramayana epik Hindu destanlarından biri ve bu Balililerin en çok canlandırdığı gösteri.

Bali’de Kecak, Barong, Baris, Topeng, Sanghyang, Kebyar, Pendet gibi birçok farklı dans türü var ve bu türlerin her biri ayrı bir koreografiye sahip ve dansçılar genelde bir usta ile zorlu bir eğitim sürecinden geçiyorlar.

Eğer bir gün Bali’yi ziyaret ederseniz muhtemelen bu gösterileri izlemek için en iyi yer kültür merkezi olan Ubud olacaktır sizin içinde. Hemen her gece tapınak ve salonlarda farklı dans stillerinin sergilendiği en az bir kaç gösteri oluyor.

Birde Konaklama konusu var ki uzun uzadıya bilgi içermemekle birlikte kısadan direk Goya Boutique Hotel diyorum. Her anlamda mutlu ayrılacağınız bir Otel.
http://goyaboutiqueresort.com/

Maymun Ormanlarının tam arkası yürüme mesafesi 5-7 dk. Ana caddeye 4 dk. da ulaşabiliyorsunuz hem lokasyon olarak hem mekan olarak 10 numara. Üstelik diğer otellere kıyasla pahalıda sayılmaz.
Ubud hakkında sayfalarca yazabilirim tabii ki yazımı oldukça bilgilendirme amaçlı tutacağımdan sadece bu kadarıyla es geçmek zorunda kalıyorum.

ULUWATU…

Gelelim bu sene de son kaldığımız ve son durağımız olan Uluwatu bölgesine…

Uluwatu daha çok lüksün ve konforun hüküm sürdüğü otellerin konumlandığı bir bölge ve Bali adasının bir ucunda 🙂 muhteşem günbatımları ile ünlü, hint okyanusunun önüne uçsuz bucaksız kurulmuş harika manzarasıyla Bukit yarımadasında yer almaktadır. Dünya çapında sörfçülerin tercih ettiği bir sahil var burada, malum dalgadan sakin sakin yüzmek mümkün olmadığından plajda hoş fotoğraflar çekebilir ve huzurlu yürüyüşlere çıkabilirsiniz.

Bulgari Hotel son konakladığımız yerdi. Ama baktığınızda son derece pahalı ve karşılığında yenilenmemiş odalar çıkıyor karşınıza bir de otelin ortak havuzunda yemyeşil olan saçlarımı da katarsak ben hiç memnun kalmadım en azından o markaya yakışır hizmet maalesef kalite standartlarında yoktu. Ama otel için körü körüne kötü demekle geçmek istemem harika bir Spa merkezi var belki de şu ana kadar olduğum en güzel masajı yaptırdım orada. Masaj ücretleri otel içinde olunca tabii biraz daha pahalı olmaya başlıyor ama kendimi ödüllendirmek istiyorum ya da otelden çıkmamak üzere geldim diyorsanız denemeden geçmeyin derim. Otele ait olan restoranlar çok değil 3 tane çok ayrıcalıklı değil maalesef ayrıca kahvaltı büfesi de normal 3 yıldızlı bir otelin sunduğu kadar sadece manzara ve konumu harika onun içinde zaten Uluwatu bölgesi yeteri kadar kefil oluyor.

Burada ki en iyi tavsiyem Otel- Ayana Resort and Spa Bali
http://www.ayana.com burası hem otel hem villa odalarıyla inanılmaz lüks ve güzel asla pişman olmuyor, buradan çıkmak istemiyorsunuz.

Bir de meşhur Rock Bar var tabii ki.





Ayana Otelin vazgeçilmez yeri… Günbatımı için buraya dışarıdan yüzlerce insan geliyor ve bar kapısında ciddi bir sıra var. Erken giden en güzel yeri kapar. Burada atıştırmalık yiyecekler yiyerek sonrasında Otelin harika birkaç farklı seçeneği olan restoranlarından birinde akşam yemeğinize devam edebilirsiniz. İçeride ki Japon benim favorilerimden biri. Ayrıca otelin sabah kahvaltısı enfes… Açık büfe hizmeti veren Ayana herhâlde gördüğüm en zengin ve en lezzetli açık büfe servisine sahip.

Uluwatu bölgesinde kalırken mutlaka Jimbaran Sahilindeki deniz ürünleri servisi yapan salaş lokantalara uğrayın. Bata çıka yemek yiyeceğiniz için gayet kirlenebilir giysilerle gidin derim J Yengeç ya da Istakoz yemekten bayılan kişilerseniz burası tam da doğru adres derim. Tabii ki öyle bir saray edasında yemek yemeyeceğinizi tekrar tekrar hatırlatmak istiyorum sadece eller J eller çok önemli. Blue Marlin de bu lokantalardan en iyisi olan diyebilirim. Rezervasyonsuz da gidebilmeniz mümkün dediğim gibi fazlasıyla salaş ama burada da gün batımı oldukça güzel.

 


 

Uluwatu Tapınağı diyorum ve yazımı noktalıyorum…
Bali size tatiliniz boyunca mistik havası ile eşlik edecek, negatif enerjiniz varsa onu sessizce pozitife döndürecek ve evinize doğru yola çıktığınız da sizi fark etmeden iyileştirip döndürmüş olduğunu anlayacaksınız.

Umarım en kısa sürede Bali’yi ziyaret etme fırsatınız olur. Hepimizin bir parça ihtiyacı olan huzurun derinliklerine burada yaklaşmak çok daha kolay. Meditasyon yapmadan da yağmur sesine bile bütün ağırlıkları bırakabiliyorsunuz en azından ben faydasını gördüm darısı sizeJ

Not: Fotoğraflar bana aittir.