Çok sevdiğim Odessam…

Anne tarafından anavatanım ve komik insanların genetik olarak fazlaca üremiş olduğu güzel iklim.
Ne desem nasıl tarif etsem yetmez.
Görüldüğünde kendine hayran bırakan manzarası, yumuşacık havası adeta huzurun ortasında hissettirir bana kendimi.
Toprak kısmi olarak çekiyor. Ne kadar böyle desem de sene de 1 kez bile gidemiyorum son zamanlarda.

Yurtdışından ev alma hakkımı orada kullanacağım kesin.

Tüm dünyada olduğu gibi, 1 Nisan’da Odesa’da da şakalarla geçen bir gün yaşanır.
Şaka Festivali var gerçekten şaka değil.
Odesa merdivenleri, Yedi Kilometre pazarı, Pototsky Sarayı derken kendinizi burada kaybedebilirsiniz.
Neler neler var her  şey renkli ve sizi kendine çekiyor adeta.

 

Odesa’da el yapımı ürünler oldukça popülerdir.
Kupalar, küçük sandıklar, el yapımı takılar, el örmesi giysiler derken valizinizi bir dolu hatıra ile doldurabilirsiniz.
Yerel bir ürün dediğinizde tabii ki matruşkalar gelir akla ve oldukça da şekerdir hepsi.

Eski Rus zamanlarında, işçiler arasında Matryona veya Matrioska çok meşhur ve beğenilen bir bayan adıydı.
Akademisyenler bu ismin kökeninin Mater, yani anne olduğunu söylemektedirler.

Bu ismin büyük bir işçi ailesinin sağlıklı, canlı ve iri görünüşlü anneleri tasvir ettiğini düşünmekteler.
Bunun sonucu olarak Matruşka, içine başka bebekler sığdırılarak yapılan, parlak boyalı tahta figürlerin ismi haline gelir.
Yani hikâyesi gene Ana’dan doğar. Bu bebeklerin hep tek sayıda olmasının nedeni ise, Rusların tek sayının uğuruna inanmalarıdır.
Matruşkalar genelde geleneksel Rus kıyafeti olan “sarafan” giymiş bebekler şeklinde boyanır ancak bazen eski Sovyetler Birliği liderleri olarak çizilmiş olanları da vardır.

Şehrin merkezi Deribasovskaya Caddesidir ve trafiğe kapalıdır.
Burada dilediğiniz gibi alışveriş yapabilir, önü açık kafeteryalarda atıştırabilirsiniz.
Geceleri de ışıklandırıldığından oldukça keyiflidir.

Türk erkekleri maalesef her yerdeler ve timsah gibi gezip kızlara saçma sapan İngilizceleriyle sorular soruyorlar.
Hani böyle sahnelere sıkça şahit olabilirsiniz. Malum Odessa dendiğinde bir de kadınının güzelliğinden bahsedilir ki bu da başa bela bir durum olmuştur.
Kendi adımıza utanç olarak görüyorum bu sarkıntılığı. Ayrıca karısından, kız arkadaşında gizli gelmiş birçok tanıdığımı da görmüşlüğüm var burada.
Ne yazık ki kendi kültürümüzü bile oldukça yavan şekilde tanıtıyor olmamıza bir anlam veremiyor ve kendilerini sit-com’ların malzemesi olarak görüyorum.
Gene de gidecek olanlara tavsiyem tenhalarda fazla gezmeyin, her önünüze gelene güvenmeyin. Kafe-bar ve restoranlarda içeceğinizi önünüzde açtırın.

Odessa, Ukrayna’nın güneybatısında şehir ve aynı isimdeki Odessa ilinin yönetim merkezidir. Karadeniz kıyısındaki en büyük limanlardan birine sahiptir. 2004 yılı itibarı ile nüfusu 1.012.500’dür. Kiev ve Kharkiv’den sonra 3. en büyük Ukrayna şehridir. Önemli bir demiryolu kavşağı ve otoban bağlantı noktası olup aynı zamanda önemli bir endüstriyel, kültürel, bilimsel ve tatil merkezidir. Tahıl, şeker, makine, kömür, petrol ürünleri, çimento, madenler, hint keneviri ve kereste, Odessa limanında ticareti yapılan en önemli ürünlerdir.

Odessa, aynı zamanda, askeri bir üstür ve balıkçılık ve antarktik balina avcılığının da ana üssüdür.
Şehirde, gemi inşası, petrol rafinesi, makine inşası, metal işçiliği, gıda üretimi, kimyasal madde üretimi, giyim, ağaç işçiliği, makine yedek parçaları, hint keneviri ürünleri ve ipekçilik gelişmiştir.

Pek çok büyük sağlık merkezleri de şehir çevresindedir. 1865 yılında kurulmuş bir üniversitesi, 1809 yılında inşa edilen bir opera ve bale tiyatrosu, 1825 yılında yapılan bir tarih müzesi, 1830 yılında inşa edilen bir belediye kütüphanesi, 1871 de inşa edilen bir astronomik gözlemevi, 1883 – 1887 yılları arasında inşa edilen bir opera binası ve 1898 yılında yapılan bir resim galerisi vardır.
Halkı, Ukraynalılar, Ruslar, Yahudiler ve Yunanlıların ağırlıklı olduğu kozmopolit bir yapıya sahiptir.
Şehrin, 3. ve 4. yüzyılda ortadan kalkan antik yunan kolonisinin yerini doldurmakta olduğu söylenir.
14. yüzyılda, Litvanya egemenliği altındaki şehir, khadzi-bei (gazi bey) adı ile anılan bir kırım tatar kalesi ve ticaret merkezi olmuştur.
1764 yılında buraya limanı korumak için “yenidünya” adında bir kale kuran Türkler tarafından alınmış, 1789 yılında ise Rusların eline geçmiştir.
1792 yılındaki Jassy anlaşması ile, Türkler Dniester ve Buh arasındaki Odessa’nın da içinde olduğu bölgeyi buraları tekrar bir kale, ticari bir liman, ve deniz üssü olarak inşa eden Ruslara bıraktılar.

Şehir, bu kalenin etrafında çok kısa bir sürede Ukrayna’nın tahıl ticareti merkezi olarak gelişti. 19. yüzyılın ikinci yarısında demiryolunun gelmesi ile şehrin önemi daha da arttı. 1819 – 1849 yılları arasında serbest limandı ve 1866 yılında Kiev, Kharkiv ve Romanya şehri olan Jassy ile demiryolu bağlantısı kuruldu. Sonrasında da, endüstrileşme başladı.
Odessa, Bulgar ve Yunan vatansever göçmenlerinin, Ukrayna kültürel ve milli hareketinin, Yahudi kültürünün, çalışma hareketinin ve sosyal demokrasinin merkezi olmuştur.

Şehirdeki ilk işçi organizasyonu 1875 yılında kurulmuştur. Odessa, 1905 deki potemkin zırhlısı denizcilerinin yaptığı ayaklanmanın da olduğu yerdir. Türkiye, 1. dünya savaşında Çanakkale boğazını müttefiklere kapatınca Odessa limanı da kapandı ve daha sonra Türk donanması tarafından bombalandı. Ardından 1917 Bolşevik devriminde, kızıl ordu 1920 yılında gelip de şehri generalden teslim alıp Sovyetler birliğine katana kadar art arda merkezi güçlerce işgal edildi.

2. dünya savaşı sırasında, Ekim 1941 de, şehir Romen ve Alman kuvvetlerinin eline geçti. Sovyet ordusu sayesinde bağımsızlığını kazandığı 1944 Nisanına kadar, Transnistra’nın başkenti sıfatı ile Romanya’nın yönetimi altındaydı. Bu dönemde, işgalciler tarafından pek çok bina yıkıldı ve söylentilere göre çoğu Yahudi olmak üzere 280.000 sivil katledildi ya da yurtdışına sürüldü.
Günümüzdeki Odessa, çevresindeki kasabalarıyla birlikte 2.5 milyon kişilik bir şehirdir. Limanı gören teras misali bir tepe üzerine kurulmuştur. İklimi yumuşak ve kurudur. Ortalama sıcaklıklar, ocak ayında – 2 derece, temmuzda ise 22 derece civarıdır. Sadece 35 cm yağış alır. Sağlık amaçlı pek çok tesisi vardır.

Şehirde en çok konuşulan dil Rusçadır. Ukraynaca da resmi dildir ve pek çok tabela bu dildedir. Ruslar Odessa’yı “odessa” olarak, Ukraynalılar da “odesa” olarak okurlar.
Odesa ayrıca “Karadeniz’in incisi” , “Odessa anne”, ve “güney palmira” olarak da anımsanır.

Para birimleri: Ukrayna Grina’sıdır. Ukrayna Grivnası’da denir.

SEVGİLERİMLE,

MERVE♥

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir