Ben bir zamanlar hiç adını duymadığım bu hastalığa bir aralar yakalandım sanki… Sürekli bir sonraki güne, haftaya, aya diye bıraktığım işlerimi erteler dururdum. Ayrıca bu durumdan da gayet memnundum. Her şey boş ve tatlıydı. Sanki kafamın içine format atmıştım ve değerli bilgileri de kasaya kaldırmıştım. O derece rahat bir durumdu yani korkulacak bir şey yok :).

Cidde yazımda yazmıştım “erteleme hastalığı” denen bir şey var diye. Gerçekten var inanın ki. Uzaklarda bir yerlerdesiniz ve sürekli evinizi, sevdiklerinizi oradan izliyor ve özlüyorsunuz bir çeşit diyet gibi. Her gün aynı doz ve aynı ölçü de. Bu durum ne zaman boyut değiştirmeye başlıyor işte o zaman bu hastalıkta bitiyor. İşin en tatlı kısmı bu kalıcı bir durum yok :).

Kısa süreliğine girdiğiniz bir süreç… Hani böyle bangır bangır yazarlar ya hayatı ertelemeyin diye. Hayatınızı erteleseniz ne olacak ki? Ne de olsa yarını bilmiyoruz.

Aslında bu hayatı ertelemekten çok yapılacak işleri ve planları bilip inadına yapmamak gibi bir şey. Beyninize inat düşünceleri susturmak gibi bir şey diyelim. Bir gün uyanıyorsunuz ve kalk hadi oluyor zihin. Ve o an her şey son buluyor.
Durum ben de böyle işliyorken her konuda hayatımda böyle olmuşumdur. Dururum dururum ve bir gün gelir yastığımın altında durmadan çalan telefonumun alarmını susturmak yerine her şeyi kapatırım ve konuya girerim. İlacı falan var da kullandım sanmayın inanın ki bir profesyonele gitseniz sorunu başka yerlerde aramaya başlar. Hâlbuki sorun yok diplerde falan bir dert yok sadece beyninizi mute konumuna alıyorsunuz sonra o tuş kendiliğinden tekrar devreye giriyor.

Arada bir yapmak lazım demiyorum asla tabii ki 🙂 yapmayın ama insan beyni zamanla taşıdığı duygusal düşünceleri kaldıramayabiliyor ve kendini durdurmaya başlıyor. Bunu da dünya üzerinde hangi konumda ve durumda iseniz ona göre şekillendiriyorsunuz o kadar.

“Bazen bir şeyin değeri ona ulaşarak ne kazanıldığıyla değil, ona ulaşmaya çalışırken nelerden ödün verildiğiyle belirlenir.”
Nietzsche

Bu adamı ne kadar çok anıyorum sanırım geçmiş hayattan falan tanışıyor olmamız lazım ya da Nietzsche’de bir zamanlar erteleme hastalığına tutulmuştu kim bilir…

İnsan sadece çoğu zaman gerçeğin kendisiyle değil de, beyninin içinde olan imgeleştirdiği sezilerle karar verir. Duygularına yön verir ve sadece bir gün “hadi kalk” dersin ve konu kapanır.

Yaşadığımız beden ve hayat çok kıymetli kendinizi çok sevin.

Sevgilerimle,
Merve♥

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir