Ne zaman böyle suyun sesi camın dışından içeriye misafir olsa aynı sessizliğe teslim oluyorum. Elimde olmayan tabiat koşullarım sanırım buna sebep oluyor hani bir yen-geç burcu olmanın en önemli özelliği su neredeyse orada olmaktır ya, belki de kontrol edemediğin suyun akışına teslim olmak bunun adı. Bana hep okul yıllarımda eve bir bahaneyle dönüp en sevdiğim battaniyemin altında uyuduğum günleri, Ankara’yı, bahara açılacak sayısız neşeli günleri hatırlatıyor yağmurun kendisi.

Ben değişiyorum, seneler geçiyor, mevsimler değişiyor ve hatta iklim ama duygular hiç değişmiyor. Nerede neye o hisle gömülsem o benden bir daha asla gitmiyor. Aynı bugün gibi, dünde bıraktıkları gibi karmakarışık bir var oluş hikâyesi bu nereden tutsam ucunu bir yere varamam bu yazılar bitmez yani…

Niye bilmiyorum 10 sene önce sakladığım bir yazı geldi önüme, bugüne dair 10 sene sonra belki de tekrar açıp okuyacağımdandır.
Tıpkı bugün ki gibi aynı duyguları taşıyor olacağım içindir belki de “hiçbir şey değişmez”.

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin. İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “ Peki, o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki. Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asıl olan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…

Nazım Hikmet Ran

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Song- Billie Eilish – Everything i Wanted

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir