Gerilimin Babası
Alfred Hitchcock

Ben ona daha çok aslan burcunun kült özelliklerini taşıyan deha diyebiliyorum. Bu arada aslan burcunu çok severim. Ne yazık ki ortada kutlanacak bir şey yok bugün kendisinin ölüm yıl dönümü. Kimseler hatırlamayabilir ama unutulmazlar arasına girmiş klişe düşmanı deha Hitchcock’u hatırlatmak istedim. Hatta ben ölümünden bile 5 yaş küçük olmama rağmen kendisinin hayranları arasındayım.
13 Ağustos 13 Ağustos 1899, Leytonstone, Londra doğumludur. Tam adı Alfred Joseph Hitchcock’dur.

 
Mühendislik eğitimi gören Hitchcock; Psycho, North by Northwest, Vertigo, Rear Window ve The Birds gibi klasikleşmiş filmleriyle tanınır. Tüm zamanların, gelmiş geçmiş en iyi Yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. Gerilim ve Cinayet ustasının 70’ye yakın filmi mevcuttur.
Hitchcock çocukluk yıllarını ailesinin bakkal dükkânında geçirmiş ve de koyu bir Katolik olarak yetiştirilmiştir. Hitchcock, Londra’daki Ignatius College adlı Cizvit okulunda öğrenim görmüş ve okul arkadaşlarınca ona “Cocky” yani “Burnu Havada” lakabı verilmiştir. Koyu Katolik eğitiminin sebep olduğu “Katolik Sanatçı” damgasını her zaman yalanlamış ve işlerinde dini yönlendirmelerin olduğunu inkâr etmiştir.

Babasının ve annesinin kendine has terbiye yöntemleri vardı. Babası, henüz beş yaşındayken eline bir not tutuşturup onu karakola gönderdi. Notu okuyan polis, babasının isteğini yerine getirerek Alfred’i hücreye attı. 10 dakika sonra da “Kötü çocukların başına böyle şeyler gelir” diyerek bıraktı. O günden geriye, polis tarafından suçsuz yere cezalandırılma korkusu kaldı. Bu temayı ileride filmlerinde sıkça kullanacaktı.
Zaman zaman ceza olarak kendisini yatağının önünde saatlerce tek ayaküstünde bekleten annesi de, filmlerinde kaçık anne tiplemesi ile yer bulacaktı.

Benim için filmlerim ahlak hakkında herhangi bir değerlendirmeden daha önemlidir dese de günah, suçluluk, ceza ve pişmanlık temaları filmlerinin ana öğeleri olmuştur.

15 yaşındayken babasını kaybeden Hitchcock, evlenene kadar annesiyle birlikte yaşadı. 1926’da Alma Reville ile evlendi ve iki yıl sonra ileride Sapık ve Trendeki Yabancı filmlerinde rol alacak kızı Patricia doğdu. Ölene kadar oğlunun üzerinde müthiş bir baskı uygulayan anne, ünlü yönetmeni ve karısını tatillerde bile yalnız bırakmazmış. Ne Anne ama :).

Babasını kaybettikten sonra çalışmak zorunda kalan Hitchcock, 1920’lerin başında ilk işine reklamcılıkla başladı. Ardından da Londra Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Sonrasında Islington’da ünlü bir Amerikan şirketi olan Famous Players-Lasky Film Stüdyosu’nun Londra şubesinde prodüktör yardımcısı olarak çalışmaya başlamış. 1920 başlarında sessiz filmlerin ara yazı tasarımlarını hazırlayan Hitchcock, bir süre sonra sessiz filmlerin yönetmeni oldu. Bu çıraklık döneminde tüm yönetmenlik kariyeri boyunca koruyacağı fikirleri oluşturdu.

Ancak geri de neler bıraktı ve onun hakkında bilinmeyenlerle ilgili bir derleme yaptım ve de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bütün sinemaseverlerin mutlaka bir kez bile olsun izlediği bir filmi vardır. Tabii ben buna korku türünden hoşlanmayanları da dâhil ediyorum.

Kendisinin ilk sinema filmi denemesi 1922 yılında “Number 13” ve komedidir. İnanmayanlara bir gerçek daha :). Ama filmi tamamlayamamıştır. İkinci çalışması “Always Tell Your Wife” (1923) bu da kısa komedi filmidir. “The Pleasure Garden” (1925) dram ve romantizmin sentezlendiği üçüncü filmidir. Bakmayın adamın adı korku ile ünlendiğine aslında sinemaya girişi tamamen masum. Zamanla seyirci kitlesi ve bence o zamanlar bile insanların korku filmlerine olan sempatisi yüzünden kendisi bu senaryolara imza atmıştır.


Siyah beyaz filmlerin sihirbazı, sinema dehası, klişe düşmanı ve en şeker kısmı da başrol aktrislerine her zaman platonik âşık olan adam… Usta yönetmen hakkında, kariyeri boyunca söylentiler eksik olmadı. Başrolleri sarışın kadınlara veren yönetmenin sarışınlara takıntılı ilgisi, zaman zaman kadın düşmanlığına varan tavırları, sette oyuncularına yaptığı soğuk şakaları, aldığı Katolik eğitimle ilişkilendirilen tutucu davranışları ve bu yönelimlerin filmlerine dolaylı yollardan sızması onun karanlık taraflarıydı.

Düşünün ki bir fabrikatörsünüz sadece elinizdekileri çoğaltmak ve büyütmek için çaba sarf edersiniz. Ama aynı şey sinemada da vardır. İlham alınan mutlaka bir ayrıntı vardır.

Hitchcock 1934 yılında sonra ününü dünyaya duyurduktan sonra 1939 yılında İngiltere’den ayrıldı ve Hollywood’a yerleşti. Burada ki ilk filmi “Rebecca” ile 1940 yılında “en iyi film” Oscar’ını kazandı.


Hayatı boyunca da toplam birçok ödüle layık görüldü. Ama kariyeri boyunca beş kere aday olduğu En İyi Yönetmen Oscar’ını hiç kucaklayamadı.

1979’da Amerikan Sinema Enstitüsü tarafından Yaşam Boyu Başarı Ödülü ile onurlandırıldı. 1980’de ise Kraliçe II. Elizabeth tarafından “Sir” ilan edildi.

1946 yılında çektiği “Notorious” filmi o dönemlerde ki en etkili Hitchcock filmi oldu. North by North West ve Psycho geç dönemin en ünlüleri olarak hafızalara kazındı.


Türkiye’den Ara Güler ve Atilla Dorsay’ın yolu ünlü yönetmenle kesişti. Dorsay 1972’de Cannes Film Festivali sırasında Carlton Oteli’nde usta yönetmenle iki saatlik söyleşi yaptı. Dorsay bu söyleşiye “Yüzyüze: Sinemacılarla Konuşmalar” ve “Sinema ve Unutulmayanlar” kitaplarında yer verdi.

Ünlü fotoğrafçı Ara Güler de usta yönetmen ile çalışmasını şöyle anlattı: “Onunla yaptığımız çalışmayı unutamam. Onun çekimi biraz sıkıntılı olmuştu. Ayaklarını ön plana alarak bir fotoğraf çekmek istedim. Hitchcock da rejisör olduğu için, fotoğraf işlerini de iyi biliyor. Karşımda kurnazca hareketler yapıyor. Çalışırken sanki rol yapıyor, sesler çıkartıyor, oyun oynuyordu. Sabah 11’de başladığımız çalışma akşam 5’te bitti. Bana kızdı başlarda, sevmedi. Ben içimden “Yahu ben Picasso’larla falan çalışıyorum, sen de kim oluyorsun! Sen Hitchcock’san, ben de Ara Güler’im” diyorum. Ama sonra alıştık birbirimize. Şakalaşmaya başladık. Baktı ki, ben ondan daha matrak biriyim, rahat rahat çalıştık” dedi.

 

#tarihtebugün
#unutulmayanlar
#AlfredHitchcock

 

Sevgilerimle,
Merve♥

 

Kaynakça;
http://www.yasamoykusu.com/biyografi-12010-Alfred_Hitchcock
https://www.goldenglobes.com/person/alfred-hitchcock
https://www.imdb.com/name/nm0000033/awards
https://listelist.com/alfred-hitchcock-sinemasi/

1 cevap
  1. Serap Katlan
    Serap Katlan says:

    Kadın oyuncularina zor zamanlar yaşatiyormuş. Mesela Kuşlar filminin oyuncusu Tippi Hedren’in bayağı canını sıkmış.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir