Umutlar olmasa yarının ne anlamı olur ki?
Ne kadar karanlık olursa olsun mutlaka ışığın önüne çıkacaktır. En zor gecelerin sabahları olduğu gibi.
İnsan bedenine hâkim olamadığı zamanlar da bile uyku en güzel sığınaktır.
Ben hep hayal kurarım uyumadan önce. Çünkü bir türlü sonunu bitiremeden uyuya kalırım. Bu benim uzun zamandır bulduğum en iyi uyku modu.

Ayrıca bir kaçıştan çok yeni bir güne aydınlık günaydın demek anlamına geliyor benim için. Her gün, her sayı, her mevsim başka… Ben hepsinde başkayım. Asla aynı kalmıyor ve değişime kapılarımı artık zor da olsa açık bırakmayı öğrendim.

Değişim demişken;
Umut etmezsen kapkaranlık bir sabaha daha uyanırsın. Gözlerini her geceye kapadığında yarının olmayacağı ihtimalini de bilip, ışığı dilemek en güzeli. İşte değişim böyle başlar insanın içinde.

Bir şeyler artık seni tatmin etmediğinde arayışa girer ruhun. Karanlık bile olsa orası asla arayış bitmez. Taa ki onu bulana kadar.
Ne olursa olsun hayat bildiği gibi gelecek ve yarın yeni bir gün olacak… Nefes alırken, bu bedenin içinde kıpırdayan her bir hücrenin sağladığı yaşamsal güç bizlere, her niteliği verse de bazen elimizden bir şey gelmiyor. Öylece orada oturup beklemekten başka bir seçenek yok…

Ama aslında var!
Ruhun kendini beslediği bütün duygular kendini suya bıraktığında istese de istemese de katiyet ile yolunu bulacaktır. Buna her durum örnek olabilir.

İçinde geçen zamanın bile tutamadığı o karmaşık düzen bir şekilde bildiği gibi ilerliyor… Ne sözler, ne kelimeler yetmiyor bir şeyleri değiştirmeye…

Zaman ilerliyor… Ve aslında zaman kısıtlı…

Tam da bu noktada gidiş-dönüş bileti yakmadan oturacağın bazen de değiştireceğin koltuğunu iyi seçmen gerek. Korkularından ve endişelerinden arınarak kendini teslim etmen gerek. Mucizelere inanmak bizim doğamızda var. Bir yandan da mucizelerin bizim ışığımızla geldiğini de unutmamak gerek.

Kelebeğin ömrü bilinen 24 saat ama bazen ne o kadar kısa, ne de o kadar uzun. Saniyelerle yarışıyoruz farkında olmadan. Umut olmazsa ne baharın ne de kışın tadı var… En ağır çaresizliklerin bile ruhani yükselişi yarına edilen umut duygusu ile yol alır.

“Kimi zaman, toprağa gömmekten başka bir şey kalmamışçasına üzgün bir tavırla konuşuruz.”
Madame de Sévigné

İşte böyle umutsuzluk içimize işler ve en sinsi hastalık gibi kendini uyumlar bedene.

Neden başka çareler olmasın ki?

^^EĞER HAYATTAYSAN ^^

Mantık o zaman bunun neresinden geçiyor dersin? Kıyısından mı köşesinden mi?
İnsan aynı bir açılmamış kitap gibi, içini açınca görüyorsun neler olduğunu ve sayfaları çevirdikçe tamam diyorsun evet bu yüzden.
İşte tam bu yüzden hiçbir şey kalmamışçasına toprağı eşeliyorsun.
Eşeledikçe de mutsuz oluyorsun çünkü aradığın toprağın altında değil, senin kendi içinde.

 

SEVGİLERİMLE,
MERVE♥

 

 

 

Kısa Kısa…

Madame de Sévigné
Marie de Rabutin-Chantal, marquise de Sévigné ya da kısaca Madame de Sévigné, yazdığı mektuplar ile tanınan Fransız aristokratı.
Madame de Sévigné, incelikli espriler ve neşenin hâkim olduğu mektuplarının çoğunu kızına yazmıştı.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir