Yazılar

0.5
UCU OLAN
VARRRRRRRRRRR MI!?

 

Hadi biraz melankoli yapalım… Okul yıllarında kurşun kalemden sonra hayatımıza giren #rotring marka basmalı ve uçlu kalemler vardı sahi ne güzeldi onlar.

Benim hatırımda kalan onları çok haince kullandığımızdır o ayrı. Her sınavdan önce biri mutlaka çıkar 0.5 ucu olan var mı? Diye çıkıntılık yapardı ve herkesin surat ifadesinde aynı muzurluk tabii.

“07 var, olur mu” diye cevap verir biri, sonra öbür taraftan hocam istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz? Of of ne harika anlar keşke geri dönebilsem.
—BU AKLIMLA— 🙂

Zaten bu soru soruldu mu bilin ki o arkadaş sağlam bir kopya girişiminde. Hele de hocanız böyle tatlılıktan ölüyorsa kesinlikle kopyanın dibine vurulduğu an bu soru ile başlardı.

Her sabah nefret ederek kalkıp gittiğim okuluma dönmek için şu an neler neler verirdim. Hatta bir gün çok özlersin sonra diyenleri bir öpmek istiyorum. Varsa bildiğiniz hiç çekinmeyin söyleyin hepsine de hazırım valla!!!

Öğrenci olmanın en güzel tarafı okula hep eksik ekipman ile gitmek. Hele de yarın şunu getirin dendiyse… Yine de en keyiflisi, ucun bitip sınıfta uç aranması kısmıdır. Herkes birbirine bakar böyle anlamsızca ve “0,5 ucu olan var mı?” sorusu dostunu düşmanını gösterir insana cinsten :).

Karakter analizi yapmak için sorulan soru bile olabilir. Ne zaman bu muhabbetlere cevap vermemeye karar vermiştim, 0.9 kullanmaya başladım :).

Hatta kullandığım ne varsa değiştirdim. Hala hatırladıkça gülüyorum hele benim gibi kopya çeken olmadığını acı bir şekilde ifşa ettiğinde sevgili okul yönetimi, o akşamı da hiç unutamam :).

Şu an da birinden bir şey isteyecek olsan sanırım 0.5 uç değil kimse günahını vermez başkasına. O derece olduk.  Ne diyelim zamanın merhametsizliği içinde yaşamaya çalışan ve kendi adıma söyleyebiliyorum ki iyi insanlar olarak azınlıkta debeleniyoruz.

Şu cümlenin bile ne kadar değerli olduğunu unuttuk ve konu hep değişti. Maalesef bizi biz yapan en değerli özelliklerimizi hep başkalaşmaya yüz tuttuğumuzdan kaybeder olduk.

 Aslında en hazin kısmı da burası “başkalaşmak” yani herkes gibi olmak. Sana dair en ufak bir güzel özelliğinin ortada kalmaması. Ne söylenebilir ki bunlar zaten yaşadıklarımız gün sonu çıktısı.

Ne zaman bir şeylerin değerini hala eskiden olduğu gibi devam ettiren bir köşe bulsam orayı kaybetmemek için güncelliyorum.
Çünkü bana beni hatırlatan ve eskiye olan özlemi yok etmek için kapıda duran o “başkalaşmak” kısmı bana çok acımasız geliyor. Bu sebepten kendi doğrularımın kimine göre yanlış olduğunu bile görsem gene de beni ben yapan güzellikleri kirletmemek için başkalaşmıyorum. Gerçi yenidünya insanı buna politik olmak veya günün adamı olmak gözüyle baksa da gerçekten değerlerimizi kaybetmemek için yaşamalıyız. Ve kendimizi beslediğimiz en güzel ve manevi dayanağımızın bu olması gerek.

Eee ne demişler doğru söyleyenin yalancısı çok olur ama siz gene de siz olun eksiğinizi ya da hatanızı söylemekten çekinmeyin. Kimilerine ağır bile gelecek olsa kimsenin kalp sızısı olmayın. Hele hele durduk yere kimseye kalıcı hayal kırıklıkları yaşatmayın. Şu cümleyi hatırladıkça yüzünüz gülümsesin. Çünkü gerçekten bir zamanlar bizler bu kadar saftık. Tek ihtiyacımız 0.5 uç meselesiydi.

Herkese şimdiden harika bir hafta sonu dilerim.

Hayal kurmaktan asla vaz geçmeyin ve tutkularınızın her zaman gerçek olma ihtimaline ağırlık verin. Tutukluluklarınızın değil. Hayatta ki en güzel şey birisinin gülümsemesine sebep olup onun öylece uyuduğunu bilmektir.

Birilerinin hep huzuru olun…

SEVGİLERİMLE

Bu arada bir yeni yıl yazısı geliyor ki amaaaaan amaaaan diyebiliyorum. Geçen seneyi #simurg la kapamıştık bu sene de küllerinden doğan güzeller güzeli Anka kuşuna teşekkür edip özgürce kanatlanmanın ve hatta uçmayı bilmeden kanat çırpmanın hikâyesi geliyor.

Daha bir sürü şey geliyor yani menü oldukça karışık.

Sizleri seviyorum love u all 🙂